Şehrin Gerdanlıkları; Edirne Köprüleri

Edirne’nin eşsiz silueti her ne kadar camiler ise; bir o kadar da şehre hayat veren “etrafı seyranlık” nehirleri üzerinde “gerdanlık” gibi salınan köprüleridir.

Meriç kıyısında gün batımının eşsiz manzarasını birlikte izlediği yarin sıcak avcunu avcuna alıp ele düşer; radayodan yankılanan o türkünün sözlerine ilham olup dile düşer.

“Edirne köprüsü taştan / Sen çıkardın beni baştan…”

Edirne hakkında üzerine henüz daha büyük dizeler yazılamamış Kırklarelili şair M. Niyazi AKINCIOĞLU’nun şiirinde ise neredeyse başroldedir Edirne Köprüleri.

“Bir yerde görürsen ki;

Ağır ve edalı akar

dal dal söğütleri öperek

samur üç belik gibi

üç koldan sular;

müjdeler olsun efendim:

Edirne’desin.

Mevsim, fasl-ı bahardır;

gecedir ve mehtap vardır.

Ve sen

bir kavs-ı kuzahta yürür gibi

Köprüler’desin.”

EDİRNE’nin KÖPRÜLERİ

II. BAYEZİD KÖPRÜSÜ : Tunca Nehri üzerinde kurulu II. Bayezid Köprüsü, Yeni İmaret mahallesinde bulunan II.Bayezid Külliyesi’ne Edirne merkezden ulaşımı sağlayan, külliye ile aynı tarihlerde yapılmış bir köprüdür. 1488 Yılına tarihlenen köprünün ve külliye Mimar Hayrettin’dir.

II. Bayezid Köprüsü bitşiğindeki bir diğer köprü olan Yalnızgöz Köprüsü ile algısal bir bütünlük arzeder. Bu algı Evliya Çelebi’nin seyahatnamesindeki anlatımlara da yansır. Evliya Çelebi II. Bayezid Köprüsü’nden bahsetmek isterken Yalnızgöz Köprüsü diye bahseder ya da her ikisini bir bütün olarak görme hatasına düşer :

“Caminin mihrabı önündeki irem bağı köşesinde “Yalnızgöz” diye adlandırılan bir köprü olup Tunca Suyu üzerindedir”

II. Bayezid Köprüsü 78 metre boyunda, 6 metre enindedir. Kesme taş malzemeyle yapılan köprü 6 büyük kemere sahip, kemer açıklığı yaklaşık 3 metreyi bulmaktadır. Alüvyonlarla dolmuş ve adacık haline gelmiş Tunca yatağı üzerinde ulaşımı Edirne yönünde tamamlayan Yalnızgöz Köprüsü ile ulaşım tamamlanmış, ikisi arasında bağlantıyı sağlayan ek bağlantılar yapılmıştır. Yanlarında iki tahliye gözüne sahiptir.

II. Bayezid Köprüsü eteğindeki alüvyonluk dolgu zeminde yapılan tarım faaliyetlerinin, bağlar bahçelerin, karşı kıyıdaki II.Bayezid Külliyesi’nin Tunca’nın sularına düşen doyumsuz manzarasıyla da kent dokusuna ayrı bir ruh katmaktadır.

II.BayezidKöprüsü@UğurKAYGUSUZ

FATİH KÖPRÜSÜ : Tunca Nehri Tavuk Ormanı ve Sarayiçi mevkiini bir adacık gibi içine alacak şekilde ikiye ayrılır ve Saraçhane Köprüsü civarında yeniden tek kol haline gelir. Sarayiçi’ni Edirne merkezi yönünden bağlayan köprü Kanuni Köprüsü’dür. Sarayiçi’ni Balkan Şehitliği yönünden bağlayan köprü ise Fatih Köprüsü’dür.

Fatih Köprüsü 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet Han tarafından, yapımına muhtemelen bir yıl önce başlanan Saray-i Cedid ( Yeni Saray ) bütünlüğünü sağlamak için yapılmıştır. Sarayın Edirne’de dillere destan olduğu o şaşaalı döneminde “Hasbahçe Köprüsü” olarak anılması bu sebepledir.

Balkanlar’dan Rus işgallerine karşı durmak için bu mevki bir dönem cephanelik olarak kullanılmış, bu sebeple “Cephanelik Köprüsü” olarak dillendirilmiştir. Osmanlı Rus Savaşı’nın akabinde yakınlarında bulunan süvari kışlası sebebiyle de “Süvari Köprüsü” diye isimlendirilmiştir.

Üç gözlü köprünün orta gözü büyük, diğer ikisi daha küçüktür. Orta gözün iki yanında selkıranlar ve tahliye gözleri mevcuttur. Muhtemelen saray ileri gelenlerinin kullanımına yönelik sandalların yanaşabileceği iskeleler oluşturulduğu izlenimi edindiğimiz, köprünün tabanına yakın mermer döşemeler mevcuttur. Padişahların ya da saray eşrafının nehir üzerinden ulaşımla 2. Bayezid Köprüsü civarında karaya çıkarak, 2. Bayezid Külliyesi’ni bu yolla ziyaret ettiği kaynaklarda aktarılmaktadır.

Köprünün yapımında kullanılan malzeme kesme taştır. Köprü büyüklüklerine gelince; boyu 34 metre, eni 4.40 metredir. Hafif sivri kemerli bir üsluptaki köprünün bir ayağı Adalet Kasrı’na doğru basarken, diğer ayağı Balkan Şehitliği yönündedir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Sarayiçi’nden “Hünkar Bahçesi” diye bahsedilir ve Tunca’nın iki ayrı yakası üzerindeki bu köprüler için; “Tunca üzerinde pek sanatkarane yapılmış cisr-i Sultaniler” yani “Padişah Köprüleri” denilmektedir.

GAZİ MİHAL KÖPRÜSÜ : Gazi Mihal Köprüsü, Edirne köprüleri arasında Osmanlı dönemindeki ilk köprü olma özelliğiyle kendine yrı bir yer edinir. Burası uzun yıllar Kapıkule Sınır Kapısı’na bağlantıyı sağlayan Tunca üzerindeki önemli bir geçiş olmasıyla da önemlidir.

Osmanlı akıncı beylerinden Gazi Mihal, Edirne ve Osmanlı için çok özel bir isimdir. Bizans Tekfuru iken Osmanlı’ya geçmiş ve yaptırdığı köprünün ayaklarının bir ucundaki Gazi Mihal Camii haziresinde aile fertlerinin birçoğu ile beraber yatmaktadır.

Edirne’nin fethinden sonra su yollarını kontrol etmek, geçmek daha önemli hale gelmiştir. Gazi Mihal daha önce bu mevkide bulunan bir Bizans köprüsünün temelleri üzerinde neredeyse sil baştan bu köprüyü inşa ettirmiştir.

Köprü 1420 yılına tarihlenmektedir. Edirne yönündeki ayakları Gazi Mihal Hamamı kalıntıları ve Şah Melek Camii’ne doğru uzanırken, kuzeybatı yönündeki ayakları ise Gazi Mihal Camii’ne doğru konumlanmıştır.

Dokuz adet sivri kemere sahip köprü 125 metre uzunluğa sahiptir. Genişliği ise 5.50 metredir. 1544 Yılındaki onarımda Kanuni Sultan Süleyman, 1602 yılında ise III. Mehmet onarımı için irade göstermişlerdir. 1640 Yılında ise Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından onarım görmüştür. 1765 depremi sonrası onarımı için önemli bir kaynak ayrılmış ve dönemin padişahının II.Abdülhamit olması hasabiyle bir süre “Hamidiye Köprüsü” olarak anılmıştır. Köprünün onarımlarına ait çeşitli dönemlerin tamir kitabeleri hala mevcuttur.

Köprü gövdesine değin yükselen suların atılması için yapılan tahliye kanalları köprüye işlev ve orjinallik katan önemli bir ayrıntıdır.

KöprüdeSis@YılmazAYNALI

KANUNİ KÖPRÜSÜ : Adından da anlaşılacağı üzere, köprüyü yaptıran kanuni Sultan Süleyman, köprünün mimarı Edirne’ye adını nakşetmiş Mimar Koca Sinan’dır. Kanuni Köprüsü 1553-54 yıllarına tarihlenmektedir.

Kitabesine raslamadığımız Kanuni Köprüsü 4 gözlüdür. Köprü ayaklarında selyaranlar bulunmaktadır. Boyu 60 metre, genişliği 5 metre olan Kanuni Köprüsü, Sarayiçi’ni Tunca nehri üzerinden Edirne yönüne bağlamaktadır.

Edirne tarihinin membağı Ahmet Badi Efendi, Riyaz-ı Belde-i Edirne eserinde köprünün yapımında asıl amacın, Sarayiçi’ne kanallar vasıtasıyla su getirmek olduğundan bahsederek, köprünün ismi hakkında “Bönce Köprüsü” dendiğini tarihe not düşüyor. Kanuni Köprüsü halk arasında “Saray Köprüsü” diye de bilinmektedir.

MERİÇ KÖPRÜSÜ : Hiç şüphe yok ki; Edirne’ne ufuklarını seyretmenin en vazgeçilmez mekanı Meriç Köprüsü’dür. Köprü Lozan’da en büyük kazanımımız olan Karaağaç Mahallesi’ni Edirne’ye bağlıyor oluşuyla da ayrı bir kıymet kazanmaktadır.

Halk arasında “Yeni Köprü” adıyla da bilinen Meriç Köprüsü’nün yapımı Sultan II. Mahmut ve 2. Abdülmecit dönemlerini kapsar. Daha önce burada bulunan ahşap köprünün sellerle zarar görmesi üzerine duyulan ihtiyaçtan sebep kagir hale getirilmesi emredilen köprünün temelleri II. Mahmut döneminde, 1837 yılında atılır. Meriç Nehri’nin debisinin yüksekliği, temellerin oturmasının beklenmesi gibi sebeplerden yapımına başlanması 1842 yılını bulacaktır. Köprünün 2. Abdülmecit döneminde tamamlanması ise 1847 senesine tarihlenir.

Kesme taştan yapılmış köprü ile ilgili büyüklüklerden bahsedecek olursak; Meriç köprüsü 263 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde, 13 ayak üzerine oturan 12 sivri kemerli açıklığa sahiptir. Üçgen prizma şeklinde selyaranlara, köprü ayaklarındaki tahliye gözleri eşlik eder.

Boşaltma kemerinde bulunan bezemeler inceliklidir. 12 Hayvanlı takvim, 8 köşeli yıldız bezemelerine, Selçuklu mimarisinde izlerine rastladığımız karşılıklı bakan iki ejder figürü bulunur.

Edirne'ninKöprüleri@YılmazAYNALI

Meriç Köprüsü’nün en özel bölümü şüphesiz köprünün taş malzemesinden farklı olarak mermerden yapılan Seyir Köşkü’dür. Aynalı tonozlu üst örtüye sahip, dört adet dikdörtgen ayak üzerine oturur. İç kısmında oturmak için mermer seki bulunmaktadır.

Seyir Köşkü’nün bezemeleri sanat tarihçilerinin incelikle okuyacağı atıflar barındırır. Osmanlı’nın içinde bulunduğu yılgınlıktan silkelenmenin vurgulandığı, devletin gücünün yansıtıldığı; kılıçlar, çatılmış silahlar, zırh, miğfer, trampet vb…figürler bulunur. Bu askerlik ile ilgili figürler neo-klasik dönemde ampir üslubun güçlü öğeleridir ve Fransız etkisi baskındır. Seyir Köşkü’nün yüzeylerindeki figürler birbirine üslup olarak benzemekle beraber, büyüklükler ve vurgulanışındaki etki sebebiyle farklılıklar arzeder.

Yunan İşgali döneminde köprü kitabesi maalesef ki yok edilmiş; köprünün yeniden düzenlenen kitabesi talik yazıyla düzenlenerek mermer üzerine işlenmiş, 1966 yılında buraya yerleştirilmiştir.

Köprünün Karaağaç yakasındaki ayakları başında bizleri Hacı Adil Bey Çeşmesi ile şimdilerde kafeterya olarak hizmet veren eski gümrük muhafaza binası karşılar. Edirne yönüne doğru ise Tunca Köprüsü’ne doğru uzanarak şehir merkezine bağlantıyı sağlamaktadır.

SARAÇHANE KÖPRÜSÜ : Hadim Şehabettin Paşa II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemi vezirlerindendir. İlk dönemlerde onun adıyla Şehabettin Paşa Köprüsü diye anılan köprünün yapım tarihi 1451’dir. Edirne merkezini Sarayiçi’ne bağlayan köprü Saraçhane denilen mevkide oluşu sebebiyle günümüzde Saraçhane Köprüsü adıyla anılmaktadır.

Saraçhane Köprüsü, Kanuni Köprüsü’ne yakın, Kanuni Köprüsü ile Yalnızgöz ve II.Bayezid Köprüleri bütünlüğünün arasında, Tunca nehri üzerindedir.

120 metre uzunluğa sahip köprü, 5 metre enindedir. Üçgen selyaranları bulunan 11 ayak üzerine 12 gözlü köprünün gözlerinden ikisi nehrin alüvyonları tarafından kapanmıştır.

Ordu güzergahında olması köprüyü önemli kılmaktadır. Bundan sebep köprüde bir de tarih köşküne yer verilmiştir. Taştan yapılma bir de oturma sekisi bulunan tarih köşkünün karşısında mermer korkuluklu bir de seyir balkonu bulunmaktadır. Köprüde bulunan bezemeler arasındaki horoz motifi halk arasında nükteli olarak köprüye “Horozlu Köprü” denmesine sebep olmuştur.

Çeşitli dönemlerde tamirler geçirmiş köprünün tamir kitabesi üzerinde, yapım kitabesi ise Edirne Müzesi’nde görülebilir.

TUNCA ( EKMEKÇİZADE AHMET PAŞA ) KÖPRÜSÜ : Edirne merkezinden Karaağaç’a gitmek için Meriç Köprüsü’ne varmazdan evvel Tunca üzerindeki bu köprüden geçilir. Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprü yaygın olarak Ekmekçizade Köprüsü adıyla da anılmaktadır. Yapımına 1607 yılında başlanan köprü 1615 yılında tamamlanmış, Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından dönemin sultanı I.Ahmet’e hediye edilmiştir.

EkmekçizadeKöprüsü@YılmazAYNALI

Bazı gözleri Tunca Nehri’nin yığdığı alüvyonlarla dolan köprü orjinalinde 11 ayak üzerine oturan yuvarlak formda 10 kemere sahiptir. Tarih köşkü orta göz üzerine konumlanmış, bu ayaklara tahliye gözleri bırakılmıştır.

Uzantısında bulunan Meriç Köprüsü’nün “Yeni Köprü” diye anılması sebebiyle, bu köprü halk arasında “Eski Köprü” diye de bilinmektedir. Çeşitli onarımlar geçirdiği anlaşılan köprü üzerinden bir dönem tramvay geçirilmesi fikri üzerine Mimar Kemalettin Bey’in karşı çıkması, tarihi dokunun korunması adına ders niteliğindedir.

“Edirne’de Sultan Selim Camii değerinde Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü’nün bir taşına ilişmek cinayettir.”

YALNIZGÖZ KÖPRÜSÜ : Tunca Nehri üzerindeki köprü Edirne yönünden 2.Bayezid Külliyesi’ne geçişi sağlayan ilk köprüdür. Bu köprü bağlantılar ile II.Bayezid Köprüsü’ne doğru uzanır ve her ikisi bir bütünlük içinde algılanır.

II. Selim döneminde yapılan köprü Mimar Sinan’ın zerafetini yansıtır. 1567 senesine tarihlenen köprünün kemer açıklığı 6.60 metredir ve ismini bu tek gözden sebep almıştır. İki köprü arasında alüvyonlu arazinin geçişi zorlaştırması üzerine bu bölümde bir bağlantı yolu düzenlenmiş, bu bölümde “Saray Bahçesi” denilen, güllük gülistanlık bahçeler bulunduğu kaynaklarda nakledilmektedir.

YILDIRIM BAYEZİD KÖPRÜSÜ : Yıldırım Bayezid Camii’ne yakınlığı sebebiyle ismini almıştır. Yapım tarihi hakkında bilgi net değildir. Burada Edirne’nin fethi öncesinde bir başka köprü olması muhtemelse de, ilk olarak Çelebi Mehmet döneminde onarıldığına raslıyoruz. Sonraki dönemlerde; 1544 ‘de kanuni döneminde, 1757’de II. Mustafa dönemlerinde öenmli onarımlar görmüş olduğunu onarım kitabelerinden takip etmek mümkündür.

SEFERŞAH KÖPRÜSÜ : Gazi Mihal Köprüsü’nün Kapıkule yönünden bir uzantısı olarak inşa edilmiş köprü ne yazık ki yol yapımı için doldurularak toprak altında kalmış günümüze ulaşamamıştır.


Not : Yazı LifeBurgaz Dergisi Kasım-Aralık 2013 tarihlerini kapsayan 12. sayısında 4 sayfa olarak yer bulmuştur.

Fotoğraflar : Dinçer ALABAŞOĞLU, Uğur KAYGUSUZ, Yılmaz AYNALI

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail