Has Yunus Bey Türbesi

Denize yaklaştıkça yorgun akmaya başlayan Meriç nehrinin, nihayet Saroz’a kavuştuğu lagün ağzında kurulu olan Edirne’nin Enez ilçesi, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlkçağlardan beri önemli bir ticaret ve liman şehri olarak önemini korumuş olan Enez’in Türklerle tanışması ise Fatih Sultan Mehmet döneminde, donanma kumandanı Has Yunus Bey eliyle gerçekleşmiştir.

Günümüzde “Has Yunus Bey Türbesi” olarak bilinen “Hagios Evplos Şapeli” etrafında gelişen Osmanlı mezarlığı, Trakya’da rastlanan en iyi korunmuş Osmanlı mezarlıklarından olup, antik adı Ainos olan Enez’in adeta tapu senedi gibidir.

Has Yûnus Bey Hakkında

Has Yunus Bey, Fatih’in İstanbul’u fethinden sadece iki yıl sonra, 1455 yılında Osmanlı donanmasının başına getirilmiştir. Kökeni konusunda net bilgilerimiz yoksa da, Has Yunus Bey’in din değiştirerek Osmanlı’ya sığınmış bir Katalan ( İspanyol ) olduğuna dair görüşler belgelendirilmeye muhtaçtır.

Donanmanın başına geçen Has Yunus Bey’in ilk görevlerinden biri, donanma eliyle Saroz ve Kuzey Ege’de Osmanlı hakimiyetini hissettirerek, henüz yakın zamanda fethedilmiş İstanbul’un güvenliğini pekiştirmek, boğazlar üzerinden gelebilecek yardımları ve antik Via Egnetia yolu ile Bizans’tan arta kalan toplulukların İstanbul ile yeniden bağ kurmasını engellemek olmuştur. Meriç nehrinin denize kavuştuğu noktada önemli bir ticaret ve liman kenti olan Ainos’un ( Enez ) fethedilmesi bu yolda önemli bir kazanım olacaktı.

Ne var ki, Has Yunus Bey göreve gelir gelmez bir dizi talihsizlik yaşayacaktır. Gelibolu’dan Ege’ye açıldığı ilk seferinde sert bir fırtınaya yakalanmış, donanmasındaki gemilerden yedisini kaybettiği gibi kendisi ise sancak gemisiyle Sakız adasına zar zor girebilmiştir. Donanmanın geri kalan on iki gemisi ise Midilli’ye sığınmış, böylelikle kumandanlığa başarısız sayılacak bir başlangıç yapmıştır. Bu başarısızlığını gidermek için Ege limanlarında Cenevizli tüccarları yakalayarak ganimet elde etmiş ve dönüşünde bu ganimetleri Fatih Sultan Mehmet Han’a sunarak affını ummuştur.

Bu olaylar zinciri ile ancak zaman kazanan Has Yûnus Bey, ardından Ainos’un ( Enez ) fethine katılmıştır. Uzun yıllar Bizans hakimiyetinde kalan Ainos, fetihten tam bir asır öncesinde İmparator V. Ioannes Palaiologos’un kız kardeşi Maria Palaiologina’nın Ceneviz Francesco Gattelusio ile evlenmesi yoluyla Ceneviz etkisine girmiştir. İmparator V. Ioannes Palaiologos Midilli adası ile birlikte gelinlik çeyizi olarak Ainos’u ona vermişti (1355).

Yöre bu andan sonra Gattelusio sülalesi eliyle Ceneviz etkisinde sözde bir Bizans yönetimi altında yaşamaya devam etmiştir. 1455 kışında Fatih’in kara birliklerinin kuşatmasına, Has Yunus Bey komutasındaki donanma denizden katılmıştır. Fetih öncesinde sözü edilen sülalenin sonraki kuşaklarından olan Dorino Gattelusio yörenin idarecisiydi. Kuşatma ile birlikte gizlice Semadirek adasına kaçınca yönetimden uzak kalan Ainos halkı 1456 Ocak ayında kaleyi Osmanlılar’a teslim ederek fethin kapısını açtı.

Fatih Sultan Mehmet fetihle birlikte üç gün kalede kalıp, kale içindeki yörenin en büyük kilisesini camiye çevirtti. Yönetimi Murat Bey’e devredip Edirne’ye döndü. Âşıkpaşazâde ve Neşrî tarihi, Has Yunus Bey’in bu arada Taşoz ve Limni adalarını fethe yöneldiğini bahseder.

Enez’in ( Ainos ) fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet Han Ege adalarının Dorino’nun adamlarından arındırılarak güvenli hale getirilmesini ve Dorino’nun yakalanmasını emreder. Has Yunus Bey’in kaderi bir daha Ege’nin sert fırtınaları ile onu kaçınılmaz sona doğru sürükleyecektir. Bir kadırga ile İmroz önlerine giden Yunus Bey fırtınaya yakalanır ve Kefalo limanına sığınmak zorunda kalır. Dönemin Bizanslı tarihçilerinden, aynı zamanda Fatih’in biyogrofisini yazacak olan İmrozlu Kritobulus’u çağırtarak, adayı onun yönetimine vererek Dorino adına yönetenlerin hakimiyetine son vermeyi seçecektir. Oysa bu arada Dorino Edirne’ye giderek bizzat Fatih Sultan Mehmet’ten özür dileyecek, idareyi yeniden ele alacaktır. Bu olay bir kırılma noktası olur. Yunus Bey Dorino’ya güvenilemeyeceğini sultana aktaracak, Fatih Dorino’ya vaadinden vaz geçerek onu Makedonya içlerine tımar vererek sürecektir. Başına gelecekleri anlayan Dorino ise beraberindeki Osmanlı muhafızlarını öldürterek Ege adalarına kaçarak sırra kadem basacaktır.

Yunus Bey hakkında bu olaylardan sonra bilgi yoktur. 1455 yazından 1456 kışı sonlarına kadar süren kısa donanma komutanlığı, muhtemelen idam yoluyla azli şeklinde sonlanmış olması güçlü görüştür. Bunun sebeplerinden biri Fatih’in başarısızlıklar karşısındaki hiddeti olarak gösterilirken, bir diğer sebep Has Yunus Bey’in kendi eliyle adanın yöneticiliğine aday gösterdiği İmrozlu Kritobulus’un fitne ve entirikalarıyla etkilediği Fatih’e bunu yaptırmış olabileceğidir. Yerine Hadım İsmâil Bey isminde bir başka donanma kumandanı getirilmiştir.

Has Yûnus Bey Türbesi

Enez’in güneyinde, Meriç’in lagün göllerinden birinin ağzında yer alan ve günümüzde Has Yunus Bey Türbesi olarak bilinen yapı aslında fetihten öncesine ait olan Hagios Evplos Şapeli’dir. Enez’in fethinde büyük yararlılıkları olan Yûnus Bey’in burada gömülü olduğuna inanılır. Has Yunus Bey şehitlik makamıyla ölmemiş, muhtemelen sultan tarafından idam ettirilmiş olması kuvvetle ihtimal olmasına rağmen, halk nazarında itibar gören Yûnus Bey adına bu şapelin bir makam türbe olarak tahsis edilmiş olduğu düşünülebilir. Pîrî Reis’in Kitâb-ı Bahriyye adlı eserindeki küçük portulan haritalarında Enez Limanı kenarında “Yunusluk” yazısı ile bu kabristan işaretlenmiş olması, buraya verilen ehemmiyeti bize bir daha hatırlatmaktadır.

Enez’in güneyinde, Osmanlı dönemine tarihlenen mezarlık alanı içinde halk arasında Enez’in fatihi Has Yunus Bey’in Türbesi olarak bilinen küçük bir şapel yer almaktadır. Doğu tarafta yarım yuvarlak planlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsisi olan bu yapı, aslında Bizans dönemine tarihlenen bir mezar şapeli olarak inşa edilmiş olmalıdır. Bütün aksamlarıyla bir kilise mimarisi geleneğinin egemen olduğu anlaşılan bu şapelin içi, dört kolu hemen hemen eşit ölçülerde yapılmış haç biçimindedir. İçten içe ölçüleri, doğu-batı, 5.8, kuzey-güney 5.1 m. dir. Bu plan tertibi dışarıya aksettiğinden bina Hıristiyan mimarisinde serbest haç şeklinde denilen mimari tipe girmekte ve böylece eski mezar geleneğinin bir örneği olduğunu ortaya koymaktadır. Haçın kollarının her birinin üzeri beşik tonozla örtülmüş, tam ortada ise pandantifli kubbe yükselmektedir. 1.65 m yüksekliği olan kubbenin dört tarafında 15 x 60 cm ölçülerinde dört pencere aralığı vardır. Binanın doğu tarafında yarım yuvarlak planlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsis bulunmaktadır. Türbenin etrafında çok güzel işlenmiş Osmanlı Dönemine ait sandukalı mezarlar yer almaktadır.

Enez Osmanlı Mezarlığı

Osmanlı Dönemi Mezarlığı, biri Has Yunus Bey Türbesi’nin çevresinde diğeri bugünkü mezarlığın içinde olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Has Yunus Bey Türbesi’nin çevresinde bulunan mezarlık 18 dönüm alan içinde yer almaktadır. Fetihten itibaren defin yapılmaya başlanan mezarlık, 18.yüzyılın sonlarına kadar kullanılmıştır. Fatih Dönemi’ne ait ilk mezarlar türbenin güneyinde yer almaktadır. Bu mezarların baş ve ayak şahideleri devşirme malzemelerden oluşturulmuş olup yazısızdır. Sandukalı mezarlar genel olarak türbenin doğusunda dar bir alana sıkıştırılmıştır. Bunların çoğu Enez’in yönetim kademelerinde görev almış kişilere aittir. Sandukalı mezarlar damarlı beyaz mermerden yapılmış, servi, çeşitli çiçek ve Süleyman mührü motifleriyle süslüdür. Osmanlı Hat sanatının en güzel örneklerinin yer aldığı sandukalı mezarların büyük   bölümü  restore edilerek mezarlığın çevresine koruma duvarı yapılmış ve ağaçlandırılmıştır.

Kaynaklar :

  • Türk İslam Ansiklopedisi
  • enezkazisi.org

Kapak Eksizi : Rahman KETENCİLER / Fotoğraf : Dinçer ALABAŞOĞLU

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail