Dar’ül Hadis Camii

Tunca Nehri kıyısında bulunan Dar’ül Hadis Camii, II. Murat Han’ın Edirne’ye armağan ettiği, yapılış hikayesinden sebep ayrı bir kıymet verilen, bu yüzyılın başına kadar olan harap halini cami-cemaat işbirliği ile üzerinden sıyırıp çeşitli çevre koruma ödülleriyle taçlandıran ve son yıllarda şehir merkezindeki Selimiye, Eski Cami ile Üç Şerefeli Camii gibi en çok bilinen Selatin camileri arasında yer edinip, inanç turizmi için gelen ziyaretçileri kendine çekmeyi başaran hazinelerden biridir.

Dar’ül Hadis Camii; Sanki Bir Cennet Bahçesi

Dar’ül Hadis Camii, Tunca Nehri’nin yakınında ve Kapıkule’ye uzanan tren yolunun hemen kıyısında yer almaktadır. Edirne’nin çok kültürlü yaşamının şekillendiği tarihi Kaleiçi semtinin bittiği bir mevkidedir. Burası semte adını veren ve günümüzde ancak zayıf izlerine rastladığımız Roma dönemi kale surlarına ait Manyas Kapı ile Germe Kapı arasında bulunan bir mevki olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz.

Günümüze ulaşan cami özelinde bahsettiğimiz Dar’ül Hadis, adından da anlaşılacağı üzere bir hadis medresesi olarak yapılmıştır. Bir manada Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait Bursa ve İznik medreselerinin ardından Osmanlı’nın Rumeli topraklarında yaptırdığı ilk yükseköğretim kurumudur. İlmi yönüyle yüksek bir seviyeye eriştiği aşikar Darül Hadis Medrese’sinin öğrencilerinden birinin de, “fethedilemez” denilen İstanbul’u alarak çağ açıp çağ kapayan, Edirneli Fatih Sultan Mehmet Han olduğunu söylemek yeterli olacaktır.

Darül Hadis Camii, Bahçe © Dinçer ALABAŞOĞLU

Dar’ül Hadis Camii ve Medresesi’nin inşası II. Murat Han’ın bir rüyasına dayandırılır. Hatta II. Murat’ın benzer şekilde rüyalar üzerine inşa ettiği Muradiye Camii ve Üç Şerefeli Cami gibi başka yapıları da bulunmaktadır. Gelelim, Dar’ül Hadis Medresesi ile ilgili rivayete. Bir kış gecesinde hayırlar sultanı olarak anılan II. Murat Han Efendimiz H. Muhammed’i ( SAV ) rüyasında görür. Ondan gelenlerin hadis ilmini öğreneceği bir medrese ve ibadet için bir de camii yapmasını emrederek, Edirne’de yapılacağı yeri işaret eder. Sabah uyanır uyanmaz bu ulvi emrin peşine düşen II. Murat Han, caminin ilk temel taşını bizzat kendisi koyar. Bu sebepledir ki, halk arasında bu caminin yapılan ibadetler ve duaların kabul derecesi bakımından özel bir yeri olduğu düşünülür.

Zaman içerisinde genişleyen yapılar topluluğundan günümüze cami, şadırvan, haziresinden birkaç mezar ile biri kapalı diğeri açık olmak üzere iki türbe yapısı ulaşmıştır. Caminin iki yanından olduğu düşünülen medrese ile tabhanesi ne yazık ki kaybedilmiştir.

Mimarisi Hakkında

Dar’ül Hadis Camii iki bölümlü, dikdörtgen planlı bir camidir. Kuzey cephesini tamamen, doğu ve batı cephelerini ise yarısından fazlasını dolanan ahşap revaklar bulunur. Cami taç kapı eksenini karşılayan revak üzerinde, dört sütun üzerinde yükselen kubbe ve buna ait kemerlerdeki yapı malzemesi tuğladır. Caminin yapı malzemesi ise düzgün kesme taştır. Doğu cephe bedeninde, revakların hemen bitiminde yükselen bir minareye sahiptir.

Dar’ül Hadis Camii’ne ait üç adet kitabe bulunmaktadır. Camiye üzerinde iki sıra kitabesi olan bir taç kapı ile girilir. Üstteki kitabe ilk yapım kitabesidir. Bu kitabeden yapının yapım tarihini ve kimin adına yapıldığını öğreniyoruz. Kitabede şunlar yazmaktadır :

“Bu büyük Sultan, yüce padişahlar padişahı, yücelerden desteklenen, düşman krallara muzaffer, adalet ve ihsanın gözeticisi, güven kanatlarını en kemal iman üzere yayan, sultan oğlu sultan, fethin babası –saltanat sancakları daim olsun. Devleti devamlı yaşasın-, Bayezid Han oğlu Mehmet Han oğlu Murad Han’ın Cami-i şerifidir. Sekiz yüz otuz sekiz yılının Şaban ayının yirmi üçünde yazıldı. (Miladi 24 Mart1435)

Darül Hadis Camii, Şadırvan © Dinçer ALABAŞOĞLU

Doğu batı bedenleri boyunca dikdörtgen uzanışa sahip bu ilk bölüm, üzerinde ortada iki ahşap sütunla desteklenmiş, üç kemerle taşınan bir kadınlar mahfilini taşır. Ortadaki bölüm beyzi bir kubbeye sahipken, iki yandakiler çapraz tonozla örtülüdür.

Bu ilk bölümden caminin ana kubbesi altına denk düşen kare planlı bölüme geçilir. Cami kubbe göbeği ile eteğinde, mihrap nişi içerisinde, pencerelerin üst sıralarında ve pandantiflerde kalem işi süslemeler göze çarpar. Mihrap nişi üzerinde bir perde motifi yer alırken diğer süslemeler genel olarak bitkisel motiflidir.

Alt sıra pencereleri dikdörtgen formlu olup sivri kemerli alınlığa sahiptir. Buna karşılık üst sıra pencereleri yuvarlak kemerlidir. Caminin batı yönündeki revakların birkaç metre ilerisinde bir su kuyusu bulunmaktadır. Cami bahçesine girişte ise çokgen formlu üzeri buna uygun bir çatı ile örtülü bir şadırvan bulunur.

Dar’ül Hadis Camii vakfiyesi günümüde Topkapı Sarayı’ndadır. Bu vakfiyeden, dönemi için ehemmiyet verilen bir yer olduğunu anladığımız Dar’ül Hadis Medresesi ve Camii için Edirne’deki 188 dükkan, 3 ev, 2 fırın ve 2 köyün vakfedildiğini bu vakfiye sayesinde öğreniyoruz.

Darül Hadis Camii Türbeleri

Açık Türbe

Dar’ül Hadis Camii avlusunda, kıble yönünde yakın yakına bulunan türbelerden biri kapalı diğeri açık planlıdır. Açık planlı türbe altıgen plan şemasına sahiptir. Taşıyıcı ayaklar ve kemerlerden kubbe hizasına kadar olan bölümlerde almaşık bir örgü sistemi görülür. Bir taş sıraya karşı üç sıra tuğla aralarında harç olacak şekilde dizilmiştir. Açık türbenin üzeri küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Açık türbede yatanlar şunlardır ;

  • Sultan I. Selim’in kızı Hafize Sultan
  • Sultan II. Mustafa’nın kızı Ümmü Gülsüm Sultan   ( 1112 / 1700 )
  • Ortadaki tek kabir Edirne Valisi Şehit Karaman Bey’e aittir.

Haziresi tren yolu yapılırken kaybedilen Dar’ül Hadis Camii mihrabındaki kabirlerden biri de caminin ilk müderrisi ve Osmanlı Cihan Devleti’nin II. Şeyhülislamı olan Molla Fahreddin-i Acemi Hazretlerine aittir. Bu haziredeki mezar taşlarının bir kısmı müzeye kaldırılarak koruma altına alınmıştır.

Darül Hadis Camii, Türbeler © Dinçer ALABAŞOĞLU

Kapalı Türbe

Dar’ül Hadis Camii avlusunda, kıble yönünde bulunan kapalı türbe sekizgen plan şemasına sahiptir. Türbeye ait bir kitabeye rastlanmamıştır. Türbe küfeki taş malzeme ile inşa edilmiştir. Kapının olduğu cephe hariç diğer yedi cephede bulunan alt sıra pencereleri sağır sivri kemerle çevrelenmiş düz atkılıdır. Bu sağır sivri kemerler dikdörtgen silmeli bir çerçeve içine alınmıştır. Bu dikdörtgen çerçeveyi silmeli sivri kemer sıraları çevreler. Bu düzenlemenin üstünde, saçak silmelerinin ise hemen altında her cepheye ( kapı cephesi de dahil ) denk düşen sekiz adet fil pencere bulunur. Türbenin üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Süslemesi bulunmayan kapalı türbe içerisinde Sultan II. Mustafa’nın iki, Sultan III. Ahmet’in dört, II. Murat’ın iki çocuğuna ait lahitler bulunmaktadır. Bunlar ;

  • Sultan II. Murat’ın şehzadesi Hüseyin Çelebi   ( 853 / 1448 )
  • Sultan II. Murat’ın şehzadesi Orhan Çelebi   ( 855 / 1450 )
  • Sultan II. Mustafa’nın kızı Hatice Sultan   ( 1110 / 1698 )
  • Sultan II. Mustafa’nın şehzadesi Ahmet   ( 1115 / 1703 )
  • Sultan III. Ahmet’in kızı Rukiye Sultan   ( 1110 / 1698 )
  • Sultan III. Ahmet’in şehzadesi Mehmet   ( 1125 / 1713 )
  • Sultan III. Ahmet’in şehzadesi Sultan Selim   ( 1127 / 1715 )
  • Sultan III. Ahmet’in kızı Zeynep Sultan   ( 1127 / 1715 )
Ödüllü Bir Camii

Dar’ül Hadis Camii zaman içinde bakımsız kalmıştır. 1903 yılındaki bir yangında büyük zarar görmüş, muhtemelen medrese bölümleri bu dönemde kaybedilmiştir. Takip eden dönemlerde harap hale düşen Dar’ül Hadis Camii, cami-cemaat işbirliğinin özel girişimleri sonucu onarıldıktan sonra çeşitli çevre temizlik ödülleri ile peş peşe taçlandırılmıştır. Bu girişimlerde caminin günümüzde de imam-hatibi olan Mahmut Eroğlu’nun çabaları takdire şayandır.

Darül Hadis Camii Türbeleri © Dinçer ALABAŞOĞLU

Dar’ül Hadis Camii; 2001, 2002, 2003, 2004, 2005 yılları “En Çevreci Kamu Binası Ödülü”, 2006 yılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Camiler Arası Türkiye Birinciliği”, “2007 Edirne Valiliği Çevre Ödülü”, “2008 En Bakımlı vakıf Eseri Ödülü”, “2009 Edirne İl Müftülüğü Camiler Haftası En Güzel Cami Ödülü”, 2010 yılı Edirne Valiliği takdirname, 2011 yılı “Çevre Ve Orman Bakanlığı En İyi Çevre Düzenlemesi Edirne Birinciliği” ödülleri ile adından söz ettirmekte, günümüzde Edirne’nin en çok iyaret edilen Selatin Camileri arasında ön sıralarda yer alamaktadır.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail