Kırklareli’de Dokumacılık

Kırklareli el sanatları ve kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları arasında diriliğini en fazla koruyan dokumacılıktır. Özellikle Poyralı Köyü El Dokumaları küllerinden doğan farklı bir yerde durur.

Buna rağmen Kırklareli el dokumalarına ait ürün çeşitliliğinin ve üretim tekniklerinin 70’li yıllardan sonra hızla tükendiği gerçeğini de dile getirmekte fayda var.

Kırklareli el dokumacılığı konusundaki bilgi birikimimizi Kırklareli Folklörü Araştırmacısı Zekeriya KURTULMUŞ’un saha çalışmalarına borçluyuz.

Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar hemen hemen her köyde, köydeki evlerin pek çoğunda dokuma tezgahlarına, hayvanlardan elde edilen yünlerin temizlenip ağartıldığı, didiklenip eğrildiği çırçır atölyelerine rastlanırdı.

Kırklareli ve civarında hayvancılığın yoğun yapılıyor olması hammadenin kolay temini yönünden dokumacılığın yaygın oluşunu izah eder bir durumdur. Özellikle su boylarında, temiz su kaynaklarının olduğu yerleşimlerde, kırkılan hayvanlardan elde edilen yapağılar imece usulüyle yıkanır paklanırdı. Hatta bu yıkama işlemlerinin kolayca yapılabilmesi için oluşturulmuş küçük sığ havuzcuklar bulunurdu.

Poyralı Köyü El Dokumaları@MukaderBağıran

Köy evlerinde temizlenen yapağıların ipliğe dönüştürülmesi, ipliğe dönüşen yünlerin sarılması, yumak haline getirilebilmesi için genellikle ahşaptan yapılan düzenekler kullanılırdı. Genellikle yün eğirme, yumağa dönüştürme işlerini köyün yaşlıları yaparlar; böylece dokuma işiyle asıl ilgilenen daha genç kadınların zamandan kazanmalarına yardım ederlerdi.

Dokumalardaki ürünler çeşitlilik gösterirdi. Dönemin ihtiyaçları olan bez dokumalar; peşkir, önlük, çarpana dokumaları; yer yaygıları ( pala, çerge ); felemen kumaşları; kilim ve namazlah denilen seccade dokumaları artık sandıklarda basılı kalmış entoğrafik örneklere dönüşmüşlerdir.

Özellikle Balkan köyleri denilen daha soğuk ve dağlık kesimde, koyun ve keçi kılından dokunan keçe dokumalara raslanır; bu dokumalardan Balkan insanına özgü pantolon, içlik yelek ve ceketler dikilirdi. Bu dokumalar soğuğa ve yağışa karşı oldukça koruyucu giysiler elde etmeye olanak veriyordu. Çobanlar için dokunan kıl kalpakları da bu bağlamda değerlendirebiliriz.

Atatürk ve “Şayak Kumaşı”…

Balkan ülkelerinde hala rastladığımız “şayak” kumaşlar Kırklareli’nin Kofçaz ilçesi ve köylerinde yaygın olarak dokunurdu. Şayak kumaşlar, Kırklareli ve Atatürk ile ilgili özel bir hatıraya da konu olmuştur.

20 Aralık 1930 yılında Mustafa Kemal Atatürk Kırklareli’ni ziyaret eder. Teşrifleri onuruna tertiplenen, kentin yöneticileri ile ileri gelenlerinin katıldığı davette Atatürk’ün gözü konuklardan birine takılır. Bir müddet sonra dayanamayıp yanına çağırtır. Çocukça bir heyecan duyarak karşısındaki kişinin giysisinin kumaşını parmaklarının arasında okşayarak sorar.

-Bu ne kumaşıdır böyle ?

-Biz Şayak kumaşı deriz paşam, der karşısında durmakta olan kişi. Köyde karım dokur bu kumaşları.

Yüzünde engel olamadığı bir tebessümle sözlerine devam eder Atatürk.

-Bana doğduğum büyüdüğüm yerleri, Balkanlar’ı hatırlattı bu şayak kumaşlar. Ben çocukken hep bunları giyerdim. Hanımına söylesen bana da dokur mu bu şayak kumaşlardan ?

– Emriniz olur Paşam , der karşısındaki kişi.

Bir ay kadar sonra karısına dokuttuğu bir top kumaşı Atatürk’e gönderir adam. Bu özel jest üzerine Atatürk’ün de teşekkürlerini ilettiği ve kumaşın bedelini gönderdiği bu özel hatıranın bir başka özel ayrıntısıdır.

PoyralıElDokumaları@EdibeDillek

Kırklareli folkölörü araştırmacısı Zekeriya KURTULMUŞ; Kofçaz’ın Devletliağaç, Malkoçlar, Tatlıpınar ile Demirköy’ün Armutveren ve İncesırt köylerinde çul, çultar ve çimdik adı verilen dokumalar yapıldığı tesbitinde bulunmaktadır. Çultar hayvanların üzerine örtülen, çul ve çimdik ise oturmak için yere serilen küçük yaygılara verilen isimdir.

KURTULMUŞ tesbitlerinde, 2000’li yıllara değin Kırklareli’nin Kavaklı beldesinde, Demirköy’ünse Armutveren köyünde kurulu el tezgahlarında sipariş üzerine köy kızlarına halı dokutulduğuna yer verir.

Modern tezgahların gelmesiyle geleneksel el dokumasına ait ürünler bir bir kültür hayatımızdaki yerlerini terk etmeye bırakırlar. Dokuma tezgahları ya bir köşede çürümeye terk edilir ya da başka ahşap işlerinin malzemesi olurlar. Dokumalar ise naftalin kokulu sandıklara kaldırılıverir.

Poyralı Köyü Dokumaları…

Bugüne geldiğimizde Babaeski’nin Alpulu beldesinde, Pınarhisar’ın Kurudere ve Poyralı köylerinde kısıtlı da olsa el dokumacılığına raslıyoruz. Özellikle Poyralı köy dokumaları yeniden ayağa kaldırılmakta üzere çeşitli projelerle desteklenmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yöresel el sanatlarını diriltmek, yaygınlaştırmak ve gelecek kuşaklara aktarabilmek maksadıyla başlattığı çabalar için Kırklareli’de pilot bölge olarak Poyralı köyü seçilmiştir. Eski yöntemlerle köy dokumaları yapmayı bilen 1946 doğumlu Resmiye GÖKERBÜYÜK eğitmenliğinde düzenlenen kursların ilkine Poyralı köyü ev sahipliği yapmıştır. Hala ayakta duran dokuma tezgahlarının yanı sıra aynıları modellenerek yeni tezgahlar yaptırılmış ve kurslar verilmiştir. Bu kurslar sonraki senelerde Pınarhisar Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde günümüze kadar verilmeye devam etmiştir.

Eskiden iplikler için bitkiler ve bazı taşların boyamaya elverişli yapıları kök boyama yöntemleri olarak kullanılırken şimdilerde hazır iplerle dokumalar yapılır olmuştur. Heybe, kilim, çerge denen divan örtüsü, şilte veya yastık yüzü ile hediyelik eşyalar dokunmakta ve Poyralı köy evi olmak üzere çeşitli mecralarda sergilenen bu ürünler satılmakta ve siparişler alınmaktadır. Ayrıca köydeki kültür evinin alt bölümünde hala aktif olarak kullanılan dokuma tezgahında yapılan çalışmaları ziyaretçilerin izleyebilmesi olanağı mevcuttur.

Tezgahta desenlerin üzerine işlendiği çözgü ipleri siyah renktedir. Bu çözgü ipine “eriş” ismi verilmektedir. Siyah çözgü ipi, desen ipi olarak kullanılan diğer tüm renkleri üzerinde çok daha al benili göstermektedir.

Fotoğraf : Mukader BAĞIRAN, Edibe DİLLEK

Kaynak : Kırklareli Folklörü ( Zekeriya KURTULMUŞ ), Efsaneden Gerçeğe Kırklareli ( Nazif KARAÇAM )

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail