Ali Rıza Efendi Kültür Evi

“Kentsel Sit Alanı” olarak tescil edildikten sonra Kırklareli kent belleğine geri kazandırılmak üzere hummalı çalışmaların yürütüldüğü Yayla Mahallesi; tarihi, mimari ve kültürel dokusuyla şehri ziyaret edenlerin son yıllardaki en önemli uğrak noktalarından biri olmuştur. Bu ziyaretçi artışında son senelerde mahalleye kazandırılan ve yeni nesil sergileme anlayışıyla bir etnografya müzesi gibi düzenlenmiş kültür evlerinin katkısı büyüktür. Onlardan biri olan Ali Rıza Efendi Kültür Evi, Türkiye ile birlikte üç Balkan ülkesinin katkı sunduğu sergilemeleri ile bu kadim mahallede geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğine kadar hoşgörü ekseninde komşuluk etmiş halklarının çok kültürlü yaşamına zamanın ötesinden dokunabilmenin kapılarını aralıyor.

Proje Hakkında

Ali Rıza Efendi Kültür Evi’nin hizmet verdiği yapan bina Yayla Camii ve Tevfik Fikret Yatılı Bölge Ortaokulu’na komşu olup, Yayla Mahallesi’nde Mektep Sokak ile Laleli Sokak’ın kesiştiği noktada yer almaktadır. Diğer kültür evlerinden olan Kırklareli Belediyesi ATATÜRK Evi ile Kırklareli Valiliği İl Özel İdaresi Kültür ve Sanat Evi’ne hepi topu birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi © Trakya Gezi Rehberi

Yayla Mahallesi’nde tescillenmiş yirmiye yakın sivil mimarlık örneği arasında yer alan bina 1800’lü yılların başında bir Yunan ailesine konut olması amacıyla yapılmıştır. Bu el değiştirişlerdeki zaman belli olmasa da binada sonraki yıllarda bir Bulgar ailenin oturduğu biliniyor. Binanın son sahibi ise bir Türk ailedir. Konağı bir Rum doktorun mübadele ile Kırklareli’den gitmesinden yaklaşık 8 yıl sonra almış olan ve 1930 yılında konağın merdivenleri başında çekilen fotoğrafını kültür evinin giriş holünde görebileceğiniz terzi Abdullah KILIÇ konağın en son sahibi olmuştur. Uzun yıllar Kırklareli’nin bu sevilen esnafı ve ailesine ev sahipliği yapan bina onun vefatından sonra kullanılmayarak atıl ve bakımsız duruma düşmüştür. Bina Kırklareli Belediyesi tarafından kent müzesi yapılmak üzere 12.07.2012 tarihinde Kılıç’ın varislerinden bedeli ödenerek alınmıştır. Böylelikle bugünkü işlevine giden yolun önü açılan konak Trakya Kalkınma Ajansı’ndan alınan finansal destek ile restore ettirilerek 20 Aralık 2017 tarihinde Ali Rıza Efendi Kültür Evi ismiyle hizmet vermeye başlamıştır. İki katlı ahşap binanın odaları bir etnografya müzesi anlayışıyla, mahzen kısmı ise belediyenin kültürel ve sosyal faaliyetlerine ev sahipliği yapmak üzere düzenlenmiştir.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi

Yayla Meydanı’na açılan ana bahçe kapısının hemen gerisinde yer alan birkaç sıra taş merdivenle binanın ana kapısının açıldığı sahanlığa ulaşıyorsunuz. Bu kapı sahanlığının hemen üzerinde ikinci katta bulunan balkon çıkması yer almaktadır. Bahçe kapısından girişin hemen solunda ise bir su kuyusu dikkati çeker.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi’ne neredeyse balkon çıkmasına kadar uzanan iki kanatlı, yüksekçe ahşap bir kapıdan girilmektedir. Kapının her iki kanadının bitiminde iki pencere bulunur. Kapının hemen gerisinde bulunan yaklaşık yarım metre genişliğindeki bir alan giriş katına ait kottan yaklaşık bir merdiven yüksekliğinde düşük tutulmuştur.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi holündeki ceviz konsol © Trakya Gezi Rehberi

Ana giriş kapısının açıldığı bu ana holün sağ yakasında Yunanistan ve Karadağ Odaları yer alırken, sol kanadında ise Bulgaristan odası ile alt katın diğer odalarına ve üst kata çıkan merdivenlere açılan bir kapı açıklığı yer almaktadır. Konukların karşılandığı bu ana holde karşı duvarda konağın en eski parçası sayılabilecek bir konsol bulunmaktadır. Konsol’un hikayesi terzi Abdullah efendinin ( Kılıç ) 1930 yılında konağı almasından öncesine dayanır. Konağın bir önceki sahibi olan Rum doktor 1922 yılında konağı terk ederken çok ağır olduğu için konsolu burada burada bırakmıştır. Terzi Abdullah konağı alana kadar geçen zamanda kimse terk edilmiş bu konaktaki konsola ilişmemiştir. Sonraki sahiplerince de giriş holünde kullanılan konsol böylelikle günümüze ulaşmayı başarmıştır.

Terzi Abdullah Kılıç konağı aldığı 1930 yılındaki bir fotoğrafta görülüyor © Trakya Gezi Rehberi

Konsol gerekli onarımlardan geçirildikten sonra Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun armağanı olan ve çoğunluğu takı ve süs eşyalarından oluşan tarihi objelerin sergilenmesine ayrılmıştır. Kurmalı bir bekçi saati ile eski bir traş makinesi de bu konsolda kendine yer bulmayı başarmıştır. Konsolun hemen yanı başında, üst kat merdivenlerine çıkan kapının uğrunda ise konağın son sahibi terzi Abdullah Kılıç’ın 1930 yılında konağın merdivenleri başında çektirdiği bir fotoğraf yer almaktadır.

Giriş holünün açıldığı sağlı sollu üç oda ilgili ülkelerin yetkilileri tarafından düzenlenerek Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan odaları olarak düzenlenmiştir.

Bulgaristan Odası

Giriş holünün kapıya göre solunda yer alan Bulgaristan odası daha ziyade bir etnoğrafya sergilemesi olarak düzenlenmiştir. Odada komşu ülkenin yeme içme kültürüne, farklı statü ve cinsiyette kişilere ait giyim kuşam örneklerine, kırsal yaşamına dair betimlemeler ile bunlara ait bilgilendirme yazıları yer almaktadır.

Bulgaristan Odası Sergilemesi’nden bir köşe © Trakya Gezi Rehberi

Bu sergilemeler arasında yer alan örekelerin hikayesi çok hoştur. Öreke yün eğirmek için kullanılan el aletleridir. Pamuk eğirmek için kullanılan daha küçüklerine “bubayka öreke” yahut “likatka” denmektedir. Bulgaristan’da örekeleri kullanarak yün eğirenler erkeklerdir. Erkekler sevdikleri kız için bu örekeleri kullanırlar ve yaptıkları ürünleri sevgilerini belli etmek için yavuklularına hediye ederlermiş. Bu gelenek hala bile birçok Bulgaristan yerleşiminde sürdürülmektedir. Genç kız erkekle aynı hisleri taşıyorsa hediye edilen örekeyi alır ve teşekkür ederek hislerini belli edermiş.

Duvarda kırsal yaşama ait çoban sürülerinde kullanılan çan dizgisi hemen göze çarparken bu odanın en önemli parçalarından biri de yapıldığı tarihe ait süslemeleri ile dikkatleri çeken çeyiz sandığıdır.

Bulgaristan Odasındaki takı sergilemesi © Trakya Gezi Rehberi

Odada bir camekan içerisinde sergilenen kadın süslemeleri de bakışları bir o kadar kendisine yöneltmektedir. Alınlıklar, yüzükler, küpeler, çene altlıkları, gerdanlıklar, bilezikler gibi süslemeler Bulgar kadınlarının toplumdaki statüsünü gösteren, dini ve folklorik betimlemelere sahiptir.

1901 Kavaklı doğumlu Atanas’a ait ikon © Trakya Gezi Rehberi

Bulgaristan odasında hikayesi olan objelerden biri de Kırklareli’nin Kavaklı beldesinde doğup, 13 yaşındayken Bulgaristan’ın Sozopol şehrine göç etmek zorunda kalmış Atanas Kostadinov Atanasov’a ait bir ikonadır. 1901 yılında Kavaklı’da doğmuş olan Atanas hastalıklı bir çocuktur. Balkan Savaşları’nın çalkantılı günlerinin hemen ertesinde ailesiyle birlikte Bulgaristan’a göç etmek zorunda kaldığında tarihler 1914’ü göstermektedir. Beraberinde götürdüğü objelerden biri de hastalığı sebebiyle bir sığınak gibi gördüğü, kendi inanışına göre “tanrı ana”ya dair betimlemenin olduğu bu ikonadır. Bu ikona Anatas 87 yaşında ölene dek Bulgaristan’daki odasının duvarlarını süslemiş ve onu Kırklareli’ne bağlayan bir hatıra olarak o duvardan gülümsemiş. Onun ölümünden sonra alınan bu ikona Ali Rıza Efendi Kültür Evi’nin Bulgaristan odasına taşınarak onun bir manada Kırklareli’yle yeniden buluşması sağlanmış.

Yunanistan Odası

Giriş holünde, ana kapının hemen sağında yer alan ilk oda Yunanistan odası olarak ayrılmıştır. Oda Bulgaristan ve Karaağaç müzelerindeki etnografik sergilemelerden ayrı olarak daha çok belge ve fotografik öğelerle donatılmıştır. Yunanistan odasının düzenlenmesinde kullanılan objeler ve belgeler Dedeağaç Müzesi’nden buraya getirilmiş parçalardır. Odanın en belirgin özelliği ise sergilenen objelerin bizzat Kırklareli’nde yaşamış kişilere ait olmasıdır.

Balkan Savaşları’nın hemen ertesinde, 1914 yılında yapılan nüfus sayımına göre Kırklareli’nde yaklaşık dokuz bin Rum yaşamaktadır. Bu Rum nüfusun ileri gelenlerinin şehrin ticari, sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yeri olduğunu ilgili belgelerden anlıyoruz. İçlerinde doktorlar, avukatlar, eczacılar, esnaf ve ticaret erbabı yer almaktadır. Bu şahsiyetlere ait fotoğraflar odanın duvarlarında yer alıyor.

Yunanistan Odası’ndaki Kırklareli’nde yaşamış şahsiyetlere ait fotoğraflar © Trakya Gezi Rehberi

Odada yer alan fotoğrafların bir kısmı ise bu şahsiyetlerin yaşadığı, hizmet aldığı ve Yayla Mahallesi dokusunda hala görülebilecek olan yapılara ait fotoğraflardır. Bu fotoğraflarda Dododpoulos Konağı’nı, yakın zamana kadar Vali Faik Üstün İlkokulu olarak hizmet vermiş ve sonrasında kaderine terk edilmiş olan Rum İdadi Mektebi ( şimdilerde Trakya’nın en büyük butik oteli olması için çalışmalar yürütülüyor ) görebiliyorsunuz.

Fotoğraf koleksiyonu o kadar zengindir ki dönemin sosyo-kültürel yapısı hakkında önemli ipuçları vermektedir. Müzik okulu öğrencilerini, tiyatro kulübünü, bir Rum ve Türk ailenin birlikte pikniğini, 1920 yılına ait Türk ve Rum bayanların hıdırellez kutlamalarını gösteren fotoğraflar zamanın ötesinden gülümsemektedirler.

Odanın yüksekçe bir köşesinde sergilenen gelinlik de bu odanın önemli objelerinden birisi olarak hemen dikkati çekiyor. Gelinlik 1920 yılında Kırklareli’nde evlenmiş bir Rum bayana ait. Gelinliğin hemen altındaki küçükçe bir camekanda gözlüğü, gümüş çantası, eldiveni, ilaç ve koku kabıyla elbise fırçası sergileniyor. Bu Rum bayan mübadele ile Kırklareli’ne veda ederken bu eşyaları da beraberinde götürmüş. Gelinlikten yere kadar sarkan kırmızı bir iplik göze çarpıyor. Bizim geleneğimizdeki sevgi, sadakat ve aşkı temsil eden kırımızı kuşak benzeri bir vurgusu olan ipliğin yere kadar uzanmasının sebebi ise şöyledir : “Baba, anne ! Ben gelin gitsem de benim toprağım ( ipliğin yere değmesi ) senin yanın, senin ocağındır. Sadakatim de toprağa kavuşuncaya kadar sevdiğimindir.” Gelinliğin hemen altında yer alan, bir Rum askerin şehirde görev yaparken kullandığı çizmeler ise odadaki objelerden bir diğeri…

Bir Rum kadına ait gelinlik ve kişisel objeler © Trakya Gezi Rehberi

Odanın duvarlarındaki belgelerin önemli bir kısmını Kırklareli’nde doğan çocuklara verilen vaftiz belgeleri oluşturuyor. Belgelerde Rumlarca Kırklareli’ne verilen isim olan Saranta Eklesisas vurgusunu görebiliyorsunuz. Belgeler arasında üç belge oldukça ilginçtir. Bunlar; “eşek satın alama belgesi”, “evlilik sözleşmesi” ve  1909 yılında yapılmış bir “hayat sigortası” belgeleridir. Bir Fransız şirkete ait olan hayat sigortasının sahipleri hayatta olmasa bile şirketin hala faaliyetini sürdürdüğünü hatırlatmakta fayda var. 1910 yılında Kırklareli’nde evlenmiş bir çiftin düğün davetiyesi ile 1922 yılında evlenmiş bir başka çiftin evlilik belgesi Yunanistan odasındaki belgelere zenginlik katmaktadır. Dönemin resmi belgelerinde yer alan damga ve mühür örnekleri ise afişler halinde bu köşede sergilenmektedir.

Yunanistan odasında bulunan çekmeceli sandık Edirne ve Kırklareli’nde sarraflık yapan bir tüccara ait olan kıymetli bir parça olarak odada yerini almıştır. Dedeağaç Müzesi’ne bağışlanan bu parça yeniden Kırklareli’ne dönmüştür. Rakı damıtmakta kullanılmış ve hala çalışmakta olan imbik bu odanın bir diğer dikkat çeken objesidir.

Karadağ Odası

Karadağ odası Yunanistan odasının hemen bitişiğinde konumlandırılmıştır. Burada görülebilecek olan parçalar Karadağ’dan ve İstanbul’daki göçmen dernekleri eliyle Ali Rıza Efendi Kültür Evi’ne bağışlanmıştır. Balkan kültürünün ortak yansımasını temsil eden kırsal yaşamdan mutfak gereçleri, müzik aletleri, giyim kuşam örnekleri ile Karadağ’dan bazı şehirlere ait fotoğraflar bu odada görülebilir.

Karadağ Odası © Trakya Gezi Rehberi

Odada hikayesi olan parçalardan birisi ahşap beşik…Günümüzden yaklaşık 70 yıl önce Karadağ’dan Türkiye’ye göç eden bir babanın beraberinde getirdiği az sayıdaki eşyalardan biri beşiktir. Zira göç ederken bir yaşında olan çocuğu bu beşikte uyumaktadır. Ve o beşikte anavatanından uzakta ama Türkiye’’nin şefkatinde büyüyen o çocuk, 70 yıl sonra bu beşiği kendi elleriyle Ali Rıza Efendi Kültür Evi’nde düzenlenen bu odaya bağışlamıştır.

Yöresel kadın erkek giyimleri, kök boyasıyla yapılmış 1930 yılına ait bir dokuma kilim odada renkleri ile bakışları kendisine çekmektedir. Balkan coğrafyasında çok yerde rastlayabileceğimiz müzik enstrümanı olan akordeona duvardaki yöresel halk çalgısı “gusli” eşlik etmektedir. Geyik başı betimlemeli “gusli” bizdeki “kemençe”nin Balkan coğrafyasındaki yakın akrabalarından bir formu olarak düşünülebilir.

Türk Odaları

Giriş holünü üst kata bağlayan merdivenlerin hemen yanından uzanan bir koridorla birinci katta yer alan iki Türk odası sergilemesine ulaşılır. İlki bir “mutfak sergilemesi”, ikincisi ise bir özel koleksiyon olan “Fatma Efe Odası” sergilemesidir.

Mutfak Odası

Birinci kattaki Türk odalarından ilki bir koridorla ulaşılan mutfak sergilemesinin olduğu odadır. Mankenler ile bir yer sofrasının betimlendiği odada eski bir Kırklareli mutfağı betimlenmiş, oda eski mutfak gereçleri ile zenginleştirilmiştir. Yemek pişirmeye ve yemeye yarayan kap kacak, siniler, gübü denilen tokmaklı yayıklar, yer sofraları, duvarda ahşap bir tabaklık ile oturmak için el dokumalarından sedir ve yastık örnekleri gibi parçalar görülebilir.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi, Mutfak Odası © Trakya Gezi Rehberi

Bu odada görülebilecek olan ve yapının orijinalinde yer alan ocaklık ilginçtir. Restorasyona başlandığında bir parça tesadüf eseri ocaklığın ilk rengine ulaşılmıştır. Hal böyle olunca çalışmalar titizlikle sürdürülmüş ve bu ocak olabildiğince ilk haline yaklaşılarak mutfak dokusuna geri kazandırılmıştır.

Fatma Efe Odası

Mutfak odasından açılan bir kapı ile Fatma Efe Odası’na ulaşılır. Lüleburgaz’ın Ertuğrul Köyü’nde yaşamakta olan Fatma Efe yöre kültürü için özel bir isimdir. Gelecek kuşaklara aktarabilmek için senelerce biriktirdiği etnoğrafik ve tarihi örnekleri senelerce kendi köy evinde ve bahçesinde sergilemiştir. Bakımı zorlaşınca bu biriktirdiklerinin bir kısmını Ertuğrul Köyü’nde yapılan Kültür Evi’ne bir kısmını da Ali Rıza Efendi Kültür Evi’nde düzenlenen bu odaya bağışlamıştır. Bir köy odası betimlemesi içerisinde düzenlenmiş bu bölümde özellikle el işlerine ait seçkin örnekler, giyim kuşam örnekleri görülebilir.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi, Fatma Efe Odası © Trakya Gezi Rehberi
Üst Kat Merdiven Boşluğu

Üst kata çıkan merdivenlerin boşluğundaki bir bölümde özellikle kırsal yaşamda kullanılan eski tarım alet ve edevatına dair parçalar sergilenmektedir.

Üst kat merdiven boşluğundaki ktarım aletleri sergilemesi © Trakya Gezi Rehberi
Üst Kat Türk Odaları

Ahşap merdivenlerin bitimi ile alt katta vurgulanan giriş holünün üst kattaki benzerine ulaşılır. Merdivenlerin hemen bitiminde sola açılan kapı ise aynen alt kattaki gibi birinden diğerine geçilen Türk odası sergilemesine açılır. Bunlardan ilki eski bir oturma odası betimlemesi iken, diğeri ise eski Kırklareli evlerine ait yatak odası sergilemesidir.

Eski Kırklareli evi oturma odası sergilemesi © Trakya Gezi Rehberi

Geleneksel kıyafetlerle giydirilmiş cansız mankenler eşliğinde betimlenen Türk odasında duvarda bir tüfek, cam boyunca uzanan bir sedir, odayı kaplayan geleneksel motifleri olan bir kilim ile odayı ısıtmaya yarayan bir mangal tipi soba ile eski bir Kırklareli evinde rastlanabilecek sergileme sağlanmıştır.

Eski Kırklareli evi yatak odası sergilemesi © Trakya Gezi Rehberi

Oturma odasından, aynen alt katta Fatma Efe Odası’na geçişi sağlayan kapı gibi bir kapı ile yatak odası sergilemesine ulaşılır. Mavi yüzlü atlas bir yatağın başında bir mushaf, bir düğün fotoğrafı ile diğer duvarda ise bir duvar halısı görülmektedir. Odada bir de tahta beşiğe yer verilmiştir.

Üst Kat Holü

Alt kattaki holün uzanışına üst katta da rastlıyoruz. Ahşap merdivenlerle çıkılan holün bir duvarında bir boy aynası, çeşitli objelerin sergilendiği camekanlı bir konsol ile geleneksel kadın erkek giyimi ile bir gelinlik sergilemesi olan hol, alt kata girişi sağlayan kapı sahanlığının üzerine denk düşen balkon çıkmasına açılmaktadır.

Ali Rıza Efendi Kültür Evi, Üst Katı © Trakya Gezi Rehberi

——————————————

Kırklareli’nin kent dokusuna geri kazandırılan bu tarihi konak, Ali Rıza Efendi Kültür Evi adıyla hizmete alınarak özellikle Balkan coğrafyasından turistleri yöreye çekmeye talip olmuştur. Ali Rıza Efendi Kültür Evi, pazartesileri hariç haftanın her günü 09:30 -1 2:30 ile 13:30 – 17:30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail