Şehirler
Giriş Formu
İstatistik
Üye : 267İçerik : 356
Ziyaretçi Sayısı : 810108
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 73 ziyaretçi çevrimiçi| Doğa Şenliğinin Ardından... |
|
|
|
Geçtiğimiz sene olduğu gibi, Pınarhisar Kaymakamlığı, Pınarhisar Belediyesi, Pınarhisar MYO ve Istranca Gençlik Doğa Sporları Klübü ortak organizasyonu ile şenlik düzenlendi. Tüm bu çabalara rağmen malesef ki bazı olumsuzluklar da baş göstermedi değil. Bunlardan birisi, önyargılardı. Pınarhisar' a ait bir şenliğin neden dağ başında kutlandığı bile bazı eli kalem tutanlarca tartışmaya açıldı. Oysa bir doğa şenliğini, taş taş üzerine bir şehir meydanında yapmaktan daha tuhaf birşey olamazdı herhalde. Bir diğer olumsuzluk, Kırklareli' de düzenlenen Kakava Festivali' nin önce yapılmayacak denilerek sonradan aynı tarihte alelacele yapılmasıydı. Ama belki de en üzüntü vereni, şenlik kapsamında olmazsa olmaz köylerimizin bu eko-turizm önermesi içinde yer almasına rağmen, kısır çekişmeler sebebiyle şenliğe katılmamalarıydı. O köyleri ve doğasını tanıtmak için çaba sarfeden organizasyon ekibini en çok üzen, işte bu olmuştu. Tüm bunlara rağmen, şenliğe katılmak üzere gelen misafirlerin beklentilerini de cevaplamak gerekiyordu. Pınarhisar MYO müdürü Levent Günaydın ana koordinatörlüğündeki ekip, misafirleriyle 6 Haziran 2009 günü Evciler Köyü gölündeki etkinliklerle şenliğin açılışını yaptı. İki yıldır Bulgaristan' ın Trasevo kardeş şehri ile gerçekleştirilen ve AB fonları ile desteklenen proje gereği, Türk ve Bulgaristan' lı gençlerimiz "Kano Sporu" ile ilgili beceriler ediniyorlardı. Bu çerçevede karşılıklı birbirleriyle etkileşimde olan gençler, Mahya Tepe Doğa Şenliği' nde Bulgaristan' lı dostlarını ağırladılar. Evciler Köyü göleti, hemen Mahya Tepe' nin kıyısınında, doyumsuz bir Istrancalar manzarasına sahip, haftasonu sayfiyecilerinin en çok uğradığı yerlerden biri. Hal böyle olunca, öğlen saatinde kanolar suya indirildi. Gelen bisiklet grupları ve misafirlerle de burada buluşuldu. Sıcak yaz güneşinin altında, durgun gölde kanolar ardında incecik izler bırakarak süzülürken, gökyüzü de bir başka şenlikli gösteriye sahne oluyordu. Tekirdağ Yamaç Paraşütü ekibi, bu defa Mahya Tepe' den Balkan rüzgarını paraşütlerine doldurarak göl üzerinde süzülmeye başlamışlardı. İşte burada size çok önemli bir misafirden bahsetmek gerekiyor. Cüneyt OĞUZTÜZÜN... Cüneyt OĞUZTÜZÜN, Türkiye'nin 1993 yılından beri kesintisiz yayın yapan ve en etkin gezi dergisi, ATLAS dergisinin en önemli isimlerinden birisi. Onun vizöründen yansıyanları hayranlıkla senelerce dergiden izleyen fotoğraf tutkunları için Cüneyt OĞUZTÜZÜN bizim anlatabildiğimizden çok daha özel, çok daha fazla biridir. Derginin sonraki sayıları için Trakya' da çalışmalar yapan fotoğraf sanatçısı Cüneyt OĞUZTÜZÜN, bu şenlikten haberdar olunca hemen buraya gelmeyi tercih eder. Çünkü bu şenlik kapsamındakiler Trakya için, farklı bir önermedir ve karelenmesi gerekmektedir. Umarız ki, onun vizöründen yansıyan kareleri derginin ileriki sayılarında izleme şansımız da olacak. Evciler Köyü' ndeki kano etkinliklerinin ardından, bisiklet grupları Mahya Tepe' ye giden yol ayrımının olduğu Şifa çeşmesine doğru pedal bastılar. Burası, et ve süt ürünlerinin şöhreti tüm Trakya' ya yayılmış Yenice Köyü' nün 5 km uzağında bir yer. Istranca Dağları' nın bağrından kopup gelen buz gibi sular ile beslenen çeşme, Mahya Tepe' ye giden orman içi yolun da ayrmında bulunuyor. Mahya Tepe' ye giden 5 km' lik stabilize yol, derin ve yeşil bir kayın ormanının içinden geçerek zirveye ulaşıyor. Doyumsuz güzellikler sunan yol boyunca, yine buz gibi sularıyla çeşmeler eşlik ediyor bize yol boyunca. Kayınların oluşturduğu orman altı bitki örtüsü eğreltiotları diz boyunca yükselmiş durumda. Yol kenarlarında bele kadar, doğal bir çit gibi yükselen, mavi çiçekleriyle orman gülleri ise burada halk arasında zelenika ismiyle biliniyor. O, çok önemsemediğimiz sarı küme küme çiçekler ise, şimdi aktarlarda yana yakıla sağlık reçetelerimiz için arayıp durduğumuz sarı kantron çiçeği. İşte böylesine zengin bir doğa içerisinde zirveye çıkıyoruz. Geçen yıl hiç kesilmeyen yağmura rağmen, şenlik çok coşkuluydu. Bu yıl malesef ki, daha önce bahsettiğimiz olumsuzluklar sebebiyle daha sönük bir şenlik alanıyla karşılaşıyoruz. Fakat, açık pırlıl pırıl bir hava var. Manzara doyumsuz. Gelen ziyaretçiler, orman kıyısında piknik ateşlerini çoktan hazırlamışlar bile. Buhur buhur yayılan kokular çok cezbedici. Bir yanda, taze nane ile kavrulmuş, köz üzerine oturtulmuş çömlekte kaynayan Paspala( Armutveren ) fasulyesi, diğer yanda mangalın üzerindeki lezzetli etler, küle gizlenerek pişirilen kumpirler ( patates ), közlenmiş biberlerin patlıcanın soyulması ve diğer yeşilliklerle karıştırılıp sirkesi eklenerek yenilen bir çeşit iştah açıcı salata olan manca... Hepsi bir ağaç altına serilmiş piknik sofralarında çok renkli ve iştah açıcı gözüküyor. Hava kararmaya yaklaşırken, paraşütçüler intizamla paraşütlerini katlamakla meşguller. Gece kampta kalacaklar çadırlarının hazırlıklarını gözden geçiriyorlar. Ortada dolaşan davul ve zurnacı dahi geçen yıl ki coşkuyu arar gibi gözüküyor. Öte yandan, aşağılardan şenlik alanına gelip ne var ne yok bakınıp gelenlerin dilinde aynı laf : - Eğlence başlasın, uğrarız. Hal böyle olunca, ortalığı biraz ateşlemek gerekiyordu ki, belediyenin halk oyunları ekibi yöresel kıyafetler içinde seyredenleri hafif hafif kıpırdanmaya sevkeden, Kırklareli folklöründen oyunlarını sergilemeye başladılar. Her ne kadar geçtiğimiz yıl ki kalabalığı henüz bulamadığımızdan hayıflansak da, orada bulunanlar için doyumsuz bir seyirdi. Döne döne oynayan nazenin kızlar, kabadayı hareketlerle oynanan oyunlardaki maharetleriyle erkeklerin figürleri birbirine karışıyorken, geri plandaki fon oluşturan mazarayla bütünleşmelerini size tarif etmek mümkün olmaz sanırım. Bu arada, Trakya ve Rumeli' ye dair ulusal yayın yapan bir Tv kanalı çekimler yaparken, kalabalık arasında gün batımını fotoğraflamak üzere tripodlarını kuran fotoğrafçılar dikkatimizi çekiyor. Öğreniyoruz ki, şenlik için İstanbul' dan gelen İFSAD ( İstanbul Fotoğraf Sanatçıları Derneği ) menubu sanatçılar ve öğrencileri şenlikten haberdar olup, ışığın peşinden koşmaya gelmişler. Fotoğraf düşkünleri için gerçekten doyumsuz bir manzara; bir yanda güneş Mahya Tepe' nin ardında kızıla boyadığı gökyüzünde devrilirken, tam tersi istikamette dolunay olsa olsa bir adam boyu gökyüzünde yükselmeye başlamış durumda. Bu arada şenlik ateşi belediye başkanı tarafından yakılarak, eğlence başlatılıyor. Kuru meşe kütükleri iki adam boyu... Birden alev alıyor. Ortalık harelenen gölgelere keserken, gökyüzünde ay büyüdükçe büyüyor. Fotoğrafçıların objektifleri bu defa şenlik ateşi üzerinde, bir o denli parlak aya çevriliyor. Derken folklör ekibi yeniden sahneye geliyor. Güneş henüz batmış, ay yükselirken çok daha keyifli bir gösteri yapıyorlar. Kızların uçlarını düğümlediği fırdöndü mendillerin, nazenin ellerde dönerken çıkardığı sesi duymak bile mümkün. Bu eğlenceye kenardan katılanların kıpırdanmalarını görüyoruz. Bu arada kalabalık birparça olsun artmaya başlıyor. Geceye katılan şairler Leyla İNAN ve İzzet DÜLGER' in şiirleri içimize başka tadlar serpiyor. Fotoğraf sergisi için açılan stad haricinde, ürünlerini satan birkaç stand şenlik alanını çevrelemiş durumda. Gözlemenin kokusunu bastıran, başında en çok kalabalık olan stand yörenin lezzetli et ürünlerini ızgarada hazırlayıp konuklara sunuyor. Kokusuyla doyabilirsiniz. Bir başka köşedeyse Yeniceköy' ün meşhur orman ballarını satan geçtiğimiz seneden de aşina olduğumuz amca tezgahının başında bekliyor. Beklerken misafirlerdeki huzursuzluğun sebebi anlaşılıyor. Eğlence... Herkes bir an önce kendilerini ortaya atıp kurtlarını dökmek düşüncesinde. Beklenen de oluyor. Bir anda davetkar müziğin de etkisiyle, kızlı erkekli geniş bir halay çemberi kuran kalabalık şenlik alanını dolduruyor. Yıldızlar altında, bu keyfi anlatmanın tarifi yok. Yıldızlarla yarışan tek şey, aşağılarda Marmara denizine değin uzanan Trakya ovalarında serpiştirilmiş köylerin kasabaların pırıpdayan ışıkları. O aşağıda yakamoza kesmiş yer ise, olsa olsa ay ışığına bulanmış sularıyla Evciler Köyü gölü olmalı. ![]() ![]() ![]() Gece sona ereken, geçtiğimiz sene olduğu gibi buhur buhur tarhana çorbası ikramı yapılıyor. Ertesi gün mü? Ertesi gün oynamaktan sızlayan ayaklarında derman bulabilenler, 2. gün etkinliklerine katılmışlardır belki. Onlardan dinleriz o kısmını da. Ama ben yaşadığım kadar anın tadına varmaktan bile çok memnunum. Gelecek sene ümit ediyorum ki, çok daha güzel bir şenlikte, aynı coşku dolu hislerle bir arada oluruz. |



İlki geçtiğimiz yıl yapılan Mahya Tepe Doğa Şenliği' nin ikincisi, 6-7 Haziran 2009 tarihinde yapıldı. Bahar aylarıyla birlikte Trakya' da başlayan bahar kutlama şenlikleri birbirinin peşi sıra gelirken, Trakya' nın zirvesi Mahya Tepe de bu kutlamalara 2 defa ev sahipliği yaptı. Bir çok şehir ve kasaba kendi ürünleriyle ön plana çıkma gayreti gösterdiği şenlikleriyle yer alırken, Pınarhisar sahip olduğu en büyük değer olan "doğa" temasıyla yola çıkmayı yeğledi. Çünkü elinizde doğa varken, herşeyi elde etmeniz çok daha mümkündür. Bu maksatla, yörede doğa bilinci oluşturmak, çeşitli sosyal sorumluluk ve akademik çalışmalarla yörede kırsal kalkınmaya zemin oluşturmak, eko-turizm ile yöreye başka bir vizyon sağlamak için yola çıkan organizasyon komitesi şenlik için günler öncesinden yola çıkmıştı bile. 





