Edirne Kent Müzesi

Edirne turizmine çevre, şehircilik, kültür-sanat, gastronomi, tarihi doku, sportif aktiviteler gibi daha pek çok pencereden bakarak önermeler getiren; bir modern zaman gezgini ruhuyla sosladığı turizm beklentilerini yeri geldiğinde şehrin bir hemşerisi sorumluluğu ile sorgulayan; yazan, çizen, genç, dinamik, her an mobilize özel bir isim Orkun AKMAN. Edirne’ye dair farklı izlenimlerini ağırlıklı olarak yerel basın için kaleme alan AKMAN, Jorko Yollarda adını verdiği kişisel bloğunda daha çok turizm odaklı yazılara yer veriyor. Daha önce sayfalarımıza “Paylaşılamayan Edirne Kırmızısı” isimli yazısıyla konuk olan Orkun AKMAN, bu defa bizleri Hafızağa Konağı’nın tarihi dokusunda zamana dokunmaya davet ediyor. Bu nazik paylaşımı ve sayfalarımıza kattığı değer için Trakya Gezi Rehberi olarak kendisine sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor, sizleri AKMAN’ın “Edirne Kent Müzesi” isimli yazısıyla baş başa bırakıyoruz.

EDİRNE KENT MÜZESİ

Tarih boyunca Traklara, Odrislere, Makedonlara, Bizanslara ve son olarak da Osmanlılar olmak üzere birçok medeniyete ev sahibi yapan, Cumhuriyet döneminin en seçkin kentlerinden biri olan Edirne’nin 8 bin 300 yıllık tarihini bünyesinde barındıran ve Avrupa’daki modern müze anlayışından yola çıkarak birçok teknolojik ürünle desteklenen Edirne Kent Müzesi, Osmanlı’ya 92 yıl başkentlik yapan Edirne’nin son dönem parlayan yıldızı. Osmanlı’nın son dönemlerine, Cumhuriyet’in de temellerinin atıldığı zamana şahit olan Hafızağa Konağı‘nda hayat bulan müze, Türkçe‘nin yanı sıra İngilizce, Yunanca, Bulgarca ve Arapça olmak üzere 5 dilde sesli rehber anlatımına sahip.

Osmanlı İmparatorluğu‘nun son dönemdeki siyasi gelişmelerine yakından tanıklık eden ve o dönem İttihat ve Terakki Cemiyeti‘nin toplantılarını yaptığı tarihi Hafızağa Konağı, içindeki önemli eserlerin işlevselliği ile birlikte hizmete girdiği günden bu yana yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Özel Müze Statüsü’ne alınmasıyla birlikte tur şirketlerinin de listesine giren Kent Müzesi, açıldığı tarih olan 5 Mayıs’tan itibaren 10 bin ziyaretçi ağırladı. (Eylül 2017)

Trakya Kalkınma Ajansı‘nın 2015 yılı Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı kapsamında, Edirne Belediyesi’nin hazırladığı ‘Tarihi Değerleri ile Yaşayan ve Yaşatılan Edirne’ isimli projeden yola çıkılarak yeniden elden geçirilen ve Edirne’nin 7’nci müzesi olarak kent yaşamına kazandırılan Kent Müzesi, sergileme alanları, maketler, silikon heykeller, replikalar ve canlandırma figürleri ile donatılarak Edirne’yi ziyaret edecek yerli ve yabancı ziyaretçilerin kentin tarihi ve kültürel değerleri yanında gelenek görenek ve giysi gibi gündelik hayat ile ilgili bilgi sahibi olabileceği objelerden oluşuyor.

  1. KAT

Edirne’nin geçmişten bugüne gizli kalmış ve bilinmeyen bütün yönlerinin sergilendiği ve kent belleğine önemli bir katkısı bulunan 3 katlı müzenin ilk katı, Edirne’nin genel özelliklerinin yanı sıra iklimi, faunası, ulaşımı gibi bilgilerin yer aldığı bölüm ile müze kütüphanesinden oluşuyor.

  1. KAT

İkinci kat ise ziyaretçileri adeta geçmişin tarih denizinde yüzdürüyor. Kalkolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar 8 bin 300 yıllık tarih, çeşitli görsel materyallerle ziyaretçilerin beğenisine sunulurken Edirne’nin başkentlik dönemi de profesyonel bir şekilde ziyaretçilere hissettiriliyor.

Edirne’nin başkentliği döneminde Edirne’deki sarayda oturmuş olan padişahlardan 1’inci Murat, Yıldırım Beyazıt, Çelebi Mehmet, 2’nci Murat ve Fatih Sultan Mehmet‘in silikon heykellerinin yer aldığı ikinci katta ayrıca, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan‘ın kişisel koleksiyonunda bulunan ve müzeye bağışladığı kılıç, tüfek ve miğfer de yer alıyor.

İçerik açısından oldukça zengin olan ikinci katta dikkat çeken objelerden biri de 16’ncı yüzyılda 3’üncü Murat döneminde dönemin tarihçisi Seyit Lokman tarafından yazılmış olan ve dönemin ünlü minyatür sanatçıları tarafından resmedilen Hünername de bulunuyor. Osmanlı’nın minyatür sanatını temsil eden eserlerin yer aldığı bu yapıtta padişahların minyatürleri de yer alıyor.

BİR TUŞLA 360 DERECE SELİMİYE CAMİ

Edirne’nin geçmiş dönemde yaşadığı savaş, sel, yangın gibi kara günlerinin de resmedildiği ikinci katın en ilgi çekici bölümü ise Mimar Sinan’ın ‘ustalık eseri’, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Selimiye Cami odası. İki gösterişli Selimiye maketinin bulunduğu odada ayrıca dev ekran aracılığı ile Selimiye Cami 360 derece ziyaret edilebiliyor.

  1. KAT 

Müzede dikkat çeken noktalardan biri de Kırkpınar ve Spor Bölümü üçüncü katta yer alıyor. Ziyaretçiler bu bölümde, söz ve bestesi Beyazıt Sansı‘ya ait olan Kırkpınar Marşı karşılıyor. Bu bölümde ayrıca Edirnespor‘un 2’nci ligde fırtına gibi estiği yıllardan bir de nostaljik forması yer alıyor.

Atatürk için ayrılan köşede ise Atatürk’ün Edirne ziyareti sırasında çekilen bir video oynatılıyor. Edirne’nin yemek kültürü ve müzik kültürüne ilişkin bilgilerin de yer aldığı üçüncü katta Edirne’nin sembol isimlerinden Deli Selim‘e ait bir köşe de yer alıyor.

Ayrıca 1950’li yıllarda eski usul gazete dağıtımı yapan ve yaşı ilerleyenlerin hala hatırladığı Gazeteci Ali de, ziyaretçileri gazete dağıttığı yıllarda çekilmiş bir fotoğrafıyla karşılıyor.

4 KEZ İŞGALE UĞRAYAN KENT; EDİRNE

Müzenin en çok ilgi çeken noktalarından biri de Edirne’nin tarih boyunca tanık olduğu isyan ve göç olaylarının anlatıldığı bölüm.

Toplamda 4 işgal gören Edirne’nin 1829’da Rus işgaline uğramasıyla 50 bin kişinin Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldığı, yine 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı  Rus savaşı sırasında çok Anadolu’ya göç ettirildiği çeşitli fotoğraf ve belgelerle anlatılıyor.

11 KEZ GÖÇ VE MÜBADELE 

Yine tarih boyunca Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya olmak üzere toplam 11 göç alan Edirne’nin özellikle Balkan Savaşları sırasında yaşadığı zor dönem müzede ziyaretçilere çeşitli görsellerle ve belgelerle hissettirilmeye çalışılıyor. 1913 Balkan Savaşı’nda Balkan Yarımadası’ndan Türkiye’ye doğru göç eden göçmenlerin ilk durakları Edirne olurken Edirne 1912 – 1915 yılları arasında 100 bine yakın muhacirin iskan edildiği kent olarak dikkat çekiyor.

Yine 1913 yılında Bulgaristan ile yapılan mübadele anlaşması sonucu 100 bin Bulgar Trakya topraklarını terk ederken aynı zamanda 100 bin Türk de Bulgar topraklarından Trakya topraklarına göç etmek zorunda kalıyor.

1920 yılında ise Yunan işgali nedeniyle ilk Yunan göçmenlerini ağırlayan Edirne özellikle Batı Trakya’dan gelen binlerce Türk’e ev sahipliği yapıyor. 23 Mayıs 1924 yılında ise Yunanistan’dan Edirne’ye 50 bin mübadil yerleştiriliyor.

1950-51 yılları arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye ikinci büyük kitlesel göç hareketi yaşanıyor. Bu süreçte 200 bin kadar Türk, zorunlu olarak Bulgaristan topraklarından Türkiye’ye gönderiliyor.

Yine 1955 yılında ise Türkiye’deki Menderes Hükümeti ile Makedonya’daki Tito Hükümeti arasında yapılan anlaşmayla Türkler ve Makedonlar yer değiştiriyor.

1968-78 yılları arasında ise Bulgaristan ile yapılan ‘Yakın Akraba Göçü Anlaşması’ kapsamında 10 yıl boyunca çeşitli kitlesel göçler yaşandı.

Son olarak Bulgaristan’la yapılan anlaşmayla birlikte 1989 yılında Türk kökenli Müslüman Bulgarlar, Türkiye topraklarına göç ettiriliyor.

ÖNEMLİ İSİMLER EDİRNE’Yİ ANLATIYOR

Oldukça geniş bir envantere sahip olan müzede en dikkat çeken uygulamalarda biri de, yukarıdaki isimler tarafından görüntü ve ses kaydıyla Edirne’nin anlatıldığı dijital sistem.

Kulaklıkla dinlenilen sistemde ziyaretçiler, istediği ismin üzerine tıklayarak o kişinin ağzından Edirne’yi dinliyor. Edirne’yi anlatanlar arasında Abit Karavit, Cengiz Benakman, Coşkun Molla, Ender Bilar, Güngör Mazlum, İbrahim Ay, Mehmet Tan, Müşerref Gizerler, Ratip Kazancıgil, Rayegan Köyatası, Recep Gürkan, Saadet Yardım, Tayyip Yılmaz ve Tekin Sayınbaş yer alıyor.

OSMANLICADAN TÜRKÇEYE ÇEVİRİ

Müzenin en çok dikkat çeken noktası ise hiçbir müzede olmayan ve dijital ekran üzerinde otomatik olarak Osmanlı yazısını Türkçeye çeviren uygulama. Osmanlıca basılmış bir gazete üzerinde yapılan uygulama, büyüteci götürdüğünüz nokta üzerindeki Osmanlıca yazıları Türkçeye çeviriyor.

MÜZE MÜDÜRÜ SOYUPAK: MÜZENİN TARİHİ KONAKTA CAN BULMASI ÇOK ÖNEMLİ

Edirne Kent Müzesi Müdürü Recep Soyupak, Edirne’nin müze statüsündeki 7’nci müzesi olarak hizmete giren ve Edirne’nin geçmişten günümüze birçok dönemin ruhunu yakından yansıtan objelerle doldurulan müzenin bugüne kadar 10 bin ziyaretçi ağırladığını belirtti. Talat Paşa önderliğindeki İttihat ve Terakki toplantılarının yapıldığı tarihi konakta Edirne’nin 8 bin 300 yıllık geçmişinin yerli ve yabancı ziyaretçilere tanıtıldığını ifade eden Soyupak;

Müzenin, böylesine tarihi bir konakta can bulmasının çok önemli. Müze; sergileme elemanları, maketler, replikalar, canlandırma figürleri ile donatılarak Edirne’yi ziyaret edecek yerli ve yabancı ziyaretçilerin kentin tarihi ve kültürel değerleri yanında gelenek görenek ve giysi gibi gündelik hayat ile ilgili bilgi sahibi olabileceği objelerle güçlendirildi.Edirne gibi insanlığın ve tarihin en kadim şehirlerinden biri olan bu kentin, 8 bin 300 yıllık geçmişe sahip bir şehrin bütün özelliklerini bir arada toplayacak bir müzeye ihtiyacı vardı.” diyor.

Soyupak ayrıca şu an itibariyle 350 eserin bulunduğu müzenin her geçen gün kendini yenilediğini ve bu rakamın giderek artacağına dikkat çekti.

HAFIZAAĞA KONAĞI’NIN TARİHİ

Edirne’deki önemli sivil mimari örneklerinden biri olan Hafızağa Konağı’nın ilk sahibi, dönemin önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Hafız Ağa idi. Osmanlı’nın son dönem siyasal gelişmelerine de yakından tanık olan konağın mülkiyeti, Hafı Ağa’dan sonra varislerine geçmiş ve konak varisleri tarafından 1989 yılında Albülkadir Akgün’e satılmıştır.

Konak, 2000 yılında, dönemin Edirne Valisi Fahri Yücel’in talimatları sonucu konak sahibinin de rızası alınarak İl Özel İdaresi tarafından kamulaştırılmıştır. Konağın rölave, restitüsyon ve restorasyon projeleri ÇEKÜL Vakfı tarafından gerçekleştirildikten sonra konağın mülkiyeti 2015 yılında Edirne Belediyesi’ne devredilmiş ve ‘Kent Müzesi’ olarak işlevlendirilmesine karar verilmiştir.

Yazı & Fotoğraf : Orkun AKMAN

Not: Bu yazı 6 Eylül 2017 tarihinde Hudut Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail