Çorlu’nun Tarihi Çeşmeleri

Her yerde olduğu gibi Çorlu’da da, hızlı ve özensiz kentleşme, zamanın bize önceki kuşaklardan mirası olan tarihi varlıkların bir bir yitip gitmesine, tek tipleşen kent dokusu içerisinde her birinin günden güne silikleşmesine sebep olmaktadır. Buna bir de doğanın yıpratıcı gücü ile insan baskısı eklenince bu yok oluş çok daha hızlı gerçekleşebilmektedir.

Zamana not düşmek üzere Çorlu’nun Tarihi Çeşmeleri‘nin izini süren Ferize Şen BALKİ, pek çoğu arasından derlediği Çorlu’nun tarihi üç çeşmesine ait bilgileri Trakya Gezi Rehberi okuyucuları ile paylaştı. Sayın Ferize Şen BALKİ‘ye sonsuz teşekkürlerimizi iletirken, okuyucularımızı bu keyifli ve bilgilendirici yazı ile başbaşa bırakıyoruz.

ÇORLU’NUN TARİHİ ÇEŞMELERİ :

600 Sene hüküm sürüp, 3 kıtaya nam salan Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde, padişahın ve atının ayak basmadığı pek çok toprak vardır. Fakat, Çorlu bu konuda büyük bir istisnadır. Bu topraklar, padişah otağlarının, saltanat mücadelesinin yaşandığı Osmanlı topraklarından başlıcasıdır.

Avrupa fetihlerinin ilk müjdecisi otağı Çorlu’dur. Osmanlı’ya başkentlik yapmış iki şehrin arasındaki yegane köprüdür. Önce Edirne’yi İstanbul’a, daha sonra da İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı olmuştur.

Çorlu tarih sahnesinde çokça yer alan bir yerdedir. Bu yüzden Çorlu’da tarihi eserlere sıkça rastlamaktayız. Bu eserlerden pek çoğu hakkında eserler yayınlanmıştır. Bu tarihi eserler arasında Çorlu’nun çeşmelerinden başlıklar halinde bahsedilmiş fakat detaylarına inilmemiştir.

ÇUKUR ÇEŞME

Çukur Çeşme, bulunduğu mahalleye de adını veren çeşme, “mahalle meydan çeşmesi” olarak yapılmıştır. Ön cephesi kesme ( kefeki ) taşından yapılmış olup, suyu arkasında yer alan hazneden gelmektedir. Yan duvarları tuğladan örülmüş,tavanı ahşaptandır. Günümüzde çeşmenin yan duvarları badanalanmıştır.

Çeşmenin en belirgin süslemesi, duvarlarla çatının birleştiği noktadaki tuğla örgü sistemi ile yapılmış olan bölümüdür. Bu mimari süsleme tarzının, miladi 1711 yılında İstanbul Ayvansaray’da yapılmış olan “Hatice Sultan Çeşmesi” ile aynı karakterde olduğu görülmektedir.

Günümüzde kitabesinin tamamı altın yaldızla boyanmıştır. Genellikle restorasyonlarda çeşme, mezar taşı, cami vb. pek çok eserin kitabelerinin zeminlerinin orijinal haliyle ya da siyah, yeşil, kırmızı gibi değişik renklerle boyanmakta olup, sadece hat kısmı yaldızlanmaktadır.

Çeşmenin kitabesi istifli celi sülüs yazı olup, yazı dili Osmanlıca ( Eski Türkçe )’ dır. Kitabe üç satır halinde yazılmıştır. Yazılar kartuş içerisine alınmıştır.

Kitabede;

Sahib’ül-hayrat al-i dara el sa adatü’l şerife

İdris ağa hazretleri Çorlu’da bu çeşmeyi hasbetenlillah

Te’ala müceddid alavechili ekmel’ü ağrarr’ü tamir etmiştir.

Günümüz Türkçesi ile ;

Hayır sahibi, yüce soylu ( varlıklı ) seyitlerden

İdris ağa hazretleri bu çeşmeyi Allah yolunda yücelmek için yenileyerek,

En kusursuz şekilde akması için tamir ettirmiştir…yazmaktadır.

Çeşmenin kitabesinde tarih yoktur. Fakat kitabenin görünümüne bakarsak iyi durumda olduğunu ve bunun yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz. Kitabenin yazısından da anlaşılacağı gibi, kitabenin tamir kitabesi olduğunu ve tamir ettiren kişinin Seyitler’den ( Hz. Muhammed’in soyundan gelen…) İdris Ağa olduğunu öğreniyoruz.

Evliya Çelebi’nin ( 1611-1682 ) Seyahatname’sinde geçen bazı çeşmelerin günümüzde hangi çeşmelere karşılık geldiği tam olarak bilinmemektedir. Belki de bu çeşmelerden biri Çukur Çeşme’ye dönüşmüş olabilir.

17. ve 18. yüzyılların Osmanlı İmparatorluğu’nda meydan çeşmelerinin en çok yapıldığı dönem olduğunu dikkate alırsak, bu çeşmelerin de o dönemlerde tamir edilmiş olma ihtimali vardır. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nda kişiler hayrat yaptırmak istedikleri zaman, gerekli izinler alınıp bu konuda mevcut yapılardan restorasyona ihtiyaç duyan varsa öncelikle onun tamir ettirilmesiydi. Yeni yapılmasından ziyade tamir ettirilip, tamir kitabesi de yapının üzerine ilave edilmekteydi.

Bu bilgi ile hareket edildiğinde burada bulunan mevcut çeşme tamir ettirilmiş, yerine de tamir kitabesi konulmuştur. Bu konudaki güzel örneklerden birisi de, yine Çorlu’daki Kanuni Sultan Süleyman Camisi’ndeki tamir kitabesidir.

Bu kitabeler çeşmelerde ve yapılarda süs olmasından ziyade,o çeşmelerden su içen yolcunun bunları okuyup, yaptıranın ismini bilip, ona hayır dua etmesi içindir.

PAŞA ( YENİ ) ÇEŞMESİ

Günümüzde halen kullanılmakta olan tarihi çeşmelerden en bilineni, tarihi Paşa ( Yeni ) Çeşmesi’dir. Mahalle meydan çeşmesi olarak yapılmıştır. Ön cephesi kesme ( kefeki ) taşından inşa edilmiş olup, suyu arkasında yer alan hazneden gelmektedir. Yan duvarları tuğladan örülmüş olup tavanı ahşaptır. Günümüzde yan duvarları ve tavanı betonla kaplanmış olarak görülmektedir.

Kitabesi istifli celi sülüs hattır. Yazının sonundaki sene kelimesinin iç kısmında oluşan boşluk bölümüne rakamla rumi yıl yazılmıştır. Kitabenin sol uç kısmı kırılmıştır.

Kitabede;

Sahib’ül-hayrat vel hasenat ve ragıpü’l cennet vel derecat

Çorlulu Hacı Süleyman Ağa hayrıdır. Sene 1218 ( Hicri )

Günümüz Türkçesi ile;

Hayır sahibi, Cennet mekan için, iyi işlere rağbet eden

Çorlulu Hacı Süleyman Ağa hayrıdır. 1803 ( Miladi )…yazmaktadır.

Paşa Çeşmesi’nde yaptıran kişin adı ( Hacı Süleyman Ağa ) ve yapıldığı yıl açık olarak yazılmıştır. Bazı çeşme kitabelerinde çeşmeyi yaptıran ile birlikte sanatkarının ( hattat ) ya da kitabeyi hazırlayan şairin adı geçmektedir. Bu da bize mimari eserin yapıldığı dönemdeki sanat anlayışını, sanatkarlarının tesbit edilmesi için iyi bir kaynakçadır. Bu kitabede bu bilgiye rastlanmamaktadır.

Kitabedeki hicri 1218 senesi miladi 1803 yılına karşılık gelmektedir. Çeşme yapıldığı dönem olan 19.yüzyılın başlarının mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Çorlu’nun ilk belediye binası ile çeşmenin mimari tarzları ve malzemeleri büyük benzerlik göstermektedir.

Çeşme barok havası olan kemerli bir nişe sahiptir. Ayrıca ayna taşındaki ibrik motifine daha önce hiçbir çeşmede rastlamadığımı da belirtmek isterim. İbrik motifinin orta kısmında musluk yer almaktadır.

Çeşmenin tek teknesi ( yalak ) vardır. Teknenin iki yanında testi seti olarak adlandırılan yerler mevcuttur. Ayrıca setlerin üzerinde bulunan dairesel küçük yuvaların kuşların su içebilmeleri için kuş sulağı olarak yapılmış olduğunu düşünmekteyim.

Çeşmenin bize göre sağ tarafındaki testi setinin çeşmeyle birleşmiş olan kısmında Roma alfabesi ile yazılmış yazılar dikkatimizi çekmektedir. Bu durum Osmanlı mimarisinde çok sık rastlamış olduğumuz bir uygulamadır. Mimar Sinan’ın yapmış olduğu pek çok camide bunun örenklerini görmekteyiz.  Eski yapılardan alınan sütun, mermer levhalar, tuğlalar gibi devşirme malzemelerin bu çeşmede de kullanılmış olduğunu görmekteyiz.

Çeşmenin yan kısmında görüldüğü gibi haznenin üst bölümünde tuğla ile örülmüş kemerli bir pencere mevcuttur. Bu pencerenin yapısal özelliklerine bakarsak, çeşme ile aynı dönemde yapıldığını söyleyebiliriz. Pencerenin içerisinden bakıldığında irili ufaklı, ucu açık boruların olduğu görülmektedir. Bunların hazneden gelen suyun havasının alınarak daha güzel akmasını sağlamak için olduğunu düşünmekteyim.

Çeşmeyi yaptıran Hacı Süleyman Ağa’nın Çorlu’nun ilk belediye başkanı olan Hacı Süleyman Ağa ile bir ilişiği var mıdır ? Araştırıyorum.

ÇOBAN DEDE ÇEŞMESİ

Günümüzde halen kullanılmakta olan çeşmelerden biri de Çoban Dede Çeşmesi’dir. Çorlu’nun içinde, Reşadiye Mahallesi’nde bulunmaktadır. “Çoban” çeşmesi olarak yapılmıştır.

Ön cephesi mermer kaplama olup, arka kısmı kesme ( kefeki ) taşından imal edilmiştir. Arka kısmında yer alan hazne, Paşa Çeşmesi ve Çukur Çeşme kadar büyük değildir.

Kitabesi celi sülüs hattır. Çeşmenin hat kitabesi iki satırdan oluşmaktadır. Sene yazılı olan kısım çeşmenin kitabesinin yanına ayrı bir kartuş içerisine yazılmıştır. Çeşmenin kemerli niş kısmı ve içerisindeki ayna taşının bulunduğu bölüm bayağı yıpranmış gözükmektedir. Buna rağmen kitabesi iyi durumdadır.

Kitabede;

Sahib’ül hayrat vel hasenat ve ragıpü’l cüsse vel derecat

Merhum cennet mekan Çoban dedenin vakfıdır. Sene 1267 ( Hicri )

Günümüz Türkçesi ile;

Hayır sahibi, iyi büyük işler yapmaya rağbet eden

Merhum cennet mekan Çoban dedenin halka bağışıdır. Sene 1850 ( Miladi )…yazmaktadır.

Kitabenin çevirisi ile ilgili daha önce Çorlu’da yayımlanmış olan kaynaklara baktığımda “cüsse” kelimesi “cennet” olarak yazılmıştır. Bu kelime kitabede cüsse ( Yapı, büyük, iri manasına gelmekte ) olarak yazılmıştır. Çünkü kitabenin bir alt satırında “cennet” kelimesi ayrıca yer almaktadır. Kitabede yazım yanlışlığı yapılmış olsa idi, kelimelerin iki yerde de aynı şekilde yazıldığını görürdük.

Çeşmenin kitabesi gayet okunaklı ve sade bir Osmanlıca ( Eski Türkçe ) ile yazılmıştır. Bu çeşmede yaptıran kişinin adı ve yapıldığı yıl açık olarak yazılmıştır. Kitabedeki hicri 1267 senesi miladi 1850 senesine karşılık gelmektedir. Paşa çeşmesi’ne “Yeni Çeşme” denilmesine rağmen Çoban Dede çeşmesi ondan 47 yıl sonra yapılmıştır.

Çoban Dede Çeşmesi’ne cephe süslemesi bakımından Çorlu’da günümüze ulaşan en süslü tarihi çeşme diyebiliriz. Çeşme 19. yüzyıl yapısı olmasına rağmen, 18. yüzyıl çeşme mimarilerine benzemektedir. Devrinin süsleme özellikleri görülmemektedir. Çeşme klasik dönem çzigileri taşıyan sivri kemerli bir nişe sahiptir.

Kemerin iki yanında yer alan köşebentlerin iç kısımlarına ve kemerin tepesine gelecek şekilde rozet çiçekleri ( mermer oyma ) ile süsleme yapılmıştır. Ayna taşı çeşmenin orta kısmında olup dikdörtgen formdadır. Kenarlarında köşebentler yer almaktadır. Musluğun üst kısmına gelecek şekilde yine rozet çiçeği konulmuştur. Musluğun monte edildiği yer ayrı bir parça halinde görülmekte olup orjinalinde böyle olduğuna dair bir bilgiye rastlanmamıştır.

Teknenin ( yalak ) iki yanında Paşa Çeşmesi ile aynı tarzda testi seti olarak adlandırılan yerler mevcuttur. Testi setleri yere oldukça yakın gözükmektedir ve Paşa Çeşmesi kadar çok yuva yoktur.Bu setlerin üzerinde yer alan dairesel küçük yuvaların kuşların su içebilmeleri için kuş sulağı olarak yapılmış olduğunu düşünmekteyim.

Testi setlerinin hemen yanlarında diğer tekneler ( yalaklar ) yer almaktadır. Teknelerin çokluğu bu çeşmenin çoban çeşmesi olmasından dolayıdır. Çoban çeşmeleri kırsal alanlarda yapılarak sürü halinde otlayan hayvanların rahatlıkla su içmesi için yapılmaktadır. Çorlu tarihine bakıldığı zaman hayvancılık ve peynirciliğin çok ileri düzeyde olduğunu görmekteyiz. Her ne kadar bugün Çorlu’nun içlerinde kalmış olsa da, Çoban Dede Çeşmesi bir zamanlar Çorlu’nun meralarında yer alan bir çeşme imiş.

Son olarak; tarihi çeşmelerimizi ihmal edişimiz ile ilgili, ünlü tarihçi Reşat Ekrem KOÇU yıllar önce şu dizeleri dile getirmiştir :

Niçin kestiler suyumu ?

Kim çaldı pirinç lülemi ?

Ne zaman nasıl gömüldüm topraklara ?

Okunmuyor alnımın altın yazısı…

Sevgi ve saygılarımla…

Ferize Şen BALKİ

Facebookmail