Keçecizade

Lezzet düşkünlerinin neyin izini süreceğini bilemezsiniz. Ama çocukluğunun izini sürenleri bekleyen lezzetler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Mahalle bakkalında dizi dizi kavanozlardaki şekerlemeler, anne eli değimiş atıştırmalık kurabiyeler, büyükannelerinizin bayram ziyaretlerinde ucu oyalı tertemiz bir mendile sardığı envai çeşit lokumlar…

Kendini çocukça şımartmak isteyenler Edirne’ye geldiklerinde tüm bu lezzetleri bir arada bulabilirler. Bunun için sizlerle Keçecizade’ ye gidiyoruz.

Keçecizade’ nin serüveni lezzetini dile damağa düşürdükleri meşhur lokumların membağı Safranbolu’ da başlıyor. Keçecizade’ nin kurucusu Metin KEÇECİ 1939 yılında Safranbolu’da doğar. Ailenin soyismini almasına vesileolan keçeci dükkanı Metin KEÇECİ’nin de gençlik yıllarını geçirdiği, esnaflık geleneğinin ilk öğretilerini edindiği yer olur.

Bunu şu yüzden söylemek gerekiyordu; Safranbolu Osmanlı’dan gelen ahilik geleneğinin en hakkıyla yaşandığı yerlerdendir o dönemlerde. Şekercilik de ahilik geleneği içinde usta çırak ilişkisiyle nesilden nesile aktarılan bir meslek koludur.

Takvimler 1951 yılını gösterdiğinde Metin KEÇECİ de şekercilik mesleğini yapmaya başlar. Edindiği tecrübeleri ve birikimi on sene sonra ilk kendi imalathanesini kurmak için değerlendirir. 1961 yılında Karabük’ te kendi adına bir imalathane ve satış yeri açar.

1972 yılı onun Edirne’ye geldiği yıldır. Edirne, Kırklareli gibi Trakya kentlerinde şekerlemecilik, helvacılık gibi gelenekten beslenen üretimler yapılsa da bunlar çok da duyurulamamıştır. Metin KEÇECİ, Keçecizade isimli dükkanını açarak Edirne’ye günden güne değer katacak mesleğini bu şehre taşır. Zira Safranbolu’dan devşirdiği lokumculuk sektörüne ait buralarda bir boşluk olduğunu görür ve hindistancevizli lokumu üreterek yörede bir ilk denemeye imza atar. Bu lezzet Trakya’nın çok hoşuna gidecektir. Öyle ki bu ürün bile onun isminin duyulmasına, “Keçecizade lokumu” diye belleklere yer etmesine sebep olacaktır.

Keçecizade'nin ikinci kuşağı şimdi bu bayrak yarışında yer alıyorlar. Ağabey Tevfik KEÇECİ'nin ardından öğrenimini işletme üzerine yapan 1976 doğumlu Tayfun KEÇECİ de Keçecizade'nin yerini sağlamlaştırırken, geleceğini kurguluyorlar.

Ve arkası gelir...

Ürün yelpazesine sürekli yeni bir şeyler ekleyen Keçecizade, kendi büyürken Edirne’nin tanıtımına da büyük katkılar sağlar. Özellikle tarih ve dini turizm için şehri ziyaret edenlere, Yunanistan ve Bulgaristan’dan günübirlik alışverişe gelen yabancı turistler de katılır. Geri dönüşlerinde beraberlerinde muhakkak Keçecizade’den alınmış bir hediyelik paketi bulunan ziyaretçiler, aslında beraberlerinde şehrin ismini de götürmektedirler.

Öyle ki; Yunanistan’dan gelen turistlerin beraberlerinde “Kavala Kurabiyesi” götürmeleri, ki Yunanistan ile ortak bir lezzet olan bu ürün bizde Edirne Kurabiyesi olarak bilinir, Yunanistan tarafındaki esnafta homurdanmalara yol açarmış. “Bizde varken Edirne’den getirmek ne oluyor ?” kabilinden serzenişleri haklı gösterebilecek şey sanıyoruz ki işini hakkıyla ve lezzeti damıtarak sunmak olmalıdır.

Keçecizade’nin ürün yelpazesi çok geniş. Fakat tüm bu lezzetler arasında Edirne’ye değer katan bir tanesi var ki, o da badem ezmesi.

Badem ezmesi lezzet haritasındaki bayrağını Edirne’ye dikmiş geleneksel kökleri olan bir tat. Hal böyle olunca buu lezzeti üreten başka işletmeler de şehirde bulunuyor. Edirne’ de bu lezzetin yapılmaya başlanması Kanuni Sultan Süleyman döneminde yöreye yerleştirilen İspanya seferadlarına ( Yahudi sığınmacıları ) değin uzanıyor. Onların dolce blanca ( beyaz tatlı ) ile ezilmiş bademi karıştırıp bu lezzeti hazırladıkları, onlardan da saray çevresinde gelişen Osmanlı mutfağına taşındığı, dolayısıyla Edirne’ de yaşayanların da bu şekerlemenin hazırlanmasını öğrenip geleneği pekiştirerek sürdürdükleri biliniyor.


Ayıklanıp temizlenmiş bademler badem unu haline getiriliyor. Koyu kıvamlı şerbet içerisinde belli oranlarda karıştırılan badem unundan, ezme hamuru elde edilir. Hazırlanan hamurlar maharetli ellerde mermer tezgahlar üzerinde rulo parçalar halinde yuvarlanıp, kıvama gelen rulolar kesilerek paketleniyor. Badem ezmesinin olabildiğince taze tüketilmesi gerektiği için üretim belli bir miktarda ve süreklilik göstererek hazırlanıyor. Ezmeler arasında badem ezmesinin yanında, kakaolu ezme ve cevizli sarma da bulunuyor. Ortadan bölünmüş iki parça ceviz arasına kıstırılan ezme oldukça davetkar bir görünüme sahiptir. Lezzeti de görünüşü gibi muhteşemdir. 

Lokumlar ise daha evvel de belirttiğimiz gibi Safranbolu’nun derin kültürü ile, Edirne’nin saray mutfağından bu yana taşıdıklarının izdüşümü adeta. Ürünlerin çeşitliliği size her şeyi anlatabilir. Sultan lokumlarının fındıklı, fıstıklı ve çikolatalılarını bulabildiğiniz gibi, damla sakızlı, güllü, hindistancevizli lokumlar aromatik özellikleriyle damaş şenlendiriyor. Çifte kavrulmuş lokumlar ve cevizli sucuklar ise cabası.

Çikolata kaplamalı ürünleri ise farklı alanlarda kullanarak bu tadlara yeni bir dokunuş getirmiş Keçecizade. Çikolata kaplı badem ezmesi ve çifte kavrulmuş lokumlar bu arayışın sonucu. Bu kadarla da kalmayıp hurma ve portakal kabuğu dilimlerinin de çikolata ile kaplanmasıyla yeni lezzetler elde edilmiş. İşin içine çikolata girince lezzet katmerleniyor.

Deva-i misk helvası yine Edirne’ye özgü bir lezzet olarak Keçecizade’nin ürün gamındaki yerini alıyor. Birçok yerde bulabileceğimiz diğer helva çeşitlerini burada da buluyoruz.

Ve kurabiyeler…

Acıbadem kurabiyesi ve Edirne kurabiyesi olarak da bilinen bademli kurabiye tümüyle yöreye has lezzetler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bademli kurabiye ( Edirne kurabiyesi ) Yunanistan’da Kavaal kurabiyesi olarak biliniyor. Uzun yıllar aynı toprakları paylaşan halkların mutfaklarının ortak öğeler içermesi kaçınılmaz bir şey.”Sizin mi bizim mi ?” tartışmasını, patent tescilleriyle ara ara kızıştıran Yunanistan, iş bademli kurabiye olunca bileylenmekte belki de haklı olabilir. Dedik ya; günübirlik turlarla Yunanistan’dan Edirne’ye gelenler bu lezzeti bir de Edirne’ de tadınca şöyle bir silkeleniyorlar. Edirne’nin bu ürününü daha fazla dile düşürmesi şart. Zira bizim kendimizi birçok alanda eksik görme gibi bir zayıflığımız mutfak şeflerine de bulaşmış olmalı ki, bu lezzeti illa “Kavala kurabiyesi” diye dillendirmek yerine bademli kurabiye ya da Edirne kurabiyesi diye sunmak yerinde olacaktır.

Keçecizade fabrikasyon üretim yerine geleneksel dokusunu kaybetmemiş bir üretimi tercih ediyor. Bu sebeple ürünlerini belli miktarlarda ve taze tüketime yönelik hazırlıyorlar. Ürünün dayanıklılığını suni olarak artırmaya yönelik koruyucu madde ve katkı maddesi kullanmayı reddeden bir anlayışa sahip olan Keçecizade ihracata yönelik önemli teklifler alsa da bunu prensipleri adına rafa kaldırmaktadır. Hijyenik koşulların sağlandığı imalathanelerde ürünlerini üretmekte, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından aldığı üretim sertifikaları ve Marka Beratlarının yanı sıra uluslar arası hijyen koşulları ve üretim normlarını esas alan ISO9001 Kalite Yönetim Sistem Sertifikası ile ISO22000 Gıda güvenliği Sertifikalarını elinde bulundurmaktadır. 

Yeterli kalitede hammadenin bulunmasının artık bozulan ekolojik şartlar, çifçinin ekonomik gücü nisbetinde zorlaştığının tesbitini yapan Keçecizade, çifçinin belli bir bilinci yerleştirerek desteklenmesi, dışa bağlılıktan kurtarılması gerektiğini kendi meslek gerekleriyle de bağdaştırarak savunuyor. Bu haliyle bir vizyon koyuyor Keçecizade.

Edirne’ de 5 şubeye sahip işletmenin, Lüleburgaz’ da da bir şubesi bulunuyor. Ürünlerini çeşitli pazarlama kanallarıyla pek çok noktaya ulaştıran Keçecizade, gelenekten gelen birikimini geleceğe taşıyor.

========================

Katkıları için ve üretim fotoğraflarının kullanım izni için Tayfun KEÇECİ'ye teşekkürlerimizle...

KEÇECİZADE

Merkez : Hükümet Caddesi, No : 5 / EDİRNE ( 0 284 225 84 81 )

Şube 1 : Eski Cami Karşısı, Belediye Çarşısı, No : 4 / EDİRNE ( 0 284 225 26 81 )

Şube 2 : Saraçlar Cad. PTT karşısı, No : 50  / EDİRNE ( 0 284 212 12 61 )

Şube 3 : Selimiye Arasta Çarşısı, No : 61  / EDİRNE ( 0 284 214 62 81 )

Şube 4 : Edirne Kipa AVM, No : 13 A  / EDİRNE ( 0 284 235 02 04 )

Lüleburgaz Bayii : Yılmaz Mah. Eski Edirne Cad. No : 3 / LÜLEBURGAZ-KIRKLARELİ ( 0 288 417 24 18 )





Bu Yazıyı Ekle

Facebook    Deli.cio.us    Digg   
 
İğneada Gezi Rehberi

Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesi; sahip olduğu doğal güzellikleri, Karadeniz'in en batı ucunda yer alan uzunluğu... Devamını oku...
Vize Gezi Rehberi

Tarih, doğa ve denizin eşsiz bütünlüğüne sahip varlıklarıyla Vize, şüphesiz Trakya'nın en özel yerleşimlerinden birisidir. Yeşilin en... Devamını oku...
Edirne Gezi Rehberi

Edirne, tarih sahnesinden devşirdiği kültür varlıklarıyla Trakya'nın olduğu kadar Türkiye'nin de en önemli kentlerindendir. Medeniyetlerin... Devamını oku...
Lüleburgaz

Lüleburgaz…Hayatı Trakya’nın kendine özgüleştirdiği derin bir hissedişle ve ritimle yaşayan, Trakya’nın ikinci, bağlı olduğu il... Devamını oku...
Lüleburgaz Gezi Rehberi

Kırklareli'nin kendisinden büyük ilçesi Lüleburgaz Trakya haritasının neredeyse tam orta yerinde bulunur. Bu haliyle Trakya'ya yolu düşen... Devamını oku...
Çamdan Sakız Akıyor; GÖKÇETEPE.

Koru dağlarının Saros’a bakan yamaçları alabildiğine çam ormanlarıyla kaplıdır. Mevsim yazsa, hele bir de orman yoluna girmişseniz,... Devamını oku...
Erguvanlar ve Şakayıklar...

Çisil bir yağmura durmuş gökyüzünde oynaşan bulutlara inat hıdrellez haftasına rasgelen bu Pazar günü yine Istrancalar’dayız. Balkan... Devamını oku...
Öteki Istranca; Stranja...Aynı aynaya bakar gibi...

Her şey fotoğraf ve doğa tutkunu arkadaşım Erhan BAYCAN'la Istrancaları gezme ve fotoğraflama sevdasıyla başladı. İki yılı aşkın bir... Devamını oku...
"Cehennem"e Kadar Yolumuz Var...

Yazının başlığı korkutucu oldu değil mi? Aynı fikirdeyim ! Ne yalan söyleyim, ben de bir parça ürktüm. Ama ne yapayım ki yazmak... Devamını oku...
Cehennem Şelaleleri...

Bir şelalenin görselimize ve ruhumuza hitap etmesi için ona hangi gözle bakmak gerekir, doğrusu bilmiyorum. Yaklaşık 10 Bin Kilometrekarelik... Devamını oku...
ANTIQUE Restaurant & Garden

Çorlu gibi emek yoğun yaşanan, gündelik koşturmacanın ritmini yakalamakta zorlandığınız ve şehrin üstünüze üstünüze geldiğini... Devamını oku...
Kaynarca Çiftlik Alabalık Restaurant

Trakya’yı üç tarafından çeviren denizlerinde sofraları bir şenliğe dönüştüren envai çeşit balığı bulabilirsiniz. Karadeniz'de... Devamını oku...
Paspala Fasulyesi ; "Bu Fasulya 7,5 Lira."

İnanın o filmin (!) ve dillere slogan gibi yerleşen o eski şarkının fırsatçılığında değilim. Yemin etsem başım ağrımaz... Devamını oku...
Keçecizade

Lezzet düşkünlerinin neyin izini süreceğini bilemezsiniz. Ama çocukluğunun izini sürenleri bekleyen lezzetler üç aşağı beş yukarı... Devamını oku...
Kırklareli BİRTAT Köftecisi

Köftenin bir Rumeli mutfağı ürünü olduğunu söylemek sanırız ki yerinde bir tesbit olur. Balkan mutfağında kendine has nüanslarıyla... Devamını oku...
Oturtma Tatlısı

Oturtma tatlısı hazırlanışıyla bir parça oklava tatlısına benzeyen, ismini daha çok siniye yerleştirilmesinden alan bir Rumeli bayram... Devamını oku...
Kaymakçina ( Rumeli )

Kaymakçina Rumeli mutfağının en sevilen sütlü tatlılarından birisidr. Bir başka Rumeli sütlü tatlıı olan "Tez Pişti" ile benzerlikler... Devamını oku...
Lor Peynirli Kurabiye

Lorlu kurabiye üç aşağı beş yukarı benzer tariflerle Trakya'da çok yerde rasladığımız, Batı Trakya mutfağından Selanikli muhacirlerce... Devamını oku...
Şeftali Köftesi ( Gelibolu )

Şeftali köftesi diye yaygın isimle dillendirilen köftenin ismini "Şef Ali köftesi"nden kısaltılıp dile oturtulduğu sadece bir görüştür.... Devamını oku...
Balkabağı Böreği ( Kırklareli )

Balkabağı böreği Selanik civarından gelen Batı Trakya göçmenleri ve Pomak göçmenler tarafından Trakya mutfağına taşınmış bir... Devamını oku...
Bi' Devir Muhteşemdik !

Lüleburgaz ovasının orta yerinde kurulmuş Türkiye’nin en köklü en saygın eğitim kurumlarından biri olan Kepirtepe, 70 yılı deviren bir... Devamını oku...
Mutfakta Biri mi Var ?

Henüz beş buçuk yaşındaki kızım onu ekralarda gördüğünde onun Ratatouille ( Ratatüy ) isimli animasyon filminde başarılı bir Fransız... Devamını oku...
İğneada'yı Sevmek Demek...

Orhan UYANIK "Cennetim..."dediği İğneada'yı kendisine has derin bir hissedişle tutkuyla seven bir doğasever olduğu kadar, sadece İğneada... Devamını oku...
Hayata Tüm Sözlerini Söylemiş Bir Adam...

“Doğa her şeyin üstesinden gelebilir, birtek insanların ihtiraslarını karşılayamaz.” Hayatının yörüngesini bu sözün güçlü... Devamını oku...
...Vasiyet !

Osmanlı’ya payıtaht olmuş Edirne’nin en zor günleri yaşanıyordu kuşkusuz. 1912 yılının Ekim ayında başlayan Bulgar kuşatması... Devamını oku...