Bir Yabancı Fotoğrafçı Gözüyle Kırkpınar; Axel Würz

Kırkpınar başta olmak üzere, Türkiye’deki yağlı güreş çayırlarının pehlivanları, güreş ağaları, hakemleri, cazgırları, müzisyenleri, yağcıları, ezcümle tüm görevlileri kadar güreş çayırının olmazsa olmaz renklerinden biri de son yıllarda basın mensupları ve özellikle de fotoğrafçılardır. Bir zamanlar, adeta o anı yaşarcasına dualı çayırların nabzını aktaran pehlivan tefrikalarının teknoloji eliyle geldiği son noktada basın emekçilerinin günümüzdeki katkısı çok büyük. Onların ekranlardan, mikrofon başından aktardıklarıyla coşuyor, kadrajlarına hapsettikleri çarpıcı “an” fotoğraflarını sosyal medya aracılığıyla dünyanın her köşesinden takip edebilme olanağı buluyoruz.

Onlardan biri olan Axel Würz ile tanıştırmak istiyoruz sizleri. Aslında bir serbest fotoğrafçı. Almanya doğumlu Würz işi gereği İstanbul’a yerleşmiş. Yıllardır Kırkpınar başta olmak üzere dualı çayırlardan çarpıcı fotoğraflar çekiyor. Kendi web sitesi, 2017 yılında yayımladığı kitabı, Londra’da gerçekleştirdiği sergi aracılığı ile paylaştığı fotoğrafların çok daha fazlasını son yıllarda sosyal medya platformlarından yayımlayarak takipçilerini arttıran Würz, fotoğraf sanatının etkili ve estetik anlatım dilini kullanarak, tarihi köklerden beslenen Türklerin ata sporuna “Art of Wrestling” ( Güreş Sanatı ) lakabıyla yayımladığı fotoğraflarla saygı duruşunda bulunuyor.

Axel Würz ( Art of Wrestling ) Trakya Gezi Rehberi olarak yönelttiğimiz e-söyleşi teklifimizi geri çevirmedi. Sorularımızı bazen bizleri de hayrete düşüren anlatım zenginliği ve mizah  ile, üstelik anadili olan Almanca’yı kullanabileceğini iletmemize rağmen Türkçe yazım dilini tercih ederek cevapladı. Birkaç yerde dilbilgisi ve noktalama işaretleri konusunda ufak düzeltmeler yapmak haricinde müdahale etmediğimiz bu e-söyleşiyi siz değerli Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile paylaşıyor, Axel Würz’e içten cevapları için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Keyifli okumalar…

YABANCI BİR FOTOĞRAF SANATÇISININ GÖZÜNDEN KIRKPINAR
AXEL WÜRZ ( ART of WRESTLING ) ile E-SÖYLEŞİ
Uluslararası Şalvar Güreşi, Kahramanmaraş 2018
  • Yayınladığınız muhteşem fotoğraflarla Türkiye’de güreş camiasının, özellikle de yağlı güreş tutkunlarının çok sevdiği, yakından tanıdığı bir isimsiniz. Biz de söyleşimize başlarken sizi okuyucularımıza tanıtmak istiyoruz. Axel Würz kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Axel Würz. 1969 yılında Almanya’da doğdum. İşim gereği uun yıllardır İstanbul’da yaşıyorum. Güreş severlerin beni tanımasına sebep olan fotoğrafçılığı ben de severek ve hırslı bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Fotoğrafçılık tutkum, resmi işim ise; üniversitede ruh sağlığı üzerine eğitim veriyorum.

  • Güreş camiasından birçokları size o muhteşem fotoğrafları yayınlarken kullandığınız Art Of Wrestling ( Güreş Sanatı ) lakabından sebep kısaca Art diye diye sesleniyor. Adeta içimizden biri gibi sizi yakın hissediyorlar kendilerine. Buna rağmen, içlerinde adınızı bile bilmeyenler olduğunu düşünüyorum. Var mı böylesi komik durumlar?

Güreşlerle ilgili fotoğraf çekmeye başlayınca bir web sitesi hazırlamak istedim. Bu sebeple uluslararası bir isim seçmek istedim. Aklıma ilk anda İngilizce “Art of Wrestling” yani “Güreş Sanatı” geldi. Günden güne herkes bana Art, Arto veya Artof demeye başladı. İlk zamanlar biraz şaşırıyordum tabi. Artık bu duruma alıştım. Hatta hoşuma bile gidiyor. 🙂

U23 Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası, 2018, İstanbul
  • Fotoğrafa ve spor fotoğrafçılığına ilginiz nasıl başladı? Herkesin gözü kulağı futboldayken sizi güreş sporuyla ilgili fotoğraflar çekmeye yönlendiren şey neydi ?

Gerçeği söylemek gerekirse, futbolu pek de sevmiyorum. Trilyonlarca liralık transferler hiç içime sinmedi. Güreşi seviyorum. Gençken çok az olsa bile ben de serbest güreş yaptım. Ama memleketimde buna pek imkanım yoktu. Yoğun eğitim ve bir sakatlık yüzünden bıraktım.

Güreşte teknik, hız, kuvvet ve irade çok önemli. Öğesi insan, teknoloji rol oynamaz. Boks gibi rakiplerine isteyerek zarar veren bir spor da değil. Farklı tarzlarda olmasına rağmen geleneksel bir kökü var. Uzun sözün kısası, izlemek kadar uğraşım olan fotoğraf sanatı açısından da ideal bir spor. Ayrıca bana Türk kültürüne yakın olduğumu hissettiren, başka bir bağ kurmamı sağlayan bir spor.

  • Ne kadar zamandır Türkiye yaşıyorsunuz ? Türkiye’deki güreşleri çekmezden önce de Türkiye’ye gidip geliyor muydunuz ?

Türkiye’ye ilk defa 1999 yılında tatil için gelmiştim. 2004 yılında, daha uzun planlanmış bir tatilimde, ilk defa Kırkpınar’da güreş fotoğrafları çektim. 2008 yılında ise işim gereği Türkiye’ye taşındım. Süreklilik kazandı.

  • Oldukça uzun bir süre…?

Bu yıl Kırkpınar’da 13. Seneye ait fotoğrafları çekeceğim. 2008 yılında Türkiye’ye taşındıktan sonra ise turnuvalara düzenli olarak gitmeye başladım. Bu hiç aksamadı, yani 10 senedir düzenli olarak güreş fotoğrafları çekmek için turnuvaları kovalıyorum.

Uluslararası Şalvar Güreşi Dünya Kupası 2018, Kahramanmaraş
  • Objektifinizi Türkiye’deki yağlı güreşlere ayrı bir özenle çeviriyorsunuz. Geleneksel yağlı güreşlerle ilgili olarak bir yabancı gözüyle bize ne söylemek istersiniz ? Bu sizin için sadece oryantalist bir bakışla ilgi mi uyandırıyor, yoksa daha fazlası mı ?

Sarı saçlarım, mavi gözlerim olduğu için yabancı olduğum dışarıdan anlaşılabilir. Fakat ben de gözlerim de artık Türkleşti. 🙂 🙂 🙂 Yağlı güreşleri izlerken, fotoğraflarını çekerken Türk kültürünün bir parçası olduğumu daha derinden hissediyorum. Spor ve gelenkler, ikisi birlikte, yeşil çayırlarda karşıma çıkan çok sevdiğim şeyler.

  • Siz sadece yağlı güreşleri değil, Türkiye’deki diğer geleneksel yerel güreş oyunlarını da, olimpik güreşleri de çekiyorsunuz. Ne söylemek istersiniz ?

Bana kalırsa, bütün güreş tarzlarında iyi sporcular ve süper performanslar var. Bir güreşçiye; “Senin fotoğraflarını yalnızca yağlı güreşlerde, çayırda çekerim, minderde olduğunda çekmem !” demek bana saçma geliyor. Ayıramıyorum…

Gebze Hünkar Çayırı 2018 Güreşleri
  • Kırkpınar’ı bir kenara koyarsak; Türkiye’deki geleneksel güreşler arasında hangi güreş çayırı sizi daha çok etkiliyor ? Özellikle her sene kaçırmadan izlemek ve fotoğraf çekmek istediğiniz güreşler var mı ?

İmkan bulabilirsem, bu sene değişiklik olsun diye farklı farklı yerlere gitmek istiyorum. Yağlı güreşler için, Kırkpınar’ı saymazsak Elmalı Güreşleri her zaman iyidir. Fakat işim gereği uzun süreli müsabakalrı takip edemeyeceksem, günübirlik güreşlerin yapıldığı Kağıthane ve Sancaktepe Güreşleri fotoğraf için çok verimli olabiliyor.

  • Biz, Trakya’yı turizm çekimi yaratan tüm yönleri ile tanıtmaya çalışan bir web sitesiyiz. Kırkpınar Türkiye insanı kadar Trakya insanları için de çok özel bir organizasyon. Köklü bir geçmişi ve ritüelleri var. Biz de bu yönüyle Kırkpınar’ı çok önemsiyoruz. Peki siz kaç yıldır Kırkpınar’ı çekmek için Edirne’ye geliyorsunuz ?

Yukarıda da söylemiştim, ilk 2004 yılında geldim. Bu yıl Kırkpınar’da 13. fotoğraf çekimim olacak.

Kaan Kaya, Gebze Hünkar Çayırı Güreşleri, 2018
  • Yağlı güreşlerin sadece müsabakaları ilgilendiren kısımlarını mı çekiyorsunuz ? Örneğin; Kırkpınar’ın UNESCO’ya girmesinde etkili olan birçok geleneksel öğesi var. Bunları da kadrajdan aktarıyor musunuz ?

Ben fotoğraf için otantik pozlar çekmeyi severim. Elbette fotoğraflarımda en büyük önemi güreşlere ve güreşçilere veriyorum. Fakat, aynı zamanda bütün güreşlerde önemli görevler üstlenen kişileri de çekmeye çalışıyorum. Müzisyenler, cazgırlar, hakemler… Sonuçta, onlar olmadan güreş olmaz. Onlar da güreş camiasının büyük bir parçasını oluşturuyorlar.

  • Trakya’da Kırkpınar haricinde fotoğraf çekmek için gittiğiniz çayırlar var mı peki ?

Maalesef, bunu henüz gerçekleştiremedim.

  • Şimdi bir parça magazin yapalım mı ? Türkiye’de fotoğraf için gittiğiniz çayırlarda en tutkulu, en coşkulu izleyici sizce nerede ? Türk insanının güreşe olan bu ilgisi sizi şaşırtıyor mu ?

Yağlı güreş çayırlarını düşünürsek, Elmalı Güreşleri’ndeki seyirciyi Kırkpınar’dakilerden biraz daha coşkulu gördüğümü söylemem gerek. Ama umarım ki, bu sene Kırkpınar seyircisi de coşku konusunda altın kemeri alır.  Yağlı güreşlerde böyleyken minder güreşlerinde seyircinin az olması ise beni çok şaşırtıyor.

U23 Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası, İstanbul, 2018
  • Yaz aylarında, bazı haftalarda aynı günde birkaç şehirde güreş müsabakası düzenlenebiliyor. Önemli başpehlivanlar farklı çayırlarda güreşe tutuşabiliyor. O zaman hangisine gideceğinize nasıl karar veriyorsunuz ? Şehir mi, başpehlivanın nerede güreştiği mi, organizasyonun popülerliği mi, hangisi etkili oluyor ?

Demiştim ya, işim sebebiyle her zaman vakit bulamayabiliyorum. İstanbul’dan kalkıp uzak şehirlere gitmek hem zaman alıyor, hem ekonomik olarak masraflı olabiliyor. Ben tüm başpehlivanları severim. Bu sebeple sadece onların kim olduğunu düşünerek karar vermiyorum. Diğer boylarda da süper müsabakalar oluyor. Bir yandan da fotoğraf açısından düşünmem gerekiyor. Bazı er meydanları fotoğrafçılıkta duyduğumuz ışık konusunda daha uygun gelebiliyor bana.

  • Peki bütün bir yıl boyunca yağlı güreş çayırlarından tutun da salon güreşlerine kadar fırsat buldukça çekim için koşturuyorsunuz. Zor olmuyor mu ? Ekonomik boyutunu, sponsorluk boyutunu nasıl çözüyorsunuz ?

Henüz çözdüğüm söylenemez. Karakucak güreşlerinde organizatörler bu konuda bana destek vermeye başladılar. Miderde ve özellikle de çekmeyi çok sevdiğim yağlı güreşlerde maalesef organizatörler çok nadiren destek verdiler. Niye böyle olduğunu bilemiyorum. Türkiye’de sponsorluk anlayışı çok yerleşmemiş durumda. Yine de kendi açımdan söyleyecek olursam, ben fotoğraflarımı para için değil beni coşturan bir ilgi alanı olduğu için, hem de güreş sporunu çok sevdiğim için çekiyorum. Fakat sponsorluk desteği elbette ben gibi bu işe gönül vermiş kişilerin farklı çayırlara gitmesini kolaylaştıracaktır. Destek konusu açılmışken, aslında organizatörler en çok da genç güreşçilere destek versinler.

Etnaspor Festivali, İstanbul, 2018
  • Bu konuda haklısınız. Ben de size bir izlenimi aktarmak istiyorum. Birkaç sene önce Çorlu’dan Büyükmandıra’daki Kavasoğlu Güreşleri’ni izlemeye gitmiştim. Bunun için de şehirlerarası minibüsleri kullanmam, Lüleburgaz’da aktarma yapıp Büyükmandıra’ya gitmem gerekmişti. Çorlu Lüleburgaz arasındaki fabrikaların birinin önünden iri kıyım, sporcu oldukları izlenimi edindiğim iki genç bindi. Gece çalışmış, işten çıkıyorlardı. En arkaya oturdular ve ellerindeki bozukluk paraları denkleştirip şoföre verdiler. Lüleburgaz’a vardığımızda aynı gençler araçtan inip, benim Büyükmandıra’ya gitmek için aktarma yaptığım araca binince dikkat kesildim. Yine denkleştirdikleri paraları ile yolculuk paralarını verdiler. Ben o gençleri birkaç saat sonra başlayan müsabakalarda çayırda güreş tutarken görünce durumu anladım ve çok üzüldüm. Kıt imkanlarla bu camiada kendilerine yer edinme çabaları hem tutkunu oldukları spor adına umut vericiydi ama çayırda isim yapıncaya değin fark edilmemeleri, desteklerin az olması üzüntü vericiydi.

Öyle, maalesef !

Kırkpınar 2017
  • Hadi bu üzücü konudaki atmosferi başka bir soru ile değiştirelim… Büyüğünden     küçüğüne çayırdaki pehlivanlar, minderdeki güreşçiler, hatta geri planda çalışan ekip ve güreş izleyicisi sizi çok seviyor. Müsabakalarda –isim vermenize gerek yok ama- sizin de tuttuğunuz pehlivanlar oluyor mu ? Keşke şu kazansa dediğiniz anlar oluyor mu ?

Var elbette ama isim veremem. Ben hem teknik hem de centilmen güreşçileri çok seviyorum. Aynı zamanda dopingden uzak duranları…

  • Peki, sizi bu kadar çok seviyorlarken, özel hayatta görüştüğünüz pehlivanlar oluyor mu ? Örneğin, bir şehre gittiğinizde orada bulunan pehlivanlar sizi görüp “ Art, gelmişken bana mutlaka uğra, görüşelim !” dedikleri oluyor mu ? 🙂

Ara sıra oldu. Güzel sohbetlerimiz de oldu. Arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum, onlara selamlarımı gönderiyorum.

Etnospor Festivali 2017 İstanbul
  • Trakya Gezi Rehberi olarak -daha önce bahsettiğim gibi- turizm odaklı yayınlar yapıyoruz. Şunu merak ediyorum; gittiğiniz şehri keşfe çıkar mısınız ? Gitmezden önce bir ön araştırma yapar mısınız ? Nerede kalınır, nerede ne yenir, nereleri meşhurdur gözden geçirir misiniz ?

Genelde az da olsa gittiğim yer hakkında bilgi almaya çalışıyorum.

  • Peki, Kırkpınar özelinde sormak istiyorum… Edirne’yi dolaşma fırsatı buldunuz mu ? Nerleri gördünüz ? Nelerden etkilendiniz ? Edirne mutfağı ile ilgili lezzetleri tatma olanağı buldunuz mu ? Turistik olarak, kendi albümünüz için çekimler yapıyor musunuz ?

Edirne artık üçüncü memlekettim. Birinci memlekettim Almanya, ikincisi İstanbul. Üçüncüsü de dediğim gibi Edirne. Tarihi yerlere bayılıyorum. Edirne çok özel bir yer. Yoğun bu güreş gününden sonra Edirne merkezde gezmek ayrı bir zevk. Eskiden mimarlar gerçek sanatçıydı, modern mimarlar hakkında aynı şeyi söyleyemem maalesef. Fırsatım olursa güreşten başka fotoğraflarda çekiyorum. Fakat her zaman imkanım ve zamanım olmayabiliyor.

Axel Würz / Edirne © Burhan Aytekin
  • Bir web siteniz var. Fotoğraflarınızı özellikle sosyal medya platformları üzerinden yayımlıyorsunuz. Peki, bu fotoğrafları bir sergiye dönüştürmek ister miydiniz, sergiledikleriniz oldu mu? Çektiğiniz fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Geçen  sene bir kitap da hazırladım ( Moments in Wrestling, Vol.1: Turkish Oil-Wrestling in Sancaktepe 2017) E-Kitap yayımlama olanağı sunan lulu.com üzerinden edinebiliyorsunuz.  Eskiden Londra’da bir sergim de oldu. Destek alabilsem yine bir sergi yapmak isterdim. Aynı zamanda internetin büyük bir avantajı var. Bütün dünyada birçok kişinin fotoğrafları keşfetmesini ve takip etmesini sağlıyor.

  • Bu güzel söyleşiye içtenlikle verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ediyorum. Son olarak okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı ? Öyle sonlandıralım…

Güreş severseniz seyretmeye gelin. Sadece yağlı güreşlere değil bütün güreşlerimize  ve  güreşçilerimize destek olalım. Güreş ata sporunuz. Hatta ben de artık ata sporumuz diyebilirim. 🙂 Bunu unutmayıp birlikte sahip çıkalım.

Kağıthane Yağlı Güreşleri, İstanbul, 2018

Art Of Wrestling

Web     /     Facebook     /      Instagram     /     YouTube

Not : Fotoğraflar Axel Würz’ün sosyal medya sayfasından izniyle kullanılmıştır.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail