Giriş Formu



İstatistik

Üye : 267
İçerik : 356
Ziyaretçi Sayısı : 810050

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 63 ziyaretçi çevrimiçi
Pehlivanköy Yazdır E-posta

Pehlivanköy, Kırklareli' nin güneybatısında, Ergene havzasında kurulu, kapladığı alan bakımından ilin en küçük ilçesidir. 114 km2 alana sahip ilçe, 2100' ü ilçe merkezinde, diğerleri köylerinde yaşayan yaklaşık 5000 nüfusa sahiptir.

Kırklareli il merkezine 64 km mesafede kurulu Pehlivanköy'ün, kuzey-kuzeydoğusunda ilin Babaeski ilçesi bulunur. İlçenin güneyini Tekirdağ il sınırı, batısını ise Edirne il sınırı çevreler. Pehlivanköy, Ergene nehrinin yorgun akışıyla suladığı bir taşkın ovası üzerinde kuruludur. İlçenin denizden yüksekliği 25 mt.dir.

Ulaşım konusunda Pehlivanköy en çok da demiryolu ile özdeşleşmiştir. 1889 yılında Fransızlar tarafından yapılan gar binası ilçenin yüzü gibidir. Demiryolu ile Edirne-İstanbul demirylu güzergahındaki istasyonlara bağlanırken, ayrıca Uzunköprü üzerinden Avrupa' ya giden ikinci bir hat yine Pehlivanköy' den ayrılmaktadır. Şimdilerde kullanılmayan bir başka hat ile ise, Babaeski üzerinden Kırklareli merkeze giden bir hat daha vardır.

Karayolu konusunda ise Pehlivanköy bir nebze bahtsız bil ilçedir diyebiliriz. Zira Trakya' daki E-5, TEM, D110 İstanbul-Tekirdağ sahil yolu gibi işlek karayollarına uzaktır. En yakınında bulunan E-5 karayoluna 20 km mesafede bulunur. Buna karşılık Trakya' nın diğer merkezlerine Uzunköprü, Kırcasalih, Hayrabolu ve Babaeski üzerinden asfalt yollarla bağlanır.

Pehlivanköy' ün Osmanlı öncesi tarihine dair kayıtlar zayıftır. Trak kavimlerinin antik çağda bu bölgede bulunduğu kuvvetli bir ihtimaldir. Dönem dönem özellikle Balkanlar üzerinden gelen istilalar yaşamıştır. 

Pehlivanköy' ün isminin de kaynağı olarak gösterilen Anadolu' da yaşayan Pavlikan aşiretlerin , M.S. 8 yy. ortalarında, dönemin Bizans İmparatoru Konstantin Kopronymus ( 741-775 ) döneminde bölgeye yerleştirildiğine dair kaynaklar bulunmaktadır.

Bu aşamada Pavlikanlar' dan bahsetmekte yarar var. Pavlikanlar ( Pavlakiler, Paulikienler vb...), Sivas ve Malatya arasınadki dağlık bölgeler ile Kapadokya' nın derin vadilerinde yaşayan, savaşçılıkları ile meşhur bir Anadolu halkıdır. Bu bölge Bizans ile Arapların birbiriyle karşılaştıkları sınır bölgelerini oluşturuyordu. Pavlikanlar Hristiyan bir halk olmasına rağmen, çoğu zaman Araplar' ın yanında Bizanslılar' a karşı savaşıp, onlara sorun olmuşlardır. Bu sebeple tarih içinde, dönem dönem Bizans tarafından cezalandırılıyor, sürgünlere gönderiliyor veya soykırıma varan zulümlere maruz kalıyorlardı.

Pavlikanlar, İmparatorluk Bizans' ında hakim katı Hristiyanlık doktirinlerinden farklı olarak bir mezhep oluşturmuşlar, Hristiyanlığın en temel kabullerini bile reddediyorlardı. Bu durum da Bizans için kabul edilmez bir tutumdu.

Pavlikanlar, Bizans' a sorun olmasınlar diye önceleri yumuşaklıkla, güç kullanmadan, kontrol edilmelerine olanak veren, imparatorluk merkezine yakın Takya topraklarına 8. yy ortalarında iskan edildiler. Fakat, birçoğu uyum sağlayamayıp Anadolu' daki topraklarına geri döndüler. 10.yy da ise Araplar' la Bizans' a karşı savaştıkları için, korkunç kıyımlarla cezalandrılan Pavlikanlar yeniden Trakya' ya, bir kısmı da Trakya üzerinden Balkanlar' a geçmişlerdir. Hatta tarihçiler, Bosna içlerinden yayılan Bogonilizm mezhebinin Pavlikanlarca kurulduğu fikrinde birleşmektedir. Geride kalanlar Doğu Anadolu dağlarının derin vadilerinde izlerini kaybettirerek kurtulabilmişlerdir.

Osmanlılar Rumeli' ye geçtikten sonra ilk olarak Pehlivanköy yakınlarındaki Çenge köyünü kurarlar. Bu köyün bugünkü adı Çengerli' dir. Köyün kuruluş tarihi 1363 olarak belirtilse de, Osmanlı' nın Trakya' nın bu kadar iç kesimlerinde iskan başlatacak kadar hakim olmasının biraz daha geç bir tarih olması gerektiğini düşünmek gerekir.

Osmanlı yöreye geldiğinde az sayıda Pavlikan kabileleri Ergene havzası boyunca dağınık olarak yaşıyordu. Rumeli hızla Anadolu' dan gelen yörüklerce Türkleşirken, yöre hızlı bir iskana tabi olur. Bir dönem Rus kıyımından kaçan Çerkez topluluklar Pehlivanköy ve civarına yerleştirilir. Osmanlı-Rus savaşı sonrası imzalanan Ayastefonos Anlaşması gereğince, Bulgaristan' ın İzer ve Lofça yöresinden Pomak Türkleri buraya iskan edilir. İlçenin şimdiki demografik yapısını böylelikle aldığını söylemek yerinde olur. Çünkü Pehlivanköy ve civarındaki yerleşimlerde Pomak kimliğne vurgular oldukça güçlüdür. Hala kendi aralarında Pomakça konuşanlara sıklıkla raslanır.

İlçe 1. Dünya Savaşı yıllarında Yunan istilasını iki yıl boyunca yaşar. İlçenin kurtuluş günü 9 Kasım 1922' dir.

İlçenin ismiyle ilgili rivayetler çeşitlidir. Bunlardan en güçlüsü, yukarıda da bahsettiğimiz gibi M.S. 8 ve 10 yy. arasında yöreye çeşitli sebeplerle göç ettirilen Anadolu'nun Pavlikan aşiretleridir. Yakın zamana kadar ilçe "Pavli, Pavlu " isimleriyle anılıyordu.

Bir başka rivayet, güreşe meraklı Sultan Abdülaziz' e dayandırılır. Kendisi de bir pehlivan olan Abdülaziz, Osmanlı' nın meşhur pehlivanlarını cariyeleriyle evlendirerek Pehlivanköy, Alpllu, Pomak Mandıra gibi civar yerlere yerleştirir. İlçenin bu meşhur pehlivanlar sebebiyle bu isimle anıldığı öne sürülür. Bu da kuvvetli bir ihtimaldir. Zira yörede hala çayır güreşleri büyük bir şevkle yapılmakta, yöreden yetişen ünlü pehlivanlar Kırkpınar gibi müsabakalarda önemli dereceler almaktadır.

İlçenin ismiyle ilgili bir başka rivayet ise masalsı bir hikayeye dönüşmüştür. Buna göre, Osmanlı zamanında Ergene nehri üzerine Akarca köprüsü yapılacaktır. Köprüyü yapan meşhur "Pavlu Usta" köprünün orta kemerini bir türlü bağlayamaz. İnşaat gecikmektedir. Bir gece rüyasında köprünün orta kemerinin çatılabilmesi için, kurban edilecek bir kişinin buraya gömülerek bunun yapılabileceğini görür. Fakat kimin kurban edileceğine karar vermek çok zordur. Nihayet bir fikir ortaya atılır. Ertesi sabah, köprü başına gelecek ilk kişi kurban edilecek, köprünün kemerine gömülecektir. İnşaatta çalışan ustalardan bunu kimseyle payaşmamaları istenir. Ne varki herkes bu sırrı ailesiyle paylaşır. Pavlu Usta hariç...

Ertesi sabah köprüye yaklaşan kadın, yakın bir zaman önce doğum yapmış Pavlu Usta' nın karısıdır. Ona çalışırken yorulacağını düşünüp yemek getirmektedir. Herşeyden habersiz kadın kurban edilerek, orta kemeri çatılan köprü bitirilebilir.

Söylence öyle bir hal alır ki, her Cuma gecesi köprünün ayaklarından ağlayan kadın sesleri geldiği, köprünün taşlarından ak süt sızdığı dillendirilmeye başlanır. Öyle ki, bu ağlayışlar Pavlu Usta' ya beddualar eden karısının sesidir ve o zamandan beri yakarışları duyulmaktadır. Ergene' nin taşkın sularıyla sık sık ovayı basması da bu beddualara bağlanır.

Cumhuriyet döneminin önemli paşalarından Kazım DİRİK Paşa yöreden yetişmiş önemli bir şahsiyettir ve Pehlivanköy ile Trakya için büyük yararlılıkları olmuştur. Şimdiki İstanbul Valisi Muammer GÜLER de bir dönem bu ilçede kaymakamlık yapmış, bu yılları ve Pehlivanköy' ü hatıralarında taçlandırarak anlatır.

İlçeye bilinirlik katan ppüler değerlerden birisi de, Reşat Nuri Güntekin' in aynı adlı romanından uyarlanan "Yaprak Dökümü" isimli dizinin simgesi, meşhur "aile ağacı"nın bu ilçede oluşudur. Dizi jeneriğinde birkaç saniye görünen bu görüntünün hatrına, ilçede küçük çaplı bir iç turizm hareketi oluştuğunu söylemek yerinde olur.

Herşeyden öteye, ilçeyi en bilinir yapan 1910 yılından beri aralıksız düzenlenen "Pavli Panayırı" dır. Bu sonbahar panayırı Trakya' da Çatalca' yla birlikte düzenlenen en son iki panayırdan en büyüğüdür. Halk arasında "Sonbahar Panayırı", " Sonbahar, Hayvan ve Emita Panayırı", "Pomak Bayramı" gibi isimlerle anılır. Panayır, tam bir asırdır Trakya ve Anadolu' dan büyük kalabalıkları tren istasyonun hemen ötesindeki Ergene çayırında toplamayı başarmaktadır. Panayırın en dikkat çeken özelliği bugüne kadar sürekli aynı tarihlerde kutlanmış olmasıdır. Panayır her zaman Eylül ayının 18' inde başlayıp 5 gün sürer. Bu durum sadece 2009 yılında tarihin bir hafta geriye atılması ile değişmiştir.

Pehlivanköy ulaşımın yarattığı sıkıntılar sebebiyle gelişmeye fırsat bulamamış bir ilçedir. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Ayçiçeği, buğday, mısır, kanola ekimi yaygındır. Tüm bunların yanında Ergene nehrinin sularıyla doldurulan tavalara ayrılmış topraklarında çeltik de yetiştirilmektedir. Meyvecilik ve arıcılık da diğer tarımsal uğraşlardandır.

Pehlivanköy' e ait 3 mahalle ve 8 köy bulunmaktadır.

Köyleri şunlardır : Akarca, Doğanca, Hıdırca, İmampazarı, Kumöy, Kuştepe, Yeşlova, Yeşilpınar

=================================================

Hayat Ağacı ve Pavli Panayırı fotoğrafları için Özcan ÇELTİKLİ' ye teşekkürlerimizle...

=================================================

ÖNEMLİ TELEFONLAR

  • Pehlivanköy Kaymakamlığı : 0 288 714 10 11 ( santral ) / 0 288 714 14 97 ( Faks )
  • Pehlivanköy Belediye Başkanlığı : 0 288 714 11 40 ( santral ) / 0 288 714 10 07
  • İlçe Emniyet Amirliği : 0 288 714 10 40
  • Pehlivanköy Jandarma Komutanlığı : 0 288 714 10 18 / 0 288 714 14 68
  • Pehlivanköy TCDD İstasyon Şefliği : 0 288 714 10 83
  • Pehlivanköy TREDAŞ İşletme Şefliği : 0 288 714 12 65
  • Pehlivanköy Merkez Sağlık Ocağı : 0 288 714 10 32

ULAŞIM

Pehlivanköy' e kendi aracıyla gidecekler için en kolay yol, Kırklareli' nin Babaeski ilçesinin Edirne çıkışından 4 km sonraki yol ayrımını kaçırmamaktır. İki ilçe arasındaki mesafe 24 km.dir. Öte yandan asfalt yollarla Uzunköprü, Hayrabolu, Kırcasalih gibi merkezlere bağlanan tali yollar vardır. Bu ilçeye giden düzenli tarifeli ilçe minibüsleri, Babaeski ilçe otogarından kalkmaktadır.

Öte yandan tren ile gelmek isteyenler TCDD' nin Trakya güzergahına giden tren seferlerini tercih edebilirler.

http://www.tcddtrakya.tr.gg/



Bu Yazıyı Ekle

Facebook    Deli.cio.us    Digg   
 






Bu sitenin Web Tasarımı Berilweb tarafından Trakyagezi için hazırlanmıştır © 2010-Sitede yer alan içeriklerin tüm hakları Trakyagezi, fotoğraf hakları sanatçısına aittir.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_09-dev by Matej Koval