Aşağı Pınar’da Çeyrek Yüzyıl

Emekli öğretmen Attila BİÇER Kırklareli’nin sosyal ve kültürel hayatının nabzını tutan özel bir isim. Kırklareli’nin 8 bin yılı aşkın tarihinin gözler önüne serildiği Aşağı Pınar kazı alanında bulunan açık hava sergilemesinde gönüllü olarak ziyaretçileri ağırlıyor. Bu uğraşı sırasında kazı ekibiyle özel dostluklar geliştiren Aşağı Pınar’ın “Attila Abisi”, duygu ve düşüncelerini, kentlilik bilinci ekseninde eleştiri ve önerilerini kaleme aldı. Daha önce Kırklareli Manşet Haber Gazetesi‘nde yayımlanan yazısını Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile de paylaşma nezaketi gösteren Attila BİÇER’e teşekkürler ediyor, sizleri onun yaşadığı kente dair incelikli ve vefa yüklü yazısıyla baş başa bırakıyoruz.

AŞAĞI PINAR’da 25 YIL

Temmuz ayı başlarında sessiz sedasız kentimize geldiler. Gelir gelmez hep yaptıkları gibi yoğun bir çalışma içerisine girdiler. Sabahları çok erken kalkıp, güneş kavurana dek arazide çalıştılar. Sözünü ettiğim insanlar, Aşağı Pınar arkeolojik kazılarını 25 yıldan bu yana sürdürenler.

Bazen yaban sığırı boynuzu buldular, bazen bir “bız”, bazen bir “hendek” ya da 8 bin yıllık ev temeli ile karşılaştılar; kömürleşmiş buğday taneleri ve bolca çanak-çömlek parçası buldular… Bulduklarını temizlediler, incelediler, fotoğraflarını çektiler, çizimlerini yaptılar, bazılarını sergilemek için hazırladılar, bazılarını arşivlediler. Ağustos sonlarında bu yılki çalışmalarını bitirip, geçen yirmi dört yılda olduğu gibi 25. yılda da sessiz sedasız kentimizden ayrıldılar.

 Çeyrek yüzyıldır yapılan çalışmalara pek çok değerli insan katıldı :

Kazı ekibini başında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan var. Doç Dr. Zeynep Eres, Yrd. Doç. Dr. Eylem Özdoğan, arkeolog Zeynep Sunal, arkeolog Erge Yurtdaş, bu yıl da emek verenler. Onların 25. yıllarını kutluyor ve Kırklareli’ye çok değerli katkılarından dolayı emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kazı alanında ve Trakya Araştırmaları Merkezi’nde (Ahmetçe Köyü) yapılan çalışmalar dışında bu yaz döneminde önemli konukları da ağırladılar: Prof. Dr. Ofer Bar-Yosef, Prof. Dr. Mehmet Namık Yalçın, Prof. Dr. Okan Tüysüz, Prof. Dr. Jacob Roodenberg, James Mellaart’ın oğlu Alan Mellaart, Nezih Başgelen bu konuklardan bazılarıydı. Ayrıca Kültür Bakanlığı destekli, onaylı araştırma inceleme projesi yürütenlere de ev sahipliği yaptılar.

Kentimizde yaşayıp bu çalışmaları bilenlerin sayısı (ne yazık ki) iki basamaklı sayıları geçmiyor. Peki bunları, bu çalışmalardan elde edilen bulguları, sonuçları bilmek gerekli mi, önemli mi?

Hiç kuşkusuz gerekli ve önemli. Kentlilik bilincine sahip olabilmenin bir bölümü, yaşadığımız kenti tanıma, yani o kentin kimliğinin bilinmesi olarak kabul edilir. O kimlik zaman içerisinde oluşmuş tarihsel geçmişi, sokakları, alanları, heykelleri, anıtları vb. de kapsar. Tanımak, bilmek gerekir ki; korumayı, geliştirmeyi ve tanıtmayı yapabilelim.

Aşağı Pınar kazılarında yapılan çalışmalar da ilimizin tarihöncesi dönemini aydınlatıyor. İnsanların 8 bin yıl önce nasıl yaşadıklarını, ne yediklerini, tarımın nasıl başladığını, hangi aletleri kullandıklarını vb. bu çalışmaları yapanlar sayesinde öğreniyoruz. Gelecekle ilgili planlama yaparken, nerelerden geldiğimizi bilmek gerekiyor ki doğru çizgiyi bulabilelim. Yoksa çizilen rota muhtemelen hatalı olacağından, geri dönüşü olmayan yanlışlara yol açacaktır.

“Bu bilgiler önemli değildir. Öğrenmeden de yaşarız.” dersek, kentli olma kriterlerimiz çok hafiflemiş olur. Bunu diyecek olan yöneticiler ya da yetkililer olursa, sadece kentlilik bilinci yok olmakla kalmaz, kent de yok olur ! Sanırım bunu istemeyiz.

Bilime, bilim insanlarına ve bilimsel çalışmalara çok ihtiyacımız var. Bilimle kalın.

Attila BİÇER   ( Eylül 2017 )

Fotoğraflar : Kırklareli Projesi Web Sitesi

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail