Yok Olan Tarih; Kırklareli’nin Kayıp Camileri

Zaman akıp, şehir büyürken, ne yazık ki kültür varlıklarımızın azımsanmayacak bir çoğunluğunu kaybediyoruz. Bir vakit sonra kaybettiğimiz bu yapıları eski fotoğraflarda yahut son şahitlerinin unutmaya muktedir hafızalarında yakalamaya çalışıyoruz.

Barış TOPTAŞ, Kırklareli’de kaybettiğimiz kültür varlıklarının izini süren ve zamanın gevşeyen hafızasının mıhını bir daha çakan araştırmacılardan birisi. Trakya Gezi Rehberi sayfalarında onun belgesel niteliğindeki pek çok çalışmasını severek okuma imkanı bulduk, hep birlikte.

Barış TOPTAŞ, bu defa bizleri bir zaman yolculuğuna çıkararak, Kırklareli’nin ufkunda başka modern yapıların yükseldiği o sokak aralarında şehrin yok olan camilerinin izini sürmeye davet ediyor. TOPTAŞ‘ın, 1- 7 Ekim 2016 Camiler Haftası‘na itafen yayımladığı çalışmasını Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.

KIRKLARELİ’nin KAYIP CAMİLERİ

Barış TOPTAŞ

KIRKLARELİNİN İLK CAMİSİ; SERDAR ALİ PAŞA CAMİİ

Eski fotoğraflarda gördüğümüz Hızırbey Camiinin hemen yanında bulunan tek katlı kırma çatılı, kiremit örtülü sundurmalı bina ve bitişik kuleye benzer yapının, halk arasında kilise olarak adlandırılması, bu şekilde tanıtılması aslında insanlara çok ta mantıksız gelmiyor. Zira iki caminin bu kadar yakın olamayacağı düşüncesi, yukarıda bahsedilen kuleye benzer yapının, Osmanlı mimarisinde görülmeyen bir anlayışla yapılmasından dolayı halk arasında kilise olarak düşünülmesine neden olmuştur.

İlk bakıldığında çan kulesinden ziyade, bir saat kulesini andıran dörtgen gövdeli aşağıdan yukarıya doğru incelen bir formda yükselen kulenin, iki silme ile ayrılan demir korkuluklar ile çevrelenmiş bir de şerefesi bulunmakta, üzeri ise dilimli sivri bir koni külah ile örtülüdür.

17.Yüzyılın ikinci yarısında Kırklareli’yi ziyaret eden Evliya Çelebi şehirdeki camilerden eski caminin meşhur olduğundan bahsetmiş ancak, yanındaki bahse konu yapı ile ilgili bilgi vermemiştir.[1]

Cumhuriyet döneminin yerel gazetecilerinden Ali Rıza Dursunkaya ise, bahse konu yapının Serdar Ali Paşa Camii olduğunu belirtmiştir.[2]

Şehrin Osmanlı Devleti tarafından fethi ile birlikte inşa edilen ilk İslami dini yapısı olan cami geçirdiği bir yangın sonrası eski bir Defterdar olan Serdar Ali Paşa tarafından yeniden inşa ettirilmiştir.[3] Serdar Ali Paşa Vakfı adına kayıtlı caminin etrafında bulunan yine vakfa ait dükkanlardan elde edilen gelirin bir kısmı vakfa ait hayratların imar ve ihyasında kullanılırken kalan kısmı ise resmî nitelikli mekteplerin masraflarının karşılanmasında kullanılmıştır.[4]

Balkan Savaşları sırasında Bulgarlar tarafından Hızır Bey Camisinin minaresi ile birlikte yıkılan caminin, Hızır Bey Camisine yakınlığı sebebiyle yeniden inşası düşünülmemiş, yerine Hacı Adil Bey tarafından halk arasında Alman Çeşmesi olarak bilinen neo-klasik tarzda bir çeşme yaptırılmıştır.

Kare planlı, basık sivri kemerli, mermer çeşme sonraki yıllarda Hızır Bey Camisi avlu duvarı bitişiğine taşınmıştır.[5]

TELLAKZADE (DERE MAHALLESİ) CAMİİ

Akalar Mahallesi, Namazgah Caddesi, Camii Şerif Sokak üzerindeki yapının 16. Yüzyılda Bağdadi Hatun Vakfı tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.[6] 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı esnasında, kentin Ruslar tarafından işgali sürecinde, Rus askerleri tarafından karargah olarak kullanılmış, işgal sonunda Rus askerler tarafından yıkılan yapının geriye yalnız minaresi kalmış, minarede Balkan Savaşları sırasında yıkılmıştır.[7]

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 153 ada, 25 parsel numarası, cami arsası vasfı ile, Bağdadi Kız Vakfı adına tescil edilen taşınmaz[8] 1959 yılında Vakıflar Müdürlüğü tarafından satılmıştır.[9] Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

KALAYCI CAMİİ

Akalar Mahallesi, Namazgah Caddesi üzerinde, Boş Dar Sokak ile Kadı Çeşme Sokağın kesiştiği notada bulunan yapı, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı esnasında, Ruslar tarafından yıkılmıştır.[10]

Adını bölgede oturan kalaycılardan alan caminin hemen yanında bulunan, kare planlı taş malzeme kullanılarak inşa edilen Kalaycı Çeşmesi olarak bilenen çeşme ise, yakın zamana kadar ayakta iken günümüze ulaşamamıştır.

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 154 ada, 4 parsel numarası, çeşme vasfı ile, Belediye adına tescil edilen taşınmaz, şuan da yol olarak kullanılmaktadır.[11]

OSMAN AĞA CAMİİ

Doğu Mahallesi, Tırnova Caddesi, Türbe Sokağın sonunda, Mektep Arka Sokak ile kesiştiği notada bulunan yapı, Osman Ağa isimli bir zat tarafından yaptırılmıştır. Balkan Savaşları esnasında Bulgarlar tarafından yıktırılmış olan Camide Perşembe akşamları Rufailerin ayin yaptıkları bilinmektedir.[12]

1939 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 172 ada, 1 parsel numarası, cami arsası vasfı ile Osman Ağa Vakfı adına tescil edilen taşınmaz[13], 1959 yılında Vakıflar Müdürlüğü tarafından satılmıştır.[14]

Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

HATİCE HATUN CAMİİ (KULE CAMİİ)

Kocahıdır Mahallesi, Kule Cami Sokak ile Paşa Çeşme Sokağın kesiştiği noktada bulunan yapı, H.1370 yılında Hatice Hatun isimli bir zat tarafından yaptırılmıştır.[15] Bugün Kocahıdır Mahallesi olarak bilinen mahallenin geçmişteki ve tapu kayıtların geçen adı da (Hatice Hatun  Mahallesi) buradan gelmektedir.

Hatice Hatun Caminin yakınlarında hiçbir izi kalmayan bir kulenin mevcudiyetinden camiye Kule Camii de denilmekte olup, cami ve minaresi Balkan Savaşları esnasında Bulgarlar tarafından yıkılmıştır.[16]

1941 Yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 194 ada, 8 parsel numarası, cami arsası ve mezarlık vasfı ile Hatice Hatun Vakfı adına tescil edilen taşınmaz[17], Vakıflar Müdürlüğü tarafından satılmıştır.

Şu an üzerinde konut bulunmaktadır.

PEHLİVAN MUSTAFA AĞA CAMİİ   (HELVA BABA CAMİİ)

Karacaibrahim Mahallesi, Kurtuluş Caddesi İnkişaf Sokak üzerinde, Kayyumoğlu Çeşmesinin arka tarafında bulunan yapı, 16. Yüzyılda Pehlivan Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. Cami avlusunda bulunan Helvababa adındaki zata ait mezardan dolayı Helvababa Camii olarak ta bilinmektedir.[18] Balkan Savaşları esansında yıkılan Caminin avlusunda bulunan Helvababa’ya ait mezar halk tarafından uzun yıllar ziyaretgah olarak kullanılmıştır. Yürüme çağında gelen çocuklar Helvababanın mezarı başına getirilip etrafında dolaştırılır ve dua edildikten sonra çocuğun annesi tarafından orada bulunan kadın ve çocuklara helva dağıtılırdı.[19] Bu gelenek yakın geçmişe kadar sürmüş ancak Helvababa’ya ait türbenin yıkılması ile ortadan kalkmıştır.[20]

Pehlivan Mustafa Ağa Vakfına ait olan, 331,00 m2 yüzölçümlü cami arsası ise 1958 yılında Vakıflar Müdürlüğünce bedeli hayır işlerinde kullanılması kaydıyla Belediyeye satılmıştır.[21]

DİĞER YOK OLAN CAMİ VE MESCİTLER

Yukarıda bahsettiğimiz camiler dışında, Ziya Gökalp İlkokulu yanında bulunan, Karaumur Mescidi, Cumhuriyet Caddesi, Karakaşbey Sokak girişinde bulunan, Mehmet Ağa Mescidi ve Debbağhane Mescidi maalesef günümüze ulaşmamış bir tarih yok olup gitmiştir.

  1. SERDAR ALİ PAŞA CAMİİ
  2. TELLAKZADE (DERE MAHALLESİ) CAMİİ
  3. KALAYCI CAMİİ
  4. OSMAN AĞA CAMİİ
  5. HATİCE HATUN CAMİİ (KULE CAMİİ)
  6. PEHLİVAN MUSTAFA AĞA CAMİİ (HELVA BABA CAMİİ)
  7. KARAUMUR MESCİDİ
  8. MEHMET AĞA MESCİDİ

[1] Mehmet Zıllıoğlu Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, İstanbul 1978, c. 5, s. 51.

[2] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.73,74

[3] Gös. yer., Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), AE.SAMD.III, 41/4045

[4] Mesut Ayar, Kırklareli (Kırkkilise) Mekteb-i İdadisi, Kırklareli 2010, s. 41

[5]  Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 209.

[6] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 205., Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.82.

[7] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.82.

[8] Kadastro Paftası No: 33. 5/7/1939

[9] Tapu C.2, S.260.

[10] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.82.

[11] Kadastro Paftası No: 33. 5/7/1939

[12] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.80.

[13] Kadastro Paftası No: 39. 5/7/1939

[14] Tapu C.2, S.338.

[15] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 205.

[16] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.81.

[17] Kadastro Paftası No: 50. 2/6/1941

[18] Kırklareli İl Yıllığı, Kırklareli 1967, s. 205.

[19] Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1947, c.2, s.81.

[20] Nuriye DERESOY’tarafından verilen bilgi.

[21] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, 30-18-1-2 / 148 – 11 – 15

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail