Kırklareli’nin Kayıp Kilise ve Sinagogları

Kırklareli’nin yakın tarihine, özellikle de kaybolmaya yüz tutan tarihi doku ekseninde ışık tutmaya çalışan Barış TOPTAŞ; “Yok Olan Tarih; Kırklareli’nin Kayıp Camileri” çalışmasıyla geçtiğimiz haftalarda sayfalarımıza konuk olmuş, büyük ilgi görmüştü. TOPTAŞ, “Yok Olan Tarih” serisine bir halka daha ekliyor ve bu defa Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar şehrin Kırkkilise adıyla anılmasının sebeplerinden gösterilen gayrimüslim ibadethanelerinin izini sürüyor.

Barış TOPTAŞ‘ın, orjinal adı “Kırkkilise Kilise ve Sinagogları” isimli 2014 tarihli çalışmasını, kendisine sonsuz teşekkürlerimizi ileterek Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile paylaşıyoruz. TOPTAŞ‘ın zevkle okuyacağınızı düşündüğümüz diğer araştırma yazılarına, Tarih & Belgesel bölümümüzden ulaşabilirsiniz.

KIRKKİLİSE KİLİSE ve SİNAGOGLARI
Barış TOPTAŞ

İstanbul’un fethinden sonra, kentte yaşayan gayrimüslimlere dini açıdan büyük özgürlükler tanınmasına karşın, var olan kiliseler haricinde yeni kiliseler yapılması yasaklanmıştır. 1453 yılından 19. Yüzyılın ikinci yarısına kadar geçen bu sürede içerisinde ülke genelinde kilise yapılmamış olması imar yasağının tüm Osmanlı topraklarını kapsadığı sonucunu çıkarmaktadır.[1] Zira Kırklareli ili genelinde, 19. yüzyıla değin, gayrimüslim nüfusun çoğunluğunu oluşturan Rum ve Bulgarlara ait  dini bir yapının  bulunduğuna dair bir herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanılamamıştır. Çeşitli kaynaklarda da Hıristiyan halkın, şehre beş kilometre mesafedeki Eriklice Köyü sınırları içerisindeki kır kilisesinde ibadetlerini yerini getirdiğinden bahsedilmektedir.[2]

1839 Yılında yayımlanan Tanzimat ve 1856 yılında yayımlanan Islahat Fermanları ile azınlıklara tanınan hak ve özgürlükler ile birlikte, yasaklar ortadan kalkmış, Kırklareli şehir merkezinde Rumlar tarafından dört, Bulgarlar tarafından ise üçü şehir merkezinde olmak üzere, bugün merkeze bağlı bir mahalle olan Karahıdır Köyündeki kilise ile birlikte dört kilise, toplamda da sekiz kilise inşa edilmiştir.[3] İnşa edilen bu kiliselerin yapımın nasıl finanse edileceği, kilisenin yapılacağı arsanın kime ait olduğu, ve arsanın seçimi, ilgili cemaatin sayısı, kilisenin planı ve diğer proje detayları belgelendirmek suretiyle yapılan taleplerin, belli bir denetim altında ruhsatlandırıldığı, bakım ve onarım taleplerinde de aynı kurallar çerçevesinde değerlendirildiği, Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri ve Tapu Sicil Arşivi belgelerinden anlaşılmaktadır.

Kırklareli’de yaşayan Bulgar nüfusun, II. Balkan Savaşından hemen sonra, 20 Eylül 1913 tarihinde imzalanan İstanbul Anlaşmasına göre, Bulgaristan’da yaşayan Türk nüfus ile takas edilmesi, Rum nüfusun ise, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ve 1926 yılında imzalanan Türk-Yunan İskan Antlaşması ile, Yunanistan’da yaşayan Türk nüfus ile mübadele edilmesi ile,[4] şehirde Yahudiler haricinde çok az sayıda gayrimüslim kalmıştır.[5] Bunun sonucu olarak ta, 19. yüzyıl içerisinde inşa edilen, 20. yüzyılın başlarında yıpranma, yangın ve benzeri nedenlerden dolayı, bakım ve onarım gören veya yeniden inşa edilen bu kiliseler, Hıristiyan nüfusun şehri terk etmesi ile, bakımsızlıktan kullanılmaz hale gelmiş, zaman içerisinde yıkılarak günümüze ulaşmamıştır. Günümüze ulaşan tek kilise, Hatice Hatun Mahallesinde (Kocahıdır) bulunan Bulgar Nicholas (Nikola) Kilisesidir. Bulgar Nicholas (Nikola) Kilisesinin güney kısmında yer alan cephe duvarının bir kısmı halen ayakta durmakta ancak, çevresindeki bina ve eklentilerinin gölgesinde tamamen yok olma tehlikesi karşı karşıyadır.

Kentte yaşayan Yahudilerin durumu ise farklı idi. Zira onların 19.yüzyılın sonlarında iki adet sinagogları bulunmaktaydı. Bunlardan biri 20. Yüzyıl başı itibariyle yaklaşık üçyüz yıllık bir tarihi geçmişe sahip idi. Bu durum aslında, Yahudi nüfusun Kırklareli’ye gelişleriyle birlikte herhangi bir engelleme ile karşılaşmayarak dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere sinagogun yapılmış olduğunu ortaya koymaktadır. 20. yüzyılın başında, eski sinagogun hemen yanında yeni bir sinagog daha yapılmış, eski sinagogun yıkılması ile bu yeni sinagog kullanılmaya başlanmıştır.[6] Bu yeni sinagog halen ayakta durmakta ancak, oldukça bakımsız ve harap bir durumdadır.

Bunların dışında, Osmanlı Devleti 1881/82 ve 1883 Genel Nüfus Sayımına göre, Kırklareli Sancağı dahilinde yaşayan Ermeni sayısının 108, 1906 yılı sayımında ise 149 olduğu, 1914 yılı sayımında ise kazada hiç Ermeni olmadığı görülmüştür.[7] Kırklareli şehir merkezinde Ermenilere ait herhangi bir eser de bulunmamakta olup, Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Tapu Sicil Arşivlerinde de herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır.

Bulgar Kiliseleri

İstanbul’un fethi ile Osmanlı Devleti’nde toprakları üzerinde yaşayan çeşitli ırk ve dinlere mensup halk, etnik kökenlerine göre değil, din veya mezhepleri esas alınarak, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi olarak gruplandırılmış, Fatih Sultan Mehmet, seçilen Patriği Rum Ortodoks Kilisesi şefi olarak atamıştır. 1789 Fransız İhtilalinin etkisiyle milliyetçilik akımları Osmanlı Devleti toprakları üzerinde yaşayan azınlıkları da etkilemiş, Hıristiyan olarak tanınan halk kendilerini Sırp, Bulgar ve Rum olarak görmeye başlamıştır. Tanzimat ve Islahat Fermanlarının da azınlıklara tanıdığı hak ve özgürlükler sonucunda, kurulduğu günden bu yana Rum Ortodoks Kilisesine bağlı olan Bulgar Kilisesi, 1840’lı yıllarda başladığı mücadele sonucunda, 1870 yılında Sultan Abdülaziz’in Fermanı ile Bulgar Eksarhlığı adı altında Rum Ortodoks Kilisesinden ayrılmıştır.[8]

Kırklareli’de Bulgarlar Eksarhlığının kurulduğu dönemde, Bulgar nüfusun yoğun olarak yaşadığı, Tellakzade(Akalar), Haticehatun (Kocahıdır), Karakaş Mahalleleri ile Karahıdır Köyünde Bulgar halk tarafından inşa edilen 4 kilise bulunmakta idi. Bunların adları ve yapım tarihleri ;[9]

  • SvetiSpiridion Kilisesi, 1871
  • SvetiAthanasius (SvetiTanaş) Kilisesi, 1868
  • SvetiNicholas (Sveti Nikola) Kilisesi,
  • Bogoritsa (Meryem Ana) Kilisesi, 1870[10]’dir.

Yıpranma, yangın ve benzeri nedenlerden dolayı, onarım gören yada yeniden inşa edilen bu kiliseler, Bulgar nüfusun büyük çoğunluğunun şehri terk etmesi sonucu, bazıları atıl kalmış, bazıları da 1940’lı yılların ortalarına kadar, şehirde yaşamakta olan az sayıdaki Bulgar tarafından kullanılmıştır.[11]

Sveti Spiridon Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1871

Bulunduğu Mevki      : Soğukkuyu

Bugün ayakta olmayan Aya (Sveti) Spiridon Kilisesi, Kırklareli’de bulunan Bulgar Kiliselerinden en önemlisi idi.  Katedral Kilisesi olan Aya (Sveti) Spiridon Kilisesi,[12]Tellakzade (Akalar) Mahallesi Soğukkuyu Mevkiinde, 1871 yılında inşa edilmiştir.[13]

Tellakzade Mahallesinde oturan, Bulgar halkının ibadet edecek yerlerinin bulunmaması nedeniyle, mahalle halkından Kriyan’a ait arsa üzerine, Kriyan’ın rızası ile, Bulgar milletinden 13 kişinin maddi desteği ile yapılmıştır.[14]

 Kuzeydoğu yönünde tek apsisli, 29 arşın (22 metre) uzunluğunda, 16 arşın (12 metre) genişliğinde ve 8 arşın (6 metre) yüksekliğindeki kilisenin, 3 kapısı ve 14 adette penceresi bulunmakta idi.[15]

1.Balkan Savaşı sırasında çekilen bir fotoğrafta, kilisenin üzerinin beşik çatılı ve kiremit örtülü olduğu, güneybatı yönündeki giriş çıkıntısı üzerinde ayrıca çan kulesi bulunduğu, görülmektedir. 1908 Yılında, kilisesinin cephe duvarının yıkılarak yenisinin yapılması ve çatı bakım ve onarımı için istenen izin talebine, tamir ruhsatı verildiği, Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinden anlaşılmakta ancak, söz konusu bakım ve onarımın yapılıp yapılmadığı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.[16]

2.Balkan Savaşı ve sonrasında, şehrin Bulgar işgali altında olduğu dönemde, işgal altında bulunan yerlerde arkeolojik eserleri inceleyip Bulgaristan’a götürmek üzere Kırklareli’ye gelen, Bulgaristan Ulusal Arkeoloji Müze Müdürü BogdanFilov, Bulgar Aya Tanaş Kilisesini ziyaret ettikten sonra Kırklareli’de ayin düzenlenen bir kiliseye gittiğini belirtmiştir.[17]SvetiSpiridon Kilisesi’nin Katedral Kilise olması nedeniyle, muhtemelen Filov’un ziyaret ettiği kilise olma ihtimali oldukça yüksektir. I. Balkan Savaşı esnasında (1912-1913) çekilen fotoğrafta da ayakta olduğu görülen SvetiSpiridon Kilisesi’nin ne zaman yıkıldığı hakkında kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Tellakzade Mahallesinde 1939 yılında yapılan, tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda, kadastro paftasında yapının dış cepheleri çizilerek muhdesat olarak işaretlenmiş (Bkz. Plan 1.),Tapu sicilinde de “Kilise” (Bkz. Ek.1)vasfı ile tescil edilmiş olmasına karşın, Nazif Karaçam Kilisenin 1930’lu yıllara doğru,[18]Plamen Kraisky 1950’li yıllara doğru yıkıldığını belirtmiştir.[19] Ancak kilisenin ne zaman yıkıldığı hakkında kesin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır.

Sweti Nicholas Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 19. Yüzyıl

Bulunduğu Mevki      : Yanık Kışla

SvetiNicholasKilisesi, Kırklareli Merkezinde bulunan kiliselerden, günümüze kısmen de olsa ulaşan tek kilisedir. Hatice Hatun Mahallesi, (Kocahıdır) Işıklar Caddesi yakınlarında 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir.

Kuzeydoğu yönünde bazilikal planlı, üç apsisli ve üç nefli kilisenin, batı kısmında bulunan nartekse açılan ana girişi iki katlı, ana mekanı yüksek tek katlıdır. Yaklaşık iki dönümlük bir alan üzerine kurulduğu, duvar ile çevrilmiş oldukça büyük bir avlusu, bu avlu içerisinde kilisenin batı kısmında Bulgar Okulu olduğu, kilisenin toplam 3 kapısı ve 37 adet penceresi bulunduğu, giriş kısmında yer alan pencerelerin dikdörtgen şekilli iki sıra, ana mekanın bulunduğu kuzey ve güney cephe duvarlarındaki pencerelerin tek sıra ve yuvarlak kemerli olduğu planından anlaşılmaktadır.[20]

Ali Rıza Dursunkaya, SvetiNicholas (Nikola) Kilisesinin ahşap olduğunu ve 1920’li yılların sonunda yandığını belirtmesine karşın,[21] kilisenin güney kısımda yer alan cephe duvarının bir kısmı halen ayaktadır. Kilisenin günümüze ulaşan bu cephe duvarının son derece düzgün ve kesme taş kullanılarak yapıldığı halen zeminde görülmektedir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinde ise, 1892 yılında, kilisenin muhterik olması sebebiyle yeniden inşa talebine, askeri kışlaların 400 metre yakınında bulunması nedeniyle, başlangıçta uzun süre izin verilmediği anlaşılmaktadır.[22] Bahse konu askeri kışlalar, Balkan Savaşları sonrasında kaçan Bulgarların bombalar atarak yaktıkları, bugün halk arasında yanık kışla denilen Askerlik Şubesi ve askeri lojmanların bulunduğu alandır.[23]

1909 Yılında kilisenin yeniden inşa talebine, bu kez ruhsat verildiği görülmektedir.[24] Ancak tekrar inşa edilip edilmediği bilinmemektedir.

Hatice Hatun Mahallesinde 1940 yılında yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda, kilise avlusu üzerinde bulunan duvarlar ile kiliseye ait dış cephe duvarlarının, paftasında çizilerek muhdesat olarak işaretlendiği,  Tapu sicilinde de “Kilise arsası ve depo” (Bkz. Ek.2) vasfı ile tescil edilmiş olduğu görülmektedir. Ancak, SvetiNicholas (Nikola) Kilisesi’nin de ne zaman yıkıldığı net olarak bilinmemektedir.

Sveti Athanasius (Sveti Tanaş) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1868

Bulunduğu Mevki      : Gazhane

1868 Yılında Karakaş Mahallesinde inşa edilen SvetiAthanasius (Tanaş) Kilisesinin,[25] bulunduğu yer tam olarak bilinmemektedir. Günümüze ulaşmayan kilise ile ilgili, yaptığım yüzey araştırması sonucunda tahmini yeri tespit edilmiş, ancak herhangi bir kalıntıya rastlanılamamıştır. Kiliseye ait plandan (Bkz. Plan 3.), bazilikalplanlı, tek apsisli, 3 nefli, ana girişi 3 katlı, ana gövdesi yüksek tek katlı olduğu, kilisenin toplam 3 giriş kapısı, 37 adet penceresi bulunduğu, bunlardan giriş kapılarının tamamının nartekse açılan ön cephede yer aldığı, giriş kısmında, 3 sıra tamamı yuvarlak kemerli 18 adet de penceresi olduğu görülmektedir.[26]

1883 Yılında, kilisenin yanması nedeniyle, yeniden inşası için izin istenildiği,[27] 1897 yılında ise, harap olması nedeniyle yeniden inşası için ruhsat verildiği[28] Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinden anlaşılmakta ancak, tekrar ne zaman inşa edildiği bilinememektedir.

1. Balkan Savaşı sırasında, şehre gelen BogdanFilov, 3 Kasım 1912 tarihinde ziyaret ettiği kilise hakkında ayrıca bir bilgi vermemiştir.[29]

Bogoroditsa (Meryem Ana) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1870

Bulunduğu Mevki      : Köy Meydanı

1870 Yılında, günümüzde Kırklareli İli Merkez İlçeye bağlı bir mahalle olan, Türk ve Bulgar halkının yaşadığı Karahıdır Köyünde inşa edilmiştir.[30]

Karahıdır Mahallesinde yaşayan insanların verdiği bilgiler ışığında, kilisenin okul alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. 1928 Yılından itibaren okul olarak kullanılan kilise binası, 1936, 1978 ve 2008 yıllarında bakım ve onarım görmüş, ek yapı ve eklentilerin yapılması ile[31] tamamen orjinalliğini tamamen yitirmiştir. Bugün sadece betonarme bir yapı görünümündedir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinde ise, 1904 yılında kiliseden çalınan bir eşya hakkında tahkikat başlatıldığı,[32] 1922 yılında ise kilisenin harap durumda olması nedeniyle yeniden inşası için ruhsat talep edildiği,[33] kayıtlarına ulaşılmış ancak, kilisenin yeniden inşa edilip edilmediği hakkında bir belgeye rastlanılamamıştır.

Rum Kiliseleri

19.ve 20 Yüzyılın başı itibari ile, Kırklareli gayrimüslim nüfusunun çoğunluğunu Rumlar oluşturmakta idi. Rum nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı, Yapraklı (Yayla), Karakaş ve Hacı Zekeriya (Doğu) mahallelerinde Rumlar tarafından inşa edilen toplam 4 adet kilise bulunmakta, bu kiliselerden KimisisTheotokou (Meryem Ananın Vefatı Kilisesi) aynı zamanda metropolitlik olarak kullanılmakta idi.

Rum Kiliselerinin adları ve yapım tarihleri ;[34]

  • KimisisTheotokou (Meryem Ananın Vefatı Kilisesi), 1829
  • HagiaPondes (Aya Panton) Kilisesi, 1858
  • HagiaMartires Kilisesi (Kırk Azizler), 1859
  • HagiaYohannes Kilisesi (Ayayani Kilisesi), 1871’dir.

19. Yüzyılda inşa edilen bu kiliseler ile ilgili, Rumlara ait okul ve sivil mimari örneği bazı yapılar ve Bulgar Kiliselerinin aksine, gerek tapu sicil arşivlerinde, gerekse Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde, hemen hemen hiçbir bilgi ve belgeye rastlanılamamıştır.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Rum nüfusun tamamının şehri terk etmesi sonucu, kullanılmayan bu kiliseler, yıpranma, bakımsızlık ve diğer olumsuz koşulların etkisiyle kullanılmaz hale gelerek yıkılmış, bu yapılarda kullanılan taş ve benzeri malzemeler ise, yerel halk tarafından yeni yapıların inşasında kullanılmıştır.[35]

Günümüze ulaşmayan bu kiliselerin çoğunun bugün yerleri dahi net olarak bilinememektedir. Eldeki veriler ışığında, yapmış olduğum yüzey araştırmaları sonucunda, bazılarının bulundukları yerler tahmini olarak tespit edilmiş, ancak kesin bir sonuç elde edilememiştir.

Kimisis Theotokou (Meryem Ana) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1829-1839

Bulunduğu Mevki      : Yayla Meydanı

Aynı zamanda Metropolit görevine sahip olan KimisisTheotokou (Meryem Ananın Vefatı) Kilisesi, Kepek Yaylası denilen, bugünkü Yayla Mahallesinde inşa edilmiştir. Yannis S. Yanakopulos, kilisenin yapım yılını 1829, Ali Rıza Dursunkaya 1839 olarak vermiştir.[36] Ancak, kilise yapma yasağının Tanzimat Fermanının ilanına kadar sürdüğü düşünülürse, kilisenin 1839 yılında inşa edilme olasılığı daha yüksektir.

Gerek Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, gerek Tapu Sicil Arşivleri ve gerekse yerli kaynaklarda kilise ile ilgili, ismi ve inşa tarihi dışında hiçbir bilgiye rastlanılmamıştır.

KimisisTheotokou (Meryem Ananın Vefatı) Kilisesinin bulunduğu yer tam olarak bilinmemektedir. Çeşitli yabancı kaynaklarda da kilisenin bulunduğu yer ile ilgili farklı bilgiler verilmiştir.

Yunanlı Profesör VasilisAsimomitis, Metropolit Kilisenin Yayla Meydanında bulunduğunu ve Türkler tarafından bir tiyatro oyununun gerçekçi olarak sahnelendirilmesi amacıyla top atışı ile yıkıldığını söylemektedir.[37]Yanakopulos ise, Metropolitin yıkıntılarının bayırda (Yayla Meydanında) üzüntü yarattığından bahsetmiş,[38] ancak ikisi de kilisenin tam olarak nerede bulunduğunu söylememiştir. Kilisenin yıkılışı ile ilgili sözü edilen iddiayı destekleyen başkaca hiçbir bilgi ve belgede bulunmadığı gibi, Yanakopulos ayrıca Yayla Meydanında bulunan Yunan Okuluna ait fotoğrafın açıklamasında, okulun Metropolitliğin karşısında olduğundan bahsetmiştir.[39] Ayrıca meydandaki binaların çoğu harapta olsa halen ayaktadır. Şehrin Yunan işgali altında bulunduğu dönemde çekilen fotoğraflarda da meydandaki binaların tamamının ayakta olduğu net bir şekilde görülmektedir.

Başka bir kaynakta ise, Metropolit Kilisesinin giriş kapısı fotoğrafı verilmiştir.[40]Söz konusu fotoğraftaki kapı girişinin, Yanakopulos’un bahsettiği, Yunan Okulunun karşısında, Dodopoulos’a ait tarihi evin yanında bulunan, ancak 2-3 yıl önce yıkılan yapıya ait olduğu belirlenmiştir

İki katlı, kırma çatılı, kiremit örtülü yapının, ön cephesinde zemin altındaki bodrum katına ait iki mazgal pencere bulunmakta, altı basamaklı merdivenle çıkılan derin giriş kapısının, her iki yanında basık kemerli ikişer pencere üst katta da tekrarlanmaktadır. Uzun yıllardır kullanılmayarak harap hele gelen yapı  2-3 yıl önce çökmüştür.

PantelisSteph. Athanasiadis ise, kilisenin Yunan Okulunun (Eski Vali Faik Üstün İlköğretim Okulu) yanında bulunduğundan bahsetmekte,[41] Yayla Meydanını gösteren mübadele öncesine ait, el çizimi bir plan ise bu ideayı desteklemektedir.[42] Bütün bunların yanı sıra, gerek 1912 Paskalya Törenine ait fotoğraf, gerekse Yunan Ordusunun Kırklareli’yi işgali sırasında yapılan törenlerde çekilen fotoğraflarda kalabalığın bulunduğu alan Yunan Okulu önü ve yakın çevresi olmasına karşın, metropolitlik kilisesine ait  bir ize rastlanılamamıştır.

Hagia Martires (Kırk Azizler) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1859

Bulunduğu Mevki      : Gerdanlı Bayırı

1859 Yılında inşa edilmiştir.[43] Hacı Zekeriya (Doğu) Mahallesi Gerdanlı Bayırı Mevkiinde bulunduğu tahmin edilmektedir.

Yannis S. Yanakopulos, kilisenin inşa talebine, başlangıçta türbeye yüz adımdan yakın mesafede olması nedeniyle izin verilmediğini, daha sonra  Osmanlı Devletinde Kırkkilise adında kırk tekkeli başka bir şehrin olmadığı belirtilerek Kırklar Kilisesinin kurulmasının tekrar talep edildiğini, kilisenin adının şehrin adı ile özdeş olması nedeniyle, Edirne’de bulunan yetkili makamın bu talepten etkilenmesi sonucunda, bu kez gerekli izinlerin alındığını belirtmiş, ancak kilisenin bulunduğu yer hakkında bilgi vermemiştir.[44] Kilise ile ilgili, tarihi belli olmayan bir çan kulesi çizimi (Bkz. Res.1.)[45] ve Gerdanlı Çeşmesi ile ilgili, “Kırk Azizler Mahalle Çeşmesi” şeklinde bahsederek,[46] kilisenin bulunduğu yer ile ilgili bir takım ipuçları vermiştir. Söz konusu çan kulesine ait, birbiri ile yakın özellikler taşıyan başka bir çizim daha tespit edilmiştir (Bkz. Res.2.).

1967 Kırklareli İl Yıllığı, Anıtlar Listesi bölümünde ise, yıkılan kiliselerin birinin Gerdanlı Bayırında diğerinin Yayla Mahallesinde olduğu, kullanılmayan bu kiliselerin 1924 yılında yıkıldığı, taşlarının yerel halk tarafından yeni yapıların inşasında kullanıldığı belirtilmiştir.[47]

Yayla Mahallesindeki Kilisenin, KimisisTheotokou (Meryem Ananın Vefatı Kilisesi) olması, Bulgar Kiliselerinin tamamının bulunduğu yerin bilinmesi, kilisenin bulunduğu tahmin edilen yerin yaklaşık 100-200 metre yakınlarında, farklı yönlerde Gülbaba ve Kadı Ali Emin Çelebi’ye ait türbelerin bulunması, şehre ait bazı eski fotoğraflarda da hemen hemen aynı mevkii içerisinde bulunan bir kulenin yer alması, Ali Rıza Dursunkaya’nınHaticehatun Mahallesine, bir kulenin mevcudiyetinden dolayı aynı zamanda Kule Mahallesi adı verildiğinden bahsetmesi,[48] Gerdanlı Bayırının üstündeki bölgenin halk arasında kule mahallesi olarak anılması, Gerdanlı Bayırında bulunan kilisenin, Aya Martires (Kırk Azizler) Kilisesi olduğunu büyük ölçüde ortaya koymaktadır.Uzun yıllar önce temel kalıntılarının bulunduğu, şuan ise boş bir düzlük olan kilisenin bulunduğu yer, civarda yaşayan halk tarafından gösterilmiş, ancak yüzey araştırması sonucunda, alan üzerinde herhangi bir kalıntıya rastlanılamamıştır.1924 Yılında yıkılan kiliseye ait,[49] eski fotoğraf ve çizimlerde gösterilen oldukça yüksek, dört katlı çan kulesi dışında, bir bulgu ve belgeye ulaşılamadığından, yapının planı ve diğer özellikleri hakkında bir bilgi edinilememiştir.

Hagia Yohannes ( Ayayani ) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1871

Bulunduğu Mevki      : Hasanpaşa Caddesi

HagiaYohannes (Ayayani) Kilisesi 1871 yılında inşa edilmiş olup,[50] bulunduğu yer net olarak bilinmemektedir. Ali Rıza Dursunkaya, bugün Cumhuriyet İlköğretim Okulunun bulunduğu yerde eski ve çok harap bir Rum Okulu olduğunu,[51] Nazif Karaçam ise, aynı yerde Rum Okulu ve yanında bir kilise olduğunu, 1950’li yıllarda bu yapıların yıkılarak bugünkü Cumhuriyet İlkokulu binasının yapıldığını belirtmektedirler.[52] Başbakanlık Osmanlı Arşiv belgelerinde ise, Ayayani Rum Mektebinde bulunan, Ege adaları ve İtalyanların elindeki on iki adayı Yunan Hükümetine ait gösteren bazı haritaların yasaklanması ile ilgili bir belge bulunmaktadır.[53]

Bu bilgiler ışığında, Cumhuriyet İlköğretim Okulunun bulunduğu yerde, daha önce bir Rum Kilisesi ve Okulun bulunması, kilise ile aynı isme sahip bir okul adının Başbakanlık Osmanlı Arşiv  belgelerinde geçmesi, Bulgar ve diğer Rum Kiliselerinin (HagiaPondes Kilisesi hariç) yerlerinin genel olarak tespit edilmiş olması nedeniyle, bahsedilen yerdeki kilise ve okulun olduğu tahmin edilmektedir. Ancak kiliseye ait başkaca bir belgenin bulunamaması nedeniyle, yapının planı ve diğer  özellikleri hakkında bir bilgi edinilememiştir.

Hagia Pondes (Aya Panton) Kilisesi

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 1858

Bulunduğu Mevki      : Bilinmiyor

HagiaPondes (Aya Panton) Kilisesi 1858 yılında inşa edilmiştir.[54] Gerek Tapu Sicili, gerek Başbakanlık Osmanlı Arşiv belgelerinde, gerek Türk ve Yunan, gerekse diğer yazılı ve görsel kaynaklarda kaynaklarında kilise hakkında başkaca bir bilgiye rastlanılamamıştır.

Sinagoglar

Kırklareli Yahudi Cemaati Doğu Avrupa ve İspanyol kökenlidir. 1608 Yılında Kırklareli’ye gelen Polonyalı Ermeni Seyyah Simeon, şehir halkının, Türk, Rum ve Yahudiden oluştuğunu, Yahudilerin Podolya’dan geldiğini ve bozuk bir Almanca konuştuklarından bahsetmiştir.[55] İkinci bir grup Yahudi (Aşkenaz), Osmanlı-Lehistan savaşından sonra 1674 yılında Ukrayna’nın Kamenetz Poldolskaya Kasabasından göç ederek Kırklareli’ye gelmiştir.[56] Sonraki yıllarda İspanyol kökenli Edirne Yahudilerinin şehre göç etmesi ile şehirde, Aşkenaz Yahudileri, Edirne Yahudilerinden sayıca az kalmış ve zamanla Doğu Avrupalı kültürel kimliklerini kaybetmişlerdir.[57]

1897 Yılında Kırklareli’de cemaate ait eski ve yeni olmak üzere iki adet sinagog bulunmaktaydı. 20. yüzyılın başında, eski sinagog yıkılması ile, yeni sinagog kullanılmıştır.[58]

Balkan Savaşlarından hemen sonra, Yahudi gençlerinin büyük çoğunluğunun, işsizlik ve ekonomik sıkıntılar nedeni ile, Amerika ve Fransa’ya göç etmesi,[59] 1934 Trakya Olayları olarak anılan, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale’de meydana gelen Yahudi karşıtı olaylar sonucunda, Kırklareli’deki Yahudi nüfusun büyük çoğunluğunun şehri terk ederek İstanbul’a göçmesi ve 1948 Yılında İsrail Devletinin kurulması ile yaşanan göç dalgası sonucunda,[60] Yahudi nüfusu hızla düşmüş, şehirde bugün sadece 4-5 kişi civarında Yahudi kalmıştır. Bu durum bir Musevi ayininin yapılması için en az 10 Musevi erkeğinin olması gerekliliğinden, Sinagog’ta ayin yapılamaması sonucunu ortaya çıkarmış, Haham Hayim Abravanel ve eşinin de Kırklareli’den ayrılması ile Cemaat Hahamsız kalmış, Kırklareli Sinagogu da neredeyse kullanılmaz hale gelmiştir.

Kırklareli Sinagogu

Mimari Türü               : Dini Mimari

Yapım Tarihi              : 19. Yüzyıl sonları

Bulunduğu Mevki      : Kasaplar Arası

Kırklareli’deki ilk sinagog, 17 yüzyılın başlarında bugünkü Karakaş Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi, Kasaplar Arası Mevkiinde yapılmıştır. Yaklaşık 300 yıllık mazisi olan sinagogta basit ve bir kat odasında tek bir yaşlı haham tarafından ders verilen bir sıbyan mektebi bulunmakta idi.[61] 1913 Yılında kapatılan sinagog, yıkılarak yerine, 1914 yılında cemaate gelir getirmesi amacıyla dört adet dükkan yapılmıştır.[62]

Karakaş Mehmet Bey Vakfına ait olan sinagog ve dükkanlar, icareteyne[63] tahvil edilerek Musevi Vakfının tasarrufuna geçmiştir.[64]

19. Yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen yeni sinagog, eski sinagogun hemen yanında bulunmaktadır. Kırklareli Musa Sinagogu Vakfına aittir. 1950’li yıllarda yaşanan sel felaketi ile su basan sinagog ta bulunan eski eser ve kitaplar büyük zarar görmüştür. Halen ayakta duran sinagog, oldukça bakımsız durumdadır.

Kare planlı, 1,5 kat yüksekliğindeki sinagoga girişi, caddenin arkasında bulunan bahçe içerisinden sağlanmaktadır. Ağaç kirişler ile desteklenen tuğla malzeme ile kargir olarak inşa edilmiş, sonraki yıllarda çimento kullanılarak sıvanmıştır. Sinagogun içerisi dört köşeli altı pencere ile aydınlatılmış, ayrıca üst kısımlarda küçük pencerelere yer verilmiştir. Bu pencerelerden biri yuvarlak kemerli olup, üzerinde altı köşeli davut yıldızı motifli vitray bulunmaktadır. Zemin karo taş döşelidir. Zeminde dört adet ahşap sütun ahşap tavan bloğunu desteklemekte, tavan sade bir malzeme ile dekoratif olarak kaplanmıştır. Tavanın orta kısmında alçı malzeme yapılmış, yaklaşık 1,5 metre çapında mavi renkli yalancı bir kubbe, yalancı kubbenin tam ortasında altı köşeli davut yıldızı motifi,  kenarlarda ise yaldızlı beş köşeli yıldız süslemeler bulunmaktadır. Yalancı kubbenin ortasından sarkan madeni avize, sinagogtaki aydınlatmanın merkezini oluşturmaktadır.

 Sinagogun giriş kısmı ve yan  cephesinde kadınların ibadet ettiği “Azara” adı verilen asma kat bulunmakta, asma kat zeminden ahşap sütunlar ile desteklenmektedir. Teva[65] bölümü ahşap korkuluklar ile çevrelenmiş, hemen arkasında Ehal[66] kısmı bulunmaktadır. Ehal kısmı, sade bir görünüme sahip olup, yan yana bulunan ikişer yarım sütun, sütunların  üzerinde, yedi sıra İbranice yaldızlı harflerin bulunduğu dört yuvarlak kemerli levha ve  levhaların üstünde, üzerinde altı köşeli davut yıldızı motifi bulunan üçgen alınlıktan oluşmaktadır.

Oldukça bakımsız durumda olan Kırklareli Sinagogu, şehirdeki Yahudi Cemaatinin azlığı nedeni ile neredeyse kullanılamaz hale gelmiş, 2014 yılı sonların yapılan bakım ve onarım ile yıkılmaktan kurtarılmıştır.

KAYNAKÇA :

[1]M.SacitPekak, “Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Gayrimüslim Vatandaşların İmar Faaliyetleri ve Mustafapaşa”, Bilig Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 51,Ankara 1999, s. 172, 173.

[2]Yannis S. Yanakopulos, Doğu Trakya Saranda Eklesies, Selanik 1994, s. 56

[3]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e., s. 56. ; Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 92, 93.

[4] Hüseyin Salman, “1909-1916 Yılları Arasında Trakya ve Kırklareli’nin Demografik Durumu”,  Yıldız Dağları ve Yakın   Çevresi Tarihi Araştırmaları, İstanbul 2006,  s. 87.

[5] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 6.

[6] Erol Haker, Bir Zamanlar Kırklareli’de Yahudiler Yaşardı,  İstanbul 2002, s. 300.; Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[7] Kemal H. Karpat, a.g.e., s. 164, 205, 208.

[8]Gülnihal Bozkurt, “II. Meşrutiyet Osmanlı Mebus Zabıtlarında Bulgar Azınlıkların Kilise ve Okul Sorunları”,Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, Sayı 4, Ankara 1990, s. 101, 102.

[9] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[10]PanayotMadtorov,“Doğu Trakyada Bulgar Köy Listesi”, http://www.kroraina.com/knigi/giliev/ pm3/pm_4.html, (31.10.2011),s. 53.

[11] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 6.

[12]PlamenKraisky, “Aya Nikola Kilisesi Kırklareli”, http://kraisky.blog.bg/lichni-dnevnici/2009/09/03/ oshte-edin-bylgarski-znak-v-odrinska-trakiia.390891, (14.03.2011), s. 1

[13] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[14] Kırklareli Tapu Sicil Müdürlüğü Arşivi, 127 Ada,  2 Parsel, Taşınmaz Ferman Tercümesi, s.1

[15]Gös. yer.

[16]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),DH.MKT, 2660/41

[17]BogdanFilov, Rumelinin Esaret Günleri, İstanbul 2010, s. 34.

[18] Nazif Karaçam, Efsaneden Gerçeğe, Kırklareli 1995, s. 141.

[19]PlamenKraisky, “Aya Nikola Kilisesi Kırklareli”, http://kraisky.blog.bg/lichni-dnevnici/2009/09/03/ oshte-edin-bylgarski-znak-v-odrinska-trakiia.390891, (14.03.2011), s. 1

[20]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),Y..A…RES., 147/53

[21] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[22]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),BEO, 21/1532

[23] Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., c. 2, s. 177.

[24]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),BEO, 3512/263382

[25] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[26]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),Y..A…RES., 86/69

[27]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),İ..DH.., 895/71194

[28]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),Y..A…RES., 86/69

[29]BogdanFilov, a.g.e., s. 34.

[30]PanayotMadtorov, “Doğu Trakyada Bulgar Köy Listesi”, http://www.kroraina.com/knigi/giliev/ pm3/pm_4.html, (31.10.2011), s. 53.

[31]Karahıdır İlköğretim Okulu Brifingi, s. 2.

[32]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),BEO, 2468/185046

[33]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),ŞD., 1952/9

[34]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e., s. 60.; Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[35] Kırklareli Valiliği, Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 211

[36]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e., s. 60.; Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[37]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e., s. 60.

[38]Gös. yer.

[39]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 76.

[40] “Kırkkilise-Kırklareli”,http://adrianou125.blogspot.com/2011/08/krklareli.html, (16.11.2011), s. 1.

[41]PantelisSteph. Athanasiadis, “Kırkkilise”, http://diasporic.org/mnimes/archives/forty-churches, (16.11.2011), s. 1.

[42] Murat Demirli, Kırklareli Rum Okulu Restorasyon Projesi,  (İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 2010,  s. 68.

[43]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 66.

[44]Gös. yer.

[45]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 60, 61.

[46]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 129.

[47]Kırklareli Valiliği, Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 211

[48] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 81.

[49]Kırklareli Valiliği, Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 211

[50]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 60

[51]Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 36

[52] Nazif Karaçam , a.g.e., s. 157.

[53]Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),MV., 189/38

[54]Yannis S. Yanakopulos, a.g.e, s. 60

[55]P.L İnciciyan-H.D. Andreasyan,  a.g.e.,  s. 136,

[56] Erol Haker, a.g.e., s. 297.; Nazif Karaçam , a.g.e., s. 118.

[57] Erol Haker, a.g.e., s. 298.

[58] Erol Haker, a.g.e., s. 300.; Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[59] Erol Haker, a.g.e., s. 299.

[60]Rifat Bali, “Edirne Yahudileri”, http://www.rifatbali.com/images/stories/dokumanlar/edirne_ yahudileri.pdf, (11.11.2011),  s. 8.

[61] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 93.

[62] Erol Haker, a.g.e., s. 301.

[63]İcareteyn, çifte kira anlamında bir vakıf hukuku terimidir.

[64] Ali Rıza Dursunkaya,  a.g.e., c. 2,  s. 79.

[65]Teva, Sinagoglarda Dua okuma bölümü adı verilen yerdir.

[66]Ehal, Sinagoglarda Tevrat Rulolarının örtü altında muhafaza edildiği yerdir.

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail