Giriş Formu



Kimler Çevrimiçi

Şu anda 91 ziyaretçi çevrimiçi

İstatistik

Üye : 711
İçerik : 506
Sayfa Gösterimi : 2309552
Lüleburgaz Yazdır E-posta


Lüleburgaz…Hayatı Trakya’nın kendine özgüleştirdiği derin bir hissedişle ve ritimle yaşayan, Trakya’nın ikinci, bağlı olduğu il olan Kırklareli’nin ise en büyük ilçesi Lüleburgaz... Hatta kendi ilinden bile büyük olduğunu burada dile getirebiliriz.

Trakya'nın 9/8'lik kalp atışlarını en iyi duyabileceğiniz yer olan, güçlü sosyo ekonomik yapısıyla zamanın getirdiği değişimleri en çabuk karşılayıp yöresindekilere zaman zaman örnek teşkil eden Lüleburgaz’ı gelin biraz daha yakından tanıyalım.

Kırklareli’nin nüfus itibarıyla kendisinden daha büyük ilçesi olan Lüleburgaz ilin güneydoğusunda yer alır. İlçenin doğusunda Tekirdağ iline bağlı Saray ve Çorlu ilçeleri yer alırken, güneydoğusunda aynı ilin Muratlı ve güneybatısında Hayrabolu ilçeleri ile komşudur. Kırklareli’ nin Babaeski ilçesi batısında, Pınarhisar ilçesi kuzeyinde, Vize ilçesi ise kuzeydoğusunda yer alarak Lüleburgaz’ı çevrelerler.

İklim özellikleri itibariyle Trakya’nın geneline hakim olan karasal iklim özellikleri gösterir. Yazlar oldukça sıcak ve kurak geçerken, kışlar oldukça soğuktur. Özellikle Balkanlar’dan gelen hava sistemleri kış aylarının genel iklim şartlarını belirlemektedir. Yağışlar ise genellikle sonbahar ortalarından bahar aylarına kadar bir periyod içerisinde görülür. İlçe topraklarının neredeyse tümü yüksekliği deniz seviyesinden 30-40 metreyi bulan yumuşak tepecikler halindeki verimli Trakya ovaları üzerinde yer almaktadır.

2010 yılında açıklanan verilere göre ilçenin köyleriyle beraber toplam nüfusu 130 375 kişidir. Bu nüfusun 95 466’sı ilçe merkezinde, 34 909’u ise ilçeye bağlı belde ve köylerde yaşamaktadır.

Lüleburgaz 5 belde ve 30 köye sahiptir.

Beldeleri : Ahmetbey, Büyükkarıştıran, Evrensekiz, Kırıkköy, Sakızköy.

Köyleri : Akçaköy, Alacaoğlu, Ayvalı, Celaliye, Ceylanköy, Çengelli, Çeşmekolu, Çifltikköy, Davutlu, Düğüncübaşı, Emirali, Ertuğrul, Eskibedir, Eskitaşlı, Hamitabat, Hamzabey, Karaağaç, Karamusul, Kayabelli, Küçükkarıştıran, Müsellim, Oklalı, Ovacık, Sarıcaali, Seyitler, Tatarköy, Turgutbey, Umurca, Yenibedir, Yenitaşl.

Tarihi süreç içerisinde Lüleburgaz’dan bahsetmek gerekirse, yörede geçmişi aydınlatacak önemli arkeolojik kazılar ne yazık ki kısıtlı kalmıştır. 1936 yılında Prof. Arif Müfid MANSEL’in Türk Tarih Kurumu girişimleriyle başlayan çalışmaları bir başlangıç olmuştur. Umurca bölgesinde yer alan ikiz tümülüsler gibi yörede dağınık yer alan tümülüsler Trakya’nın geneline hakim olan Trak kültürünün izlerini bize belgeler. M.Ö.2000’lere değin geriye gidebileceğimiz bu yerleşimlerden elde edilen buluntular, Balkan-Ege ve Kuzey Anadolu kültürlerinin el değiştirmeler ve karşılıklı etkileşimlerle yöreye kimliğini verdiği yönündedir. Bu tarihin M.Ö. 4000’lere değin tarihlenebileceğine dair arkeolojik ipuçları başka araştırmalarla desteklenmeye ihtiyaç duymaktadır.

Anadolu ile Avrupa kıtaları arasındaki bir kıstakta yer alan Trakya her dönem istilacıların iştahını kabartmıştır. Dolayısıyla Lüleburgaz ‘da tarihin çeşitli dönemlerinde bu el değiştirmelerden payını almıştır. Traklar’ın Odris kolunun genel yayılışındaki Lüleburgaz, Yunan, Pers, Makedon ve Roma egemenliklerini görmüştür. Büyük Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans etkisine giren Lüleburgaz, 1.Murad döneminde Osmanlı idaresine girerek Osmanlı’nın Vize kazasına bağlı bir yerleşim olarak varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Rus savaşı sonrası Ruslar ile işgaller dönemi başlamıştır. Balkan harbinin en çetin günlerinin yaşandığı zamanlarda Bulgar istilasını, 1. Dünya Savaşı sırasında kısa bir Fransız işgalini, Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Yunan işgalinin unutulmaz acılarla dolu günlerine tanıklık eden Lüleburgaz, Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın şartları gereğince 1922 yılının Kasım ayında yeniden vatan topraklarına katılmıştır.

Lüleburgaz genel itibariyle tarım, hayvancılık ve sanayinin birbiriyle etkileştiği iş kollarının sosyo ekonomik yapıya etkilerinin en iyi izlenebildiği yerleşimlerden birisidir. Coğrafi kazanımları düşünüldüğünde, Lüleburgaz Trakya’nın akasularla beslenen en verimli tarım arazileri üzerinde yer almaktadır. Buna karşılık sulu tarım uygulanabilen arazileri kısıtlıdır. Trakya’nın yaygın üretimleri arasında bulunan tahıl , ayçiçeği, pancar ekimin yanı sıra, son yıllarda kanola ve sebze ekimi de önemli yer tutmaya başlamıştır. Nüfusun %60’ı tarım alanından geçimini sağlarken, aile başına düşen toprak miktarı, modern üretim olanakları sunan mekanizasyon açısından da Türkiye’nin en ileri seviyesindeki yerleşimlerinden birisi Lüleburgaz’dır. Hal böyle olunca tarım alanındaki son gelişmelerin takip edilebildiği Türkiye’deki önemli tarım fuarlarından birine Lüleburgaz’ın ev sahipliği yapıyor olması olağandır.

Hayvancılık da yörede önemli geçim kaynaklarından birini teşkil eder. Bunun etrafında gelişen yan sanayi kolları içerisinde gelenekten taşınan mandıracılık faaliyetlerinin ötesinde, marka değeri taşıyan modern süt ürünleri tesisleri bulunmaktadır. Et ürünleri bakımından yörede yetiştirilen hayvanlar Trakya'nın birçok kesiminde olduğu gibi değerli kabul edilir.

İlçe merkezinde esnaflık geçim kaynakları arasında %20 gibi bir paya sahiptir. Öyle ki, Lüleburgaz esnaflığa verdiği değeri, Türkiye’de bir ilk olan “Esnaf Fuarı” etkinliği ile taçlandırmış, bu alanda bir vizyon oluşturma yolunu seçmiştir.

2000’li yıllar ile birlikte Çorlu ve Çerkezköy’de doyma noktasına gelen sanayi işletmelerinin yer arayışlarını bu işletmelerin Lüleburgaz yönüne kaydırmasıyla önemli bir hacme ulaştırmıştır. Kırsaldan ilçe merkezine doğru genç nüfusun göçünü beraberinde getiren bu durum nüfusun % 20’sinin sanayi bölgelerinde işçi olarak geçimini sağlamasına sebep olmuştur.

Sosyo ekonomik yapısıyla yöredeki en güçlü ilçelerden biri kabul edilen Lüleburgaz, Trakya’nın geneline hakim olan yüksek okur yazarlık oranına sahip olmanın yanı sıra, kültür sanat faaliyetlerinin en yoğun olduğu yerlerin başında yer alır. Özellikle yerel yönetimlerin destekleriyle kültür-sanat etkinlikleri ilçe için geleceğini kurguladıkları bir vizyon haline dönüşmüştür. “ Kültür bir kentin soyadıdır !” sloganıyla yola çıkan yerel yönetimler bu vizyona her platformda destek vermektedirler.

Kepirtepe gibi köy enstitüleri geleneğinden gelen köklü bir eğitim kurumuna sahip Lüleburgaz, Kırklareli Üniversitesine bağlı meslek yüksekokulu, diğer eğitim kurumları ve dersaneleri ile bir öğrenci kenti havasına sahiptir. Hal böyle olunca kültür-sanat etkinlikleri bir ihtiyaç haline gelmektedir. Uçan Eller Kukla Tiyatrosu, Aşkiye Neşet Çal Sahnesi, Lafod ( Lüleburgaz Amatör Fotoğrafçılar Derneği ) gibi kentin kültür sanat etkinliklerinde imzası olan girişimler ilçe halkı tarafından da yoğun iltifat görmektedir.

Lüleburgaz’dan bahsetmişken kentin dokusunda derin hissedilen müzik kültüründen bahsetmeden geçmek olmaz. Kentin en renkli kimliğine sahip Roman müzisyenler etrafında gelişen müzikal kültür Lüleburgaz’a başka bir hava katmaktadır. Yörenin en aranan, en bilinen yerel müzisyenleri aynı zamanda Türkiye’de yapılan birçok projenin cımbızla ayıklanır gibi seçilen enstrümanistleri olarak nam salmışlardır. Öyle ki, yine Kırklareli’den yetişmiş, özellikle Fransa’da yaptığı çalışmalarla adını dünyanın birçok yerinde duyurmuş olan Burhan ÖÇAL “Trakya All Stars-Kırklareli İl Sınırı” projesinde yöredeki müzisyenleri çalışmaya dahil ederken hangisini seçeceği konusunda zorlandığını aktarmıştır.

Son yıllarda adını çok daha fazla kitleye duyurmayı başarmış müzik grubu “Lüleburgaz Trockyablues” yöreden beslenen müzik arayışlarını “Roman değil, ensTRoman müziği…” diye özetleyerek o kaynağa işaret etmiştir.

Tarihi varlıkları açısından ne yazık ki çok zengin bir ilçe değildir Lüleburgaz. Zamanın aşındırıcılığından günümüze ulaşan eserlerin bir kısmı, yakın dönemdeki yanlış imar politikaları, önemlerinin anlaşılamaması gibi sebeplerden ötürü sadece adını geriye bırakabilmiştir.

Yine de tarihi varlıkları konusunda şunlarda bahsedebiliriz : Trak dönemine işaret eden tümülüsler , yörede bilinen adıyla höyükler arasında özellikle Umurça köyünde yer alan çifte höyükler, Roma dönemine tarihli Lüleburgaz kalesi ( Murat Hüdavendigar tarafından alınıp ardından yıktırılmıştır…), Mimar Koca Sinan’ın eseri olan Sokullu Camii ve Medresesi, cami külliyesine dahil olan tarihi çifte hamamlar ( bugün depodur ), döneminin belediye reisi tarafından ehemmiyeti bilinmeyerek ortadan kaldırılan kervansaray, yine Mimar Koca Sinan’a yaptırılan ve bu yüzyılın ilk çeyreğine kadar şehre su taşıyan su yolları, Taşköprü olarak da bilinen Sokullu Köprüsü, Kadı Ali Camii, Zindanbaba Türbesi, Çarşı Çeşmesi, Zafer Çeşmesi vb…çeşmeler ile ilçenin çeşitli yerlerinde yer alan şehitlikleri temsilen yapılan anıtlardır.

Trakya’nın tam da orta yerinde, hayatı kendine has bir hissedişle ve ritimle yaşayan Lüleburgaz bizim burada bahsedebildiklerimizin çok ötesinde, herkesin kendine pay edebileceği keşifler için ziyaretçilerini bekliyor.

==========================================

Fotoğraflar :

Özcan ÇELTİKLİ



Bu Yazıyı Ekle

Facebook    Deli.cio.us    Digg   
 








 

Bu site Berilweb tarafından hazırlanmıştır, ROTA tarafından barındırılmaktadır. © 2013 Sitede yer alan içeriklerin tüm hakları Trakyagezi, fotoğraf hakları sanatçısına aittir.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_09-dev by Matej Koval