Giriş Formu



İstatistik

Üye : 267
İçerik : 356
Ziyaretçi Sayısı : 810032

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 74 ziyaretçi çevrimiçi
Eceabat Yazdır E-posta

Eceabat, Çanakkale ilinin Trakya topraklarında yer alan iki ilçesinden biridir. İlçe, Trakya’ nın güneybatısında, Çanakkale Savaşları ile adını tarihe yazdırdığı mekanı olan Gelibolu yarımadasının ise güney ve güneybatı kısmında bulunmaktadır.

490 km2 yüzölçümüne sahip ilçe, yarımadayı çevreleyen denizi hemen ardından yükselen, en yükseği 300 metreyi biraz geçebilen ( Kocaçimen Tepesi -305 mt ) yumuşak tepeler, bu tepelerin arasında kendisine yer bulmaya çalışan dar düzlükler, bu düzlükler boyunca akan kısa ve zayıf çaylarla şekillenmiş bir coğrafyaya sahiptir.

Eceabat, Çanakkale boğazı gibi Asya ve Avrupa’ dan gelen karayollarını denizyolu ile bağlayan, stratejik önemi çok büyük bir su yolunun başında kurulmuştur. İlçenin doğusunda Çanakkale boğazının serin suları bulunurken, yarımadanın diğer kısımlarını ise Ege denizi ve bu denizin Trakya’ ya doğru uzanan bir parçası olan Saroz körfezi çevreler. Kara sınırı ise Çanakkale’ nin Gelibolu ilçesi iledir. Boğazın sularının ötesinde Çanakkale, Eceabat’ ın da karşısında yer alır.

İlçenin denizden yüksekliği 2 mt’ dir. Köyleri ile birlikte ilçenin nüfusu 2007 sayımı sonuçlarına göre 9900, merkez ilçe nüfusu ise 5500 kişi civarındadır.

Eceabat’ ın 12 köyü bulunmaktadır. Tarihi kayıtlarda eski yerleşim adlarıyla hala bilinirlik taşıyan bu köyler şunlardır : Alçıtepe ( Kitre ), Behramlı ( Büyük Behramlı ), Beşyol ( Tursun / Dursun ), Bigalı ( Çamyayla / Boğalı ), Büyükanafarta, Kilitbahir ( Kilit-ül-bahir ), Kocadere, Küçükanafarta, Kumköy, Seddülbahir, Yalova, Yolağzı ( Siğilli, Siğli, Saidli )

Eceabat karasal iklim ile Akdeniz ikliminin şekillendirdiği bir geçiş ikliminin etkisi altındadır. Milli Park içerisinde yapılan ağaçlandırma çalışmalarına rağmen orman varlığının çok olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu haliyle bozuk makilikler gözlemlenir.

İlçenin geçim kaynakları arasında tarım ve balıkçılık faaliyetleri belirgin bir yer tutar. Buna karşılık otlakların az oluşu, ilçenin Milli Park sınırları içinde yer alışı sebebiyle hayvancılık faaliyetleri ahır ve besi hayvancılığı olarak yapılabilmektedir.

Tarım faaliyetleri arasında Trakya’ nın genelinde ekimi yaygın olan buğday ve ayçiçeği başta yer alır. Bağcılık, zeytincilik, meyve yetiştiriciliği ve sebzecilik diğer tarım faaliyetleri arasında yer alırken, susam ve pamuk ekimi ise daha özellikli bir nitelik taşır.

Balıkçılık ise yörenin diğer önemli geçim kaynağıdır. Eceabat’ı çevreleyen zengin sularda en çok tutulan balık, Çanakkale balıkçılığıyla özdeş olan sardalyedir. Lüfer, palamut, levrek, kefal, istavrit gibi balıklar da balık halinde çokça yer bulur.

Sanayi tesisleri konusunda çok önemli bir varlığı olmayan Eceabat’ ta balıkçlık ve tarım ürünleri konusunda yan sanayi oluşturmuş küçük işletmeler, istihdama çok da katkısı olmayan tekstil ve hediyelik eşya üzerine zayıf tesisler bulunur.

Tarihi ve kültürel varlıkların en yoğun olduğu ilçelerin başında yer alan Eceabat, Çanakkale Savaşları’ nın da mekanı olup 1973 yılından bu yana Tarihi Milli Park statüsünde bulunmaktadır. Ne yazık ki Tarihi Milli Park oluşunun getirdiği bürokrasi ve bu kültürel varlıkların doğru kanalize edilememesi, değerlendirilememesi sebebiyle, her yıl 2 milyonun üzrinde ziyaretçiyi ağırlayan Eceabat, turizm pastasından hak ettiği payı alamamaktadır.

Öte yandan zengin su altı varlığı ve doğal batıkları ile son yıllarda dalış turizminin en gözde merkezlerinden biri olma potansiyeli bulunmaktadır.

Eceabat ve çevresi eski çağlardan beri yerleşimlere sahne olmuştur. M.Ö. 2000' lerde Fenikeliler tarafından kurulduğu varsayılmaktadır. Troia ve Midilli' li denizcilerin Eceabat kıyılarına kadar gelip zayıf kıyı kentleri ve limanlar oluşturdukları tarihi bulgulardan anlaşılmaktadır. Örneğin, Akbaş limanı yakınlarında kurulan Sestos’ un ( M.Ö. 9 veya 10.yy ) Troia’ların estkisinde kurulmuş, Trak kavimlerince büyümüş bir yerleşimdir. Antik Eliaus/Elia kenti ise M.Ö.6. yy’ da Atinalılarca kurulmuştur. Bugünkü Eceabat’ ın antik dönemlerdeki ismi ise Maydos/Matidos/Madytos ‘ tur. Tam kuruluş tarihi bilinmese de, Heredot ve Helennikas tarihinde adı geçtiğine göre M.Ö. 5 yy’ dan önceki tarihlerde kurulmuş olması muhtemeldir.

Eceabat tarihi süreci içerisinde birçok medeniyetin el değiştirmesine sahne olmuştur. Özellikle Pers-Yunan savaşlarında iki kavmin karşılaştıkları yerlerden biriydi. Ünlü Pers hükümdarı Darius’ un Eceabat kıyılarına kadar geldiği tarihi bulgularda yer almaktadır. Roma’ lılar döneminde en sükunetli günlerini yaşayan Eceabat’ ta Roma etkisinde gittikçe silikleşen Trak kavimleri bulunmaktaydı. Roma’ nın bölünmesiyle yöre Bizans etkisine girer. Özellikle Anadolu üzerinden yörenin fethi öncesi keşfi için çabalar da bu dönemde artmaya başlar. Osmanlı’ lar tarafından yörenin fethi ise 1356 yılında yarımadaya çıkan Ece Yakup Bey ve gazileri tarafından, yaklaşık bir yıl gibi bir süreye yayılmıştır. Aynı zamanlarda Çimpe kalesinden Gelibolu yönünden Rumeli’ ye geçen Gazi Süleyman paşa ise yarımadanın diğer tarafından fethi gerçekleştiriyordu.

İlçenin adı yörenin fethinde büyük yararlılık gösteren ve yarımadanın bu kısmına gazileriyle çıkan Ece Yakup Bey’ den gelmektedir. Onun ismine, “imar eden” manasındaki “abat” kelimesi eklenerek Eceabat’ a dönüşmüştür. Ayrıca Ece Yakup’ un gazileriyle fetih öncesinde kendine mesken edindiği Saroz yönüne bakan bir koya onun ismi verilmiştir. Ece Koyu…

Fatih Sultan Mehmet döneminde boğazların önemine binaen Kilitbahir kalesi inşa ettirildi. Diğer Osmanlı sultanları da çeşitli kaleler yaptırdı ve varolanların onarımlarını sağladı. Özellikle Sultan 2. Abdülhamit döneminde stratejik önemi sebebiyle Boğaz’ ın Rumeli yakası tabyalarla donatılır. Bu tabyaların birçoğu Çanakkale Savaşları sırasında büyük yararlılıklar göstermiştir.

1. Dünya Savaşı yılları ise tarihin Çanakkale’ de kırıldığı andır. 1915 yılında Çanakkale Savaşları’ nın yaşandığı mekan her nekadar yarımadaya adını veren Gelibolu ile anılsa da, aslında en hararetli savaşların yaşandığı topraklar yarımadanın Eceabat ilçesi sınırlarındadır. Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları neticesinde savaşın her iki tarafından 500 binin az üzerinde asker kaybedilmiştir. Bu kayıpların 251.509 i Türk, 205.000 Birleşik Krallık ( İngiliz ve Anzak ), 47.000’i Fransız’ lara aittir.

“Çanakkale Geçilmez” diye tarihe not düşen Eceabat, Mondros Mütarekesi ile alamadıkları boğazdan serbestçe geçip İstanbul’ u işgal eden İngiliz donanmasını görecektir. Sıkıntılı işgal yıllarının ardından, cumhuriyet döneminde Çanakkale iline idari olarak bağlanan Eceabat, 1926 yılında belediye olur.

Boğazın Ege denizi tarafından girişinde, Morto koyuna bakan Hisarlık Tepe üzerinde, Çanakkale’ de şehit düşmüş askerlerimizi onurlandırmak için inşa edilmiş “Şehitler Abidesi” yapımına dair girişimler hak gücüyle başlandığında tarih 1938’ dir. Çeşitli tarihlerdeki yardım kampanyaları ve ihale süreçleriyle sürüncemede giden inşaatın temelleri ise ancak 19 Nisan 1954 yılında olur. Abidenin açılışı ise 21 Ağustos 1960 yılında gerçekleşir ve hala projede birtakım eksiklikler giderilememiştir.

Ece Koyu ve Akbaş Limanı hattının batısında yer alan 33 bin hektarlık alan 1973 yılında çıkartılan bir kanunla Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ilan edilir. Burası Çanakkale Savaşları’ nın en yoğun yaşandığı Eceabat topraklarını kapsar. 1994 yılında yarımadada yaşanan orman yangınları halkın vicdanında derin yaralar açınca, yeniden ele alınan Milli Park, ilaveten çıkartılan yasalarla tarihi yarımadanın içinde gezilebilen, yaşananlara tarafsız bir duyguyla bakılabilecek, köylerinde yaşayanların gündelik hayatlarını sosyo-ekonomik olarak sürdürmeye iman veren, aynı zamanda yerli ve yabancı turizm faaliyetlerinin gelişmesine olanak verecek bir “Barış Parkı”na çevrilmiştir.

Her nereden bakılırsa bakılsın Eceabat tarihin kırıldığı, büyük bir detanın yazıldığı bir yerdir.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Anzak Koyu’nda yer alan kitabedeki sözleri her şeyi anlatmaktadır.

“ Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar ! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçik’lerle yan yana koyun koyunasınız…

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar ! Gözyaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

======================

Fotoğraflar :

Ömer Haluk AKBAY, Salih DEMİR, Utku KUZU

...sonsuz teşekkürlerimizle !

=======================

Eceabat ile ilgili daha fazla bilgi için Eceabat Gezi Rehberi sayfamıza başvurabilirsiniz.



Bu Yazıyı Ekle

Facebook    Deli.cio.us    Digg   
 






Bu sitenin Web Tasarımı Berilweb tarafından Trakyagezi için hazırlanmıştır © 2010-Sitede yer alan içeriklerin tüm hakları Trakyagezi, fotoğraf hakları sanatçısına aittir.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_09-dev by Matej Koval