Dumlupınar; Vatan Sağolsun

Geceden boğaz sularını örten sis sabahın ilk ışıklarıyla dağılırken, Dumlupınar’ın batmazdan evvel su yüzüne fırlatmayı başardığı muhabere şamandırasını ilk Çanakkaleli balıkçılar buldu. Haber üzerine gümrük teknesi hemen olay yerine hareket etti. Gümrük teknesinin ikinci çarkçısı Selim YOLUDÜZ şamandıraya ulaşıp üzerindeki yazıyı okudu. “Deniz kuvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtbat kurun.”

Selim YOLUDÜZ kalbinin onu sıkıştırdığı bir anı hayatı boyunca bir daha hiç hatırlamayacaktı. Şamandıradaki ahizeye uzandı. “Alo…” dedi. Cevap beklediği birkaç saniye bile onun için yıllara bedeldi.

Geriye denizcilik tarihimizin en hazin hatırasını bırakan Dumlupınar Faciası tüm milletin kalbinde derin yaralar açmıştır. Gelibolulular ise belki de yarası hiç kabuk bağlamayanlardır. Şimdi o hazin geceye dönelim ve neler olduğunu tarihin şahitliğinde bir daha hatırlayalım :

1953 yılının 4 Nisan gecesi Çanakkale Boğazı yer yer kesif bir sis altındaydı. Bazen açılan sis bazen birkaç metre ilerisini görmeye bile müsaade etmiyordu. Bu Çanakkale Boğazı civarındakiler için alışıldık bir durumdu.

O gece Akdeniz’de yapılan Nato tabikatından dönmekte olan Deniz Kuvvetleri’mize ait iki denizaltımız Çanakkale Boğazı’nı geçiyorlardı. Önde Dumlupınar, daha gerinde ise I.İnönü isimli denizaltılarımız boğazda yol alıyorlardı. Dumlupınar Nara Burnu açıklarına gelmişti ki o hazin olay gerçekleşti.

İstanbul yönünden boğaza giriş yapan, Oscar Lorentzon kaptanlığındaki İsveç bandıralı Noboland, Dumpupınar’ın önünde beliriverdi ve ne olduysa bir anda oluverdi.

O sırada Dumlupınar’ın güvertesinde 8 denizcimiz bulunuyordu. Bunlar arasında bulunan iki erimiz pervanelere takılarak, bir astubayımız ise boğularak can verecekti. Süvari Kıdemli Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hüseyin Yumuk, Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Hüseyin İnkaya ise Çanakkale Boğazı’nın azgın sularıyla sabaha kadar boğuşarak zor bela hayatta kalacaklar, denizaltıda bulunan diğer 81 denizcilerimiz ise aynı şansı bile bulamayacaklardı.

Gece 02.10’u gösterirken, Gölcük’te bulunan üslerine dönmek üzere boğazda ilerleyen Dumlupınar Denizaltısı ile Naboland şilebi korunç bir gürültüyle Nara Burnu açıklarında çarpıştı. Çarpışma öyle şiddetliydi ki, olayı anılarında anlatanlar bu çarpışmanın Eceabat’ta demirli gemiler tarafından bile duyulduğunu naklederler.

Sadece güvertede bulunanlar denize savruldular. Dumlupınar hızla boğazın karanlık sularına doğru batmaya başladı. I.İnönü Denizaltısı bile olayı fark etmeden, kaza mahalinin yakınlarından geçip Marmara denizine doğru ilerlemeye başlamıştı.

O an için baş tarafından derin bir yara almasına rağmen su üzerinde kalmayı başaran Nobaland haricinde belki de olayı bilen çok az kişi vardı. Sabah Çanakkaleli denizciler Dumlupınar’ın batarken deniz üzerine bırakmayı başardığı muhabere şamandırasını bulduğunda sabahın ilk ışıkları doğuyor, Türkiye tarihe hazin hikayesiyle geçecek o kara güne henüz uyanıyordu. Haber hızla duyuldu. Herkes biranda kıyılara doluşuverdi.

Olay yerine ilk varan gümrük motorunda bulunan ikinci çarkçıbaşı Selim YOLUDÜZ ve beraberindekiler olmuştu. Selim YOLUDÜZ muhabere şamandırasını görmüş, üzerindeki notu okumuştu.

“Deniz kuvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtbat kurun.”

Selim YOLUDÜZ hayatında hiç bu kadar kalbinin onu sıkıştırdığı bir anı hatırlamayacaktı. Şamandıradaki ahizeye uzandı. “Alo…” dedi. Ve cevap beklediği birkaç saniye bile onun için yıllara bedeldi.

İşte o anda tüm Türkiye, benzer acı olaylarda (!) dikkat kesiliğimiz derin bir sessizliğe bürünmüştü. Hani seneler sonra tüm ülkenin aynı acıyı aynı anda hissetiği bir başka yas dolu hatıranın günlerinde de; “ Sesimi duyan var mı ?” diyen sese karşılık sus pus oluyorduk ya, işte öyle bir sessizlikti bu.

-Alo !

Ve sessizliği o ümit yeşerten ses bozdu bir tek.

-Buyrun, ben astsubay Selami.

İşte o anda yüzler gülümsedi. Selim YOLUDÜZ denizaltıdaki durumu sordu. Hızlı hareket etmek gerekiyordu ve içerdeki durumun tüm çıplaklığıyla bilinmesi gerekiyodu. 90 metre suyun derinliğinde, ahizenin öbür ucundaki assubay Selami ÖZBEN bir çırpıda durumu özetledi. Denizaltıda bulunan 81 denizciden ancak 22’si kıç torpido bölümüne ulaşmayı başarıp hayatta kalabilmişlerdi. Diğerleri ise denizaltı bataken sular altında kalan bölümlerde hayata veda etmişler, Dumlupınar’ın ilk şehitleri olmuşlardı.

– Endişelenmeyin ! Kurtaran yolda, sizi oradan çıkaracağız, dedi Selim YOLUDÜZ.

Sesinde hiçbir endişe, hiçbir tereddüt yoktu Astsubay Selami’nin.

– Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi kurtaracağınızdan eminiz. Vatan sağolsun !

Kurtaran gemisi saat 11.00 sularında olay yerine geldi. Daha sonraki saatlerde Çanakkale Deniz Komutanı Albay Zeki ADAR, I.İnönü Denizaltısı ikinci kumandanı olan Üsteğmen Suat TEZCAN ve gümrük motorunda ilk konuşmayı yapan Selim YOLUDÜZ bir daha aşağıdakilerle konuştular. Bu sırada suyun üzerinde hummalı bir kurtarma çalışması sürüyordu. Fakat Çanakkale boğazının akıntılı suları işlerin yolunda gitmesini engelliyordu. En son görüşmede aşağıdakilerin yorgun sesleri ve dualar hattın öbür ucundan duyulabiliyordu.

Saat 15.00 gibi şamandıranın başına görüşmek için gelindiğinde muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu kopuverdi. Bir daha aşağıdakilerden haber alınamadı. Dönemin şartlarına göre kurtarma çalışmaları zaten zorlukla ilerliyordu. Kıyıda ümitle bekleyenler artık derin bir sessizliğe bürünmüşlerdi.

Denizaltı facialarında içerdeki oksijen 3 gün yaşmaya ancak müsaade ediyordu. O da en parlak şartlarda. Salı günü saat 15.00’i gösterirken kurtarma çalışmaları sona erdirildi. Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosu’nun son tebliği Türkiye’yi derin bir yasa boğdu.

Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosu’nun 6 Nisan 1953 Pazartesi Günlü Tebliği:

  • Çanakkale’de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir.
  • Bundan sonra tebliğ neşredilmeyecektir.
  • Hayatlarından ümit kesilen personelin isimleri aşağıdadır:

Subaylar: Kurmay Albay Hakkı Burak, Makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit Öngören, Makine Yüzbaşı Affan Kayalı, Güverte Üsteğmen İsmail Türe, Makine Üsteğmen Fikret Coşkun, Güverte Teğmen Bülent Orkun, Güverte Teğmen Macit Şengün

Astsubay Kıdemli Başçavuşlar : Şevki Özsekban, Ali Tayfun, Emin Akan, Ömer Öney, Mehmet Denizmen, Sait Yıldırım

Astsubay Başçavuşlar : Cemaleddin Denizkıran, Salahaddin Çetindemir, Zeki Gider, Kemal Acun, Hüseyin Uçan, Cemal Kaya, Naci Özaydın Astsubay Çavuşlar: Bahri Serseren, İhsan İçdemir, Selami Özben, İbrahim Altıntop, Şaban Mutlu, İhsan Coşkun, Hamd Reis, Samim Nebioğlu, Mustafa Doğan, İhsan Aral, Zeki Açıkdağ, Necdet Yaman, Tuğrul Çabuk, Mehmet Ali Yılmaz Mükellef

Çavuşlar: Karasulu Veysel Saygılı, Rizeli Ramazan Yurdakul

Mükellef Onbaşılar : Milaslı Niyazi Giritli, İstanbullu Züğfer Ceylan, İstanbullu İbrahim İşlemeci, Trabzonlu Murat Yıldırım, Bodrumlu Mehmet Kızılışık, Bodrumlu Emin Süzer

Erler: Çanakkaleli Mehmet Demirel, Bigalı Ali Gökçü, Antalyalı Nurettin Alabacak, Bandırmalı Ömer Yalçın, Edremitli Ali Aslan, Lapsekili Ülfeddin Akar, Şileli Bekir Sarı, Sürmeneli Yusuf Demir, Rizeli Mehmet Aydın, Sökeli Mustafa Özsoy, Marmarisli NUri Acar, Çorlulu Hüdai Çağdan, Lapsekili Kadir Demiroğlu, Tekirdağlı Fikri Ulaştırıcı, Bigalı Hüseyin Sayım, Bartınlı Hüseyin Kayan, İzmirli Kenan Odacıoğlu, Lapsekili Ahmet Günal, Bartınlı Mustafa Taşçı, Çanakkaleli Hasan Bozoğlu, Bursalı İbrahim Aksoy, İzmirli Feridan Kırcalı, Ordulu İsmail Özdemir, Çarşambalı Hasan Arslan, İnebolulu Ahmet Özkaya, Çanakkaleli Enver Uçar, Foçalı Necati Kalan, İnebolulu Murat Suyabatmaz, Giresunlu Mehmet Demir, Giresunlu Galip Yılmaz, Göreleli Hasan Kelleci.

DumlupınarDenizaltısıŞehitleri

Çarşamba günü aynı saate Başaran gemisinde düzenlenen törenin ardından denize çelenk bırakılıldı.

Güvertede bulunan 8 kişiden ise ancak 5 tanesi Çanakkale boğazının soğuk ve akıntılı sularıyla boğuştuktan sonra kurtarılarak Çanakkale devlet hastanesine ulaştırılacaktı. Dumlupınar Komutanı Yüzbaşı Sabri ÇELEBİOĞLU, Üsteğmen Hasan YUMUK, Üsteğmen Kemal ÜNVER, Seyir Assubayı Hüseyin İNKAYA, Astsubay Başçavuk Hüseyin AKIŞ. Güvertede buluna diğer iki er ise pervanelere kapılarak, bir astsubay ise başını çarpışma sırasında sert vurduğu için bayılarak suya düşüp boğulmuştu, şehit olmuşlardı.

Şehitlerimiz arasında bulunan Kurmay Albay Hakkı BURAK ve makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit ÖNGÖREN’in isimleri Türk Donanması’nın iki gemisine verildi.

Televizyon için “Dumpupınar” isimli belgeseli hazırlayan Savaş KARAKAŞ, CNN Türk kanalında yayınlanan belgeselinde bir başka çarpıcı detayı izleyicisiyle paylaştı :

“Donanmamızda ilk Dumpupınar isimli denizaltı bir İtalyan yapımıydı ve 1931 de envantere alınan denizaltı Haydarpaşa’da bir gaz tankerinin çarpmasıyla hasar görmüş, 1949 yılında envanterden çıkarılmıştı. Donanmamızdaki ikinci Dumlupınar denizaltımız ise 1950 yılında ABD’den alınmış ve 3 yıl sonra bu acı olay yaşanmıştı. 1972 yılında yine ABD’ den alınan bir başka denizaltıya, bu 1953 Nisan’ındaki bu elim olayda hayatını kaybeden denizcilerimizin hatırasını yaşatmak için yine Dumlupınar ismi verilmişti. Ne yazık ki, yine Çanakkale boğazında bir Rus tankeriyle çarpışan denizaltı zor bela karaya oturtulmuş, can kaybı yaşanmamıştı. Bu son kazadan sonra Dumlupınar ismi Türk donanmasında hiçbir deniz taşıtına verilmedi.”


Not : Konuyla ilgili daha fazlası için “Ebediyete Kadar” isimli içeriğimize göz atabilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail