Mehmet Fuad UMAY; Devletin Şefkatli Elleri

Ne yazık ki çok az Kırklarelili’nn tanıdığı Dr. Mehmet Fuad UMAY, Kırklareli’nin yetiştirdiği çok özel bir isimdir.
Osmanlı’nın son dönemine şahitlik eden UMAY, yeni kurlan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en sancılı günlerinde 27 yılı Kırklareli milletvekili olmak üzere 30 yıl parlementer olarak hizmet eder. Sivil toplum örgütlenmelerinin ilk nüveleri olarak değerlendirilen cemiyetçilik girişimleri ise Türk sosyal hayatına bugüne değin uzanan izdüşümler bırakır.
Her dakikası layıkıyla yaşanmış dolu dolu bir ömrü adadığı en önemli varlık ise çocuklar olacak; her çocuk avuçlarında Mehmet Fuad UMAY’ın şefkat dolu avuçlarının sıcaklığını duyacaktır.
Hayatı Hakkında…
Dr. Mehmet Fuad 24 Şubat 1885 tarihinde, o dönemlerde adı Kırkkilise olan Kırklareli’de doğar. Babası Mehmet Nuri Bey, annesi ise Seniyye Hanım’dır.
Cumhuriyet döneminde adı yine Mehmet Fuad Bey’in girişimleri ile Kırklareli olarak değiştirilecek olan Kırkkilise Osmanlı’nın bir sancak merkezi olmakla beraber, dönemin sosyal hayatının tüm sancılarının derinden duyulduğu bir kenttir de. Genç Mehmet FUAD’ın çocukluk ve gençlik yıllarına şahitlik yapan bu dönem, Rumeli’nin günden güne kaybedildiği yıllara rasgelecek, bu durum onun bir Türk münevveri olarak “İttihatçı” fikirlerle donanmasında büyük rol oynayacaktır.
Mehmet FUAD ilk okulu ve rüşdiye mektebini ( orta okul ) doğduğu yer olan Kırklareli’de bitirir. Kuruluşundan bugüne değil Türk siyasi ve sosyal hayatına bir çok değerli ismi hediye etmiş olan Edirne İdadisi ( lisesi ) gurur tablosunda Mehmet FUAD’a en ön sıralarda yer verirken, ardından okumak üzere İstanbul’a, İstanbul Tıbbiyesi’ne ( İstanbul Tıp Fakültesi ) gider.
mehmetfuadumay1910 yılında İstanbul Tıbbiyesi’nden genç bir doktor olarak mezun olur. Kader genç Dr. Mehmet Fuad’ı vefa borcunu ödemek üzere, o dönemler Kırkkilise ( Kırklareli ) sancağının bir kasabası olan Tırnovacık’a ( Bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer almaktadır ) tayin eder. Tarih 2 Temmuz 1910’u göstermektedir…
Kısa sürede halkın sevgisini kazanan Dr Mehmet Fuad’ın, Tırnovacık Hükümet Tabibi olması çok zaman almaz. Bu dönemde mesleki hayatında özelikle “frenginin def’i” konusunda önemli çabalar sarfettiğine şahit oluruz.
1912 yılının Eylül’ünde Balkan Harbi sebebiyle bölgedeki bir askeri hastaneye tayin olan Dr. Mehmet FUAD’ın bu görevi askerliğine sayılır. Harp sonrası memleketi olan Kırklarli’ye Belediye Tabipliği’ne getirildiğinde ise tarih 28 Ağustos 1913’ü göstermektedir.
Dr. Mehmet FUAD doktorluk mesleğini ifa ederken halkla da sıcak ilişkiler kurar. Balkan Savaşları’nın halta yarattığı derin travma, halkın bitap perişan hali onda derin yaralar açar. Bu durum onun doktorluk mesleği kadar başka çabalar içerisine girmesinde etkili olacaktır. Bu sebepledr ki, yeni bir harp tehlikesine karşı şehirleri bilinçli ve dinamik tutabilmek için kurulmuş olan Müdafa’a-i Milliye Kırkkilise Şubesi’nin kurulmasında şehrin ileri gelenleri arasında Dr. Mehmet FUAD’a da rastlarız.
İlk olarak 1o Mart 1917 yılında kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti Kırkkilise ( Kırklareli ) Şubesi’nin kurucusu yine Mehmet FUAD’dır. Savaşlar sonrası yetim kalan çocukların durumu onu çok üzemektedir. Bu onun çocuk meslesine bakışının ilk tohumlarını filizlendirecektir.
Mondros Mütarekesi’nin, dönemin siyasi ve sosyal hayatını alt üst eden etkileri her kesimde kendisini derinden hissetirirken, terfi süsü verilerek Dr. Mehmet FUAD Bolu’ya, Bolu Hükümet Tabipliği’ne sürgün edilecektir. Oysa bu sürgün onun için bir ceza değil, bilakis Türk siyasi hayatında adının parlamasına vesile olacak günlerin başlangıcı, ödülü olacaktır.

Dr. Mehmet FUAD’ın Milletvekilliği Yılları ( 1920-1950 )

Bolu Hükümet Tabipliği görevine 8 Şubat 1919 tarihinde başlayan Dr. Mehmet FUAD, daha önceki görev yerlerinde olduğu gibi halk ile kısa sürede sıcak ilişkiler tesis eder. Doktorluk mesleğinin gereği olarak halk ile yakın ilişkiler kurar, sağlıkları ile ilgilenirken; kentin sosyal ve siyasi hayatı içerisinde kendisine farkında olmaksızın yer edinmeye başlar.
Bu dönemde Bolu Musiki Cemiyeti’ni kurar. Halk ile özellikle de gençler ile farklı bir dlden iletişim yolu bulmuştur. Zira aynı dönemde, ileride Bolu’dan milletvekili olacak arkadaşı İlyaszade Şükrü ( GÜLEZ ) Bey’in neşrettiği DERTLİ isimli gazetede yazılar yayımlamaktadır. “Trakyalı” mahlasını kullanan Dr. Mehmet FUAD toplumu içinde bulundukları durum konusunda bilgilendirmeye çabalamaktadır. Bu çabalarının en çok da gençler tarafından benimsenmesini bu yüzden önemli bulmaktadır.
Yeri gelmişken dönemin genel şartlarından ve Bolu’da esen rüzgarlardan da bahsedelim :
Mustafa KEMAL ve arkadaşları Samsun’a çıkmışlar, yaktıkları meşale Amasya, Erzurum, Sivas üzerinden Ankara’ya ulaşmıştı. Bu aydınlanmanın diğer Anadolu şehirlerine yayılması için çabalar sarfedilirken, İstanbul hükümeti ile arada bir tampon bölge olan Bolu’nun nasıl bir tavır takınacağı önem kazanıyordu. Bolu’nun İstanbul Hükümeti ile irtibatının kesilmesi elzemdi.
fuadumayİşte burada Dr. Mehmet FUAD’ın, Bolulu yöneticilerin kararlarını Ankara’daki Mustafa KEMAL hareketi lehine vermelerindeki rolü öne çıkar. İstanbul Hükümeti ile Ankara arasında kararsız olan Bolulu yöneticilerin bulunduğu bir toplantıda “Hükümet Tabibi” olarak görevli Dr. Mehmet FUAD çok cüretli bir çıkışta bulunarak kalabalığa hitaben şu sözleri sarfedecektir :
“Bu gibi büyük davalar karşısında kanunlar bir tarafa bırakılır; miletin menfaati hangi cihette ise ona göre kararlar alınır.”
İlk anda buz kesen salondakilerin takip eden günlerde aynı cesaretli kararı alması uzun sürmez. 22 Eylül 1919 günü Damat Ferit Hükümeti’ne yollanan telgrafla İstanbul Hükümeti ile ilişkilerin kesildiği bildiririlir. Bunun anlamı Bolu’nun Milli Mücadele’ye Ankara saflarında katıldığının beyanıdır.
Derhal Bolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşu ve kazalardaki teşkilatmasında Dr. Mehmet FUAD yine başroldedir. Cemiyetin Bolu kurucu başkanı olacaktır. Bolu ve kasabalarında milli mücadelenin anlatılmasına katkıda bulunulacak, Bolu ve kazalarından toplanan yardımlar derhal Ankara’ya ulaştırılacaktır.
Büyük Millet Meclisinin kurulması aşaması öncesinde, vilayetlerin Ankara’ya vekil göndermeleri için seçim yapmaları istenir. Bolu’dan kimseler öne atılmak istemezken, Bolulular’ın çok sevdiği biri olan Mehmet FUAD’ın ismi, 1 Nisan 1920 tarihinde neticelenen Bolu vekil seçimlerinde ilin seçtiği diğer dört vekilin arasında yer alacaktır.
Bolu vekilleri Ankara’ya vardıklarında Bolu ve civarında büyük bir ayaklanma baş gösterir. Tarihe Bolu, Gerede ve Düzce Ayaklanması ( 13 Nisan – 26 Mayıs 1920 ) olarak geçecek bu büyük ayaklanma Milli Mücadele hareketinin pamuk ipliğinden dengelerde durduğu, mücadelenin seyrini belki de alaşağı edebilecek bir öneme haizdir.
Bu yöre halkının çoğunluğu Osmanlı Rus Savaşı ( 93 Harbi ) sonrası bölgeye Osmanlı Padişahı tarafından iskan ettirilmiş Kafkas kökenli yerleşimcilerden teşekküldür. Bu sebeple İngiliz eliyle çıkartılan ayaklanmada söylentilerden etkilenip yöre halkının padişah hükümeti lehine saf değiştirmesi bir anda gerçekleşmişti. İstanbul ile Ankara arasındaki tampon vazifedeki Bolu’nun kaybedilmesi korkunç sonuçlar doğurabilirdi.
Bolulular’ın Milli Mücadele konusundaki fikirlerinin sağlamlaştırılması ve isyanın barışçı yollarla batırılması için Bolu’ya bir heyet gönderlmesine karar verilir. Bu heyetin adı Heyet-i Nesiha ( Nasihat Heyeti ) olacaktır. Birkaç gün sonra açılması beklenen Büyük Millet Meclisi’nde vekilleri henüz yeni Ankara’ya gelmişken, Heyet-i Neshiye’ye seçilen 4 kişi içerisinde Dr. Mehmet FUAD da vardır.
Öyle ki; heyette bulunan diğer vekiller Hüsrev ( GEREDE ) Bey, İlyaszade Şükrü ( GÜLEZ ) Bey ve Osman Nuri ( ÖZGEN ) Beyler, Dr. Mehmet FUAD Bey gibi Büyük Millet Meclisi’nin açılışına şahit olamayacaklar; vekillik yeminleri dahi onlar adına salonda bulunan diğer arkadaşları tarafından yapılabilecektir.
Bu günümüz tarihine baktığımızda, cumhuriyet dönemi siyasi tarihimizin ilk yemin vakası (!) olarak değerlendirilebilir.
fuadumayismetpasa
Beraberlerindeki 18-20 kişilik bir müfreze ile yola düşen Heyet-i Neshiye muhtemelen 18 Nisan 1920 tarihinde Bolu’ya doğru yola koyulur. Gerede’ye varmalarına birkaç saat mesafede iken, 21 Nisan 1920 günü isyancıların eline düşerler. Bu onlar için 38 gün sürecek, asılma korkusuyla geçecek 38 gün demektir.
Buna rağmen Heyet-i Neshiye üyeleri isyancıları emellerinden caydırmak için büyük çabalar sarfederler. Ankara’ya gözdağı vermek, İstanbul hükümetine yaranmak için asilerce asılmayı bekledikleri bu esaret günlerinde türlü hakarete ve şidete maruz kalırlar.
27 Mayıs 1920 günü, o dönem Ankara hükümeti yanında yer alan Çerkez Ethem kuvvetlerinin Bolu ve civarını almalarıyla isyancıların elinden kurtulurlar. Dr. Mehmet FUAD meclisten 30 gün izinli sayılmasını isteyerek Bolu ve civarında isyan hakkında bilgiler toplar. Bolulular ve Ankara’nın yeniden kucaklaşması için çabalar sarfederek, isyanın elebaşlarından hariç kişilerin affedilmesi için meclise teklif veren yine Dr. Mehmet FUAD olur. Konu kanun maddesine gerek kalmaksızın yapılan askeri ve idari düzenlemeler ile halledilir.
Dr. Mehmed FUAD’ın Bolu Milletvekilliği 1920-1923 tarihleri arasında 1. meclis çalışmaları boyunca sürer. 1. İnönü Savaşları’nın yaşandığı tarihlerde ( 6-11 Ocak 1921 ) önce Eskişehir’de, ardından cephedeki askeri sahra hastanesinde bizzat tabiplik yapar. Üstelik de bu sırada vekil sıfatını taşımaktadır.
1922 yılında Bolu milletvekili iken iki dönem Sıhhiye Vekaleti vekilliği ( Sağlık Bakanlığı ) görevlerini üstlenir.
Bolu Milletvekili olmasına rağmen doğup büyüdüğü topraklar olan Trakya davasının da peşini bırakmaz. Mudanya Mütarekesi ile Doğu Trakya’nın Türkler’e teslimi öngörülürken; bu devir teslimde bir “Trakyalı” olarak Dr Mehmet FUAD en ön sahlarda yer alacaktır. Edirne’nin devir teslimi sonrası ( 25 Kasım 1922 ) ve Edirne’nin sonraki yıl ilk kurtuluş bayramı törenlernde yerini alacak; Büyük Millet Meclisi’ne Edirne’den yollanan şükran telgrafında Dr. Mehmet FUAD Bey’in de imzası bulunacaktır.
Bolu milletvekilliğinin son günleri onun meşhur Amerika seyahatine rastgelir. Öyle ki, 2. dönemde Kırklareli’den bizzat Mustafa KEMAL tarafından aday gösterildiğinde o hala Amerika’da olacaktır.
Dr. Mehmet FUAD 1923-1950 yılları arasında yapılan tüm milletvekili seçimlerine Kırklareli’den girer ve kazanır. Bu dönem onun vekilliğinin en verimli; bugünkü manada sivil toplum kuruluşlarının ilk nüveleri sayılan cemiyetçilik faaliyetlerinin en yoğun olduğu yıllar olacaktır. Milletvekilliği dönminde pek çok kanun teklifi ve sual takriri ( soru önergesi ) verecek; bunlardan bazılarında başarılı olacak, bazılarını sonraki yıllara erteleyecek, bazılarında ise dönemin şartları sebebiyle netice alamayacaktır.
Bu kanun tekliflerini 3 gurupta dğerlendirebiliriz :
Himaye-i Etfal Cemiyeti ve Çocuklar Hakkında Verdiği Kanun Teklifleri
Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin Posta Ücretlerinden Muaf Tutulması Hakkındaki Teklifi
Ankara Şengül Hamamı Caddesi’ndeki Bir Arsanın Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne Bırakılması Hakkındaki Teklifi
Himaye-i Etfal cemiyeti’nin Damga Vergisinden Muaf Tutulması Hakkındaki Teklifi
Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin gelirlerini Artırmak İçin Para İle Çalışan Otomatik Makinelerin İmtiyazının Alınması Teklifi
Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin gelirlerini Artırmak İçin Lunapark Tesisi ve İşletmelerinin İmtiyazının Alınması Teklifi
Çocuk Bayramı Vesilesi İle Şefkat Pulu Kullanılması Hakkındaki Teklifi
Çocuk Vergisi İhdası Hakkındaki Teklifi
Çocukların Umumi Filmlere ve Tiyatrolara Gitmelerinin Men’i Hakkındaki Teklifi
Çocukların İçki ve Tütün Kullanmalarının Men’i Hakkındaki Teklifi
Sağlık Alanındki Teklifleri
Sıtma İle Mücadele Teklifi
Diğer Kanun Teklifleri 
Adi Suçlular İçin Sarı Nüfus Kağıdı Kullanılması Teklifi
Mütememmim ( Kazanç ) Vergisi İhdası Hakkında Tekifi
Kırkkilise Adının Kırklareli’ye Çevrilmesi Hakkındaki Teklifi
Hazırladğı teklif neticesinde Kırklareli adının doğduğu şehre olan iadesi onu ziyadesiyle mutlu etmiştir.
Parlementoda pek çok komisyonda görev alan Mehmet FUAD’ın “ Dahi Çocuk Piyanist İdil Biret Hakkında” ve “ Kırklareli’nin Dereleri Hakkında”ki sual takrirleri takdire şayandır. Öyle ki, ilgili sual takriri neticesinde Türkiye’nin deha sanatçıları İdil BİRET ve Suna KAN yurtdışına tahsile gönderilmişler, sanat hayatlarında daima göğsümüzü kabartmışlardır.

Dr Mehmet Fuad UMAY’ın “Çocuk Davası”

Çocuklar Dr. Mehmet FUAD’ın hayatında çok özel bir yerde durmaktadırlar. Henüz genç bir tıbbiye mezunu iken edindiği çocuk sevgisi, milletvekilliği döneminde bulduğu siyasi güçle çocuklar için etkin görevler ifa etmesine sebep olur. Türk milletine sağlıklı ve iyi nesiller yetiştirmek gayesi onda önü alınmaz bir ülküye dönüşür. Buna da kendi deyimiyle “Çocuk Davamız” demektedir Dr. Mehmet FUAD.
İlk olarak 17 Mart 1917 yılında İstanbul’da kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin Kırkkilise ( Kırklareli ) Şubesi’ni kurmakta bir an olsun gecikmez. Savaşlar sonrası yetim kalan Türk çocuklarının korunup kollanması, sağlıklı ortamarda yetişebilmesi için milletvekilliği döneminde çalışmalarına hız verir. Daha önceleri cılız fakat samimi çabalarla hizmet veren cemiyetin genç cumhuriyet nezdinde ihyaen kurulması için 1920 yılında girişimlerde bulunur. Bir yıl sonra girişimleri meyvesini verir ve Himayei Etfal Cemiyeti, cumhuriyet döneminin bir kurumu olarak 30 Haziran 1921 yılında, Hakimeyti Milliye Matbaası’nın bir göz odasında kurulur.
Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin adı daha sonra bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından değiştirilerek Çocuk Esirgeme Kurumu olur. Dr. Mehmet FUAD ise başkanlığı dahil kurumun değişik kademelerinde parlementerliğinin bittiği 1950 yılına kadar hizmet verecektir.
Bu cemiyetin kurulması milli mücadeleye de ruh üfleyen başka alt anlamlar barındırmaktadır. Özellikle Doğu Cephesi Kumandanı Kazım KARABEKİR Paşa’nn savaş meydanlarından topladığı yetim çocuklar cemiyet himayesinde Ankara’ya yollanır. Burada Ankaralı vatanperverlerce barındırılıp, yatılı okullara yerleştirilirler. Çocuklarının geleceklerinden emin olan babalar ise milli mücadeleye daha fazla asılarak, vatanları ve çocukları için şehid olmakta bir an bile tereddüt etmezler. Çünkü artık şehit olsalar da çocuklarının saçlarını, üşümüş kimsesiz avuçlarını okşayan bir babaları daha vardır. “Devlet Baba”nın şefkatli elleri, tüm çocukların avuçlarının sıcaklığını kendi avuçlarında duyan Dr. Mehmet FUAD’ın elleriyle temsil edilecektir artık.
fuadumaycocuklarla
Bu sebepledir ki, soyadı kanunuyla bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından UMAY soyadı ile şereflenecek kişi Dr. Mehmet FUAD olur. O artık Dr. Mehmed Fuad UMAY’dır. UMAY ise eski Türk tarihinde “Çocukların koruyucusu kutsal ruh.” demektir.
Dr. Mehmet Fuat UMAY’ın çocuklarla ilgli olarak izlerini bugüne değin taşıyan çok özel bir hadise daha vardır ki; bunu yakın tarihi bildiğini iddia eden çok az kişi bilebilir. 23 Nisan’ın “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmasındaki rolü…
23 isan Türkiye’nin ilk milli bayramıdır. 1921 yılında çıkartılan bir kanunla milli bayram ilan edilmiştir. Hilafetin kaldırılmasıyla 1 Kasım tarihi ikinci milli bayramımız olur ve “Milli Hakimiyet Bayramı” ilan edilir. Buna rağmen 1 Kasım tarihi 23 Nisan’ın gölgesinde kalır ve 23 Nisan tarihi senelerce “23 Nisan Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlanır. 1935 yılında milli bayramlar ile ilgli düzenleme yapılırken 1 Kasım bayramı kaldırılarak sadece 23 Nisan bayramı “hakimiyet bayramı” sıfatıyla anılmaya devam eder.
Bu dönem zarfında Dr.Mehmet Fuad UMAY başkanlığındaki Himaye-i Etfal Cemiyeti bünyesindeki etkinliklerde 23 Nisan bayramı çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Bu kutlamalar resmi şekillenişten uzak filizleniyor, bu çabalar da Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından büyük takdir görüyordu.
“Çocuk Bayramı” tabirine ilk defa 1927 yılında raslıyoruz. Dr. Mehmet Fuad UMAY’ın girişimleri ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ün himayeleri ile 23 Nisan “Milli Hakakimiyet ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlanır. Bu isimlendirme bir kanunla resmileştirilmemesine rağmen toplumun benliğinde büyük kabul görür.
Bu yüksek hislerle kutlanan bayramın resmi bir ada ve statüye ulaşması ise, buiki yüce kişiliğin vefatından seneler sonrası gerçekleşecektir. 1981 ylında Milli Güvenlik Konseyi’nin kanun hükmünde kararnamesi ile milli bayramlar hakkındaki düzenleme yapılarak, bu gün “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Byramı “ilan edilecektir.
70’li yıllarda büyük bir ruh ikliminde toplumu coşkulara salarak kutlanan geniş katılımlı bir bayram hüviyeti kazanır 23 Nisan. İçinde bulunduğu 20-30 Nisan Haftası “Çocuk Haftası” olarak kutlanmaktadır. 1975 yılına gelindiğinde TRT ilk defa çocuk haftası ve bayramı etkinliklerinde boy gösterir. Bu 23 Nisan’ın kimlikleşmesinde, dünyaya duyurulmasında önemli bir aşama olarak tarihe geçer. Yine TRT eliyle ve meclis himayelerinde yabancı ulusların çocukları ülkemize bu bayramı kutlamak üzere davet edilmeye başlanır. Tarih 1980’i göstermektedir.

Dr.Mehmet Fuad UMAY’ın Amerika Seyahati…

1. Dünya Harbi’nde Osmanlı’nın Almanya ile müttefik olması sonucu, 20 Nisan 1917 tarihli bir nota ile ABD Osmanlı ile ilişkilerini keser. Bu tarihten sonra Amerika yeni filizlenen Türkiye’yi ülkede faaliyetlerini artıran Rum ve Ermeni lobicilerin yalan yanlış beyanlarından izleyecek ve bir kanaate varmaya çalışacaktır. Bu algının değimesi için New York’ta çaba sarfeden bir avuç Türk “Türk Tevaün Cemiyeti” ni kurarlar.
Bolu Milletvekilliğinin son dönemlerine rastgelen 1923 yılında, Himaye-i Etfal Cemiyeti yararına yazışmalar yapan Dr. Mehmed Fuad UMAY’ın çabaları karşılık bulur. ABD’de kurulu olan Türk Tevaün Cemiyeti’nce savaşta yetim kalan Türk çocuklaırnın vaziyetini anlatmak ve yardım toplamak gayesi ile, TBMM’nin 21 Mart 1923 tarihindeki oturumunda 5 ay süreyle Amerika gezisi için izinli sayılmasına karar verilir. Beraberindekilerle 31 Mart 1923 günü Fransa’dan ABD’ye hareket eden vapur, Türk Tevaün Cemiyeti ve Türk dostu Musevi kanaat önderlerince New York limanında karşılanır. Tarihler 7 Nisan 1923’ü göstermektedir.
fuadumayamerikadaAmerika’ya ayak basar basmaz başına takıp, gezisi boyunca hiç çıkarmadığı kalpak dönemi açısından ilk imaj çalışması özelliği taşır. Kalpak Mustafa KEMAL’i ve onun genç ve dik duruşlu cumhuriyetini temsil etmektedir. Zira Lozan Barış Görüşmeleri’ne ara verilen bu dönem Mehmet Fuad UMAY’ın Amerika gezisi ile Türkiye imajının tazelenmesi açısndan büyük önem taşımaktadır.
Dr. Mehmet Fuad UMAY New York, Detroit, Chicago, Philederphia gibi 19 ABD kentinde Türk Tevaün Cemiyeti tarafından tertiplenen Himaye-i Etfal cemiyeti yararına gecelere katılır. Sürekli ilgi odağıdır. Bu gecelerde 85.072 dolar yardım toplanır. Daha sonra bir ziyarette Amerika’daki Suriyeliler tarafından verilen 1500 dolar ve kaynağı miktarı belirlenemeyen yarıdımlar göz önüne alındığında 100.000 dolar civarı bir yardım toplanır. Kaldı ki, sonraki senelerde Türk Tevaün Cemiyeti’nce Amerika’da toplanan yardımlar zaman zaman Türkiye’ye gönderilecektir.
Dr. Mehmet Fuad UMAY, bu yardım gecelerine katılmasının ötesinde, bozulan Türk Amerikan ilişkilerinin, Rum ve Ermenilerce zedelenen Türk imajının tamiri, Türkiye cumhuriyetinin tanıtılması için üstün çabalar sarfeder. Washington’da toplanan Milletlerarası Sosyal Hizmetler Kongresine katılmayı başararak burada “Türk Vakıf Hayatı” hakkında görenleri hayrete düşüren bir sunum yapar. Böylelikle dönemin ABD Başkanı olan Warren G. HARDİNG’in dikkatini çekerek kongreye katılanlarla beraber akşam yemeğine dahil olmayı başarır.
ABD’nin çeşitli kentlerinde Türk, Amerikan ve Musevi kanaat önderleriyle bir araya gelen; başındaki kalpağı ile ABD’yi baştan başa dolaşan “bu Türk” ülke basınında büyük yer bulmayı başarır. Rumların ve Ermenilerin tüm çabalarına rağmen ABD vatandaşları yepyeni, Osmanlıya pek de benzemeyen bir Türk figürü ile tanışmaktadır.
Tüm bu çabalar ABD ile ilişkilerin yeniden tesisinde, ara verilen Lozan Barış Görüşmeleri’nde bu ülkenin Türkiye’ye bakışında olumlu katkılar sunacaktır. Öte yandan bu gezisi sırasında Amerika’nın sosyal ve iktisadi yapısını, kurumsallaşmasını inceleme fırsatı yakalayan Dr. Mehmet Fuad UMAY, bu deneyimlerini siyasi hayatı boyunca takındığı cemiyetçilik yaklaşımlarında hayata geçirme fırsatı bulacaktır.
Dr. Mehmet Fuad UMAY bu cemiyetçi kişiliği ile pek çok ulusal cemiyetin, onların mahalli idarelerinin ve şubelerinin kurulmasında başkanlık eder veya kuruluşunda üye olarak yer alır. Bunlar arsında en göze çarpanlarının bazılrını tarih gözetmeksizin şöyle sıralayabiliriz :
  • Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin ( Çocuk Esiregeme Kurumu ) kurulması
  • Himaye-i Etfal Kadın yardım Derneği ( Yardım Sevenler Derneği )
  • Türk tayyare Cemiyeti ( Türk Hava Kurumu )
  • Milli İktisad ve Tasarruf Cemiyeti
  • Arı ve Kümes Hayvanları Yetiştirme Cemiyeti
  • Müdafa-i Milliye Kırkkilise ( Kırklareli ) Şubesi
  • Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Bolu Cemiyeti
  • Himaye-i Etfal cemiyeti Kıkkilise ( Kırklareli ) Şubesi
  • Bolu Musiki Cemiyeti
Hayatını Türk milletine ve Türk çocuklarına adamış Dr. Mehmet Fuad UMAY’ın çeşitli gazetelerde ve dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. Özellikle Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin yayını olan “Gürbüz Çocuk” dergisindeki yazılarında Türk çocuklarına yeni bir ruh aşılamakta, onlar için çeşitli hedefler koymakta bu maksatla yarışmalar tertiplemekteydi.
fuadumayveailesiLafın yeri gelmişken, Himaye-i Etfal Cemiyeti yayın organı olan “Gürbüz Çocuk” dergisince düzenlenen yarışma sonucunda, İsmet İNÖNÜ’nün oğlu Sayın Erdal İNÖNÜ’nün ilk “Gürbüz Türk Çocuğu” sıfatıyla yeni nesle örnek gösterilmiş olduğunu, derginin ilgili sayısında onun bir resmine yer verildiğini de bir dip not olarak kaydetmiş olalım.
Dr. Mehmet Fuad UMAY geriye iki kitap bırakır. Bunlardan ilki Osmanlıca kaleme alınmış, daha sonra Latin harfleriyle tercimesi de yapılmış olan 1927 İstanbul basımı olan “Amerika’da Türkler ve Gördüklerim” isimli kitabıdır. Diğer eseri ise parlementer hayattan ayrıldığı 1950 yılında Ankara’dan yayımladığı “Seçmenlerimle Başbaşa” isimli kitabıdır. Bu kitap 1920-1950 yıllarına ait milletvekilliği dönemlerini anlatan, bunu yaparken de seçmenine zaman zaman hesap veren samimi br dille yazılmış bir siyasetname olma özelliği taşır.
Dr. Mehmet Fuad UMAY ABD gezisi haricinde, Rusya ve Danimarka gezilerine de devlet görevleriyle katılarak katkı sunar.
1914 yılında Mediha Hanım ile yaptığı evliliğinden Mübeşşer ve Esin adında iki kız çocuğu; Turhan ve Tunç isimli iki de erkek çocuğu bulunan Dr. Mehmet Fuad UMAY 1963 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yumar. Aynı zamanda İstiklal madalyası sahbi Dr. Mehmet Fuad UMAY’ın ebedi istirahatgahı Zincirlikuyu kabristanı olacaktır.
 ————————————————-
Dr. Mehmet Fuad UMAY’ın kızı Sayın Esin UMAY tarafından imzalanmış olan kaynak esere ulaşmamdaki değerli katkıları için Sayın Orhan SUAT‘a sonsuz teşekkürlerimizle…
Kaynaklar :
Bir Devrin Cemiyet Adamı; Doktor Fuad UMAY ( Yrd. Doç. Dr. Veysi AKIN, 2000 )
Efsaneden Gerçeğe Kırklareli ( Nazif KARAÇAM )
90 Yılda Krklareli’den Seçilen Parlementerler Albümü ( Orhan SUAT )
Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail