Osmanlıdan Cumhuriyete Kırklareli İl Merkezinde Sağlık Alanında Yapılan Çalışmalara Genel Bir Bakış

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sağlık Alanında Yapılan Çalışmalara Genel Bir Bakış

Sağlık açısında da ülkenin genel durumu hiç te iyi durumda değildi. 1920 Kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet Kurulmadan önce ülkenin sağlık sorunlarının çözümüne el atmış, öncelikle  20 Mayıs 1920 tarihinde kabul edilen Üç Sayılı Kanun ile Umur-ı Sıhhiye-i Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti  (Sağlık Bakanlığı) kurulmuştur. İlk Sağlık Bakanı ise Doktor Adnan ADIVAR olmuştur.[5]

Res 2 – Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti Merkez Teşkilatı 1933

1921 yılı ortalarından 1923 Ekim’ine kadar göçmenleri yerleştirme ve onlara yardım işleri de Vekâletin omuzlarına yüklenmiştir.

Bu yıllarda göçmen ve yetimlere yardım için Meclis’e âdeta önerge ve kanun teklifleri yağmıştır. Savaş döneminde Meclis’teki Mebusların çoğu yaralı askerlerin tedavisine koşmuştur.[6]

Bakanlık 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 3017 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilât ve Memurin Kanunu’na göre gerekli görülen yerlerde hastaneler, sanatoryumlar, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri, doğum ve çocuk bakım evleri, kuduz tedavi müesseseleri gibi tedavi kurumları kurmakla görevlendirilmiştir.

Res 3 – İlk Sağlık Bakanları

24 Aralık 1921’de Doktor Refik (Saydam) Bey’in istifası üzerine Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekilliğine seçilen Sinop Millet Vekili Dr. Rıza Nur tarafından okunan ilk hükümet programında;

 “Umuru Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye hususunda hali hazırı malimizin müsait olabildiği kadar ve mümkün mertebe iktisada riayet olunarak azami fevaidi sıhhiye ve muaveneti içtimaiye teminine çalışılacaktır. Ahalinin ve memlekette mevcut müessesatı sıhhiyenin edviye ve levazımı sıhhiye hususunda müşkülata uğramamaları için şimdiden bu gibi levazımın memlekete ithaline say olunuyor. Elimizde mevcut edviye ve eczayı tıbbiyeyi israf etmemek üzere kullanırsak bu buhranlı devreyi kolaylıkla atlatabileceğimizi zannediyoruz. Emrazı sariyenin lehülhamd memlekette bu sene evvelki harb senelerine nispeten pek az olduğunu hamdı şükranla zikretmekle beraber bu gün emrazı içtimaiye namı altında zikrolunan malarya ve frenginin tehdidi mazarratı için diğer şuabatı idare ile mütfehiden ittihazı tedabir olunacağını söylemek isteriz.”

açıklaması yapılmış, Bakanlık aktif bir şekilde çalışmaya başlamıştır.[7]

Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte Devletin tüm kurumlarında olduğu gibi Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâletinde de (Sağlık Bakanlığı) örgütlenme yapısı yeniden ele alınmıştır.  Cumhuriyet Dönemi’nin ilk Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekili (Sağlık Bakanı) olan ve yaklaşık 14 yıl boyunca Bakanlık görevinde bulunmuş olan Doktor Refik Saydam döneminde sağlık alanında bir çok yasal düzenleme yapılmış ve bir çok yeni sağlık kurumu kurulmuştur. Buna paralel olarak Vekâletin de merkez ve taşra örgütünde gerekli düzenlemeler yapılmıştır.[8]

1923 yılında ülke genelinde, 3 Memleket Hastanesi, 6 Belediye Hastanesi, 45 Özel İdare Hastanesi ve 32 Özel, Yabancı ve Ekalliyet Hastanesi bulunmaktadır. Bakanlık, il özel idarelerince kurulmuş bulunan ve önceleri “Gureba Hastanesi” daha sonra “Memleket Hastanesi” denilen kuruluşların yeniden düzenlenmesi için yol göstermekte ve maddi destek vermektedir.

Diğer taraftan tüm illere örnek olması amacıyla, ilk olarak 1924’te Ankara, Diyarbakır, Erzurum ve Sivas Numune Hastaneleri’ni açmıştır. Numune Hastaneleri’ne paralel olarak 1924 yılında İstanbul Çocuk Hastanesi, Zonguldak Özel İdaresi’ne ait Memleket Hastanesi ve Vakıflar İdaresi’ne bağlı İstanbul Gureba Hastanesi Bakanlığa bağlanmıştır. Bu gelişmelerin yanında Bakanlık tarafından bazı kentlerde yeni devlet hastaneleri inşa edilmiş ve 1954 yılından sonra Özel İdarelere ait olan “Memleket Hastaneleri” (6134 sayılı yasa ile İl Özel İdareleri’ne, Belediyelere ve Vakıflara bağlı tüm hastaneler) Sağlık Bakanlığı’na bağlanarak devralınmıştır. Devir işlemleri sonrasında adları Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti (Sağlık Bakanlığı) tarafından “Devlet Hastanesi” olarak değiştirilmiştir.[9]

Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra inşa edilen “Memleket Hastaneleri” Konya, Manisa, Kütahya, Yozgat, Tokat, Çanakkale, Mersin, Antalya, Van, Kırşehir, Ağrı, Ordu, Amasya, Eskişehir, Niğde, Bilecik, Bursa, İzmir, Kocaeli ve Samsun Kastamonu, Denizli, Gümüşhane, Çorum, Malatya, Aydın, Burdur, Çankırı illerinde açılmıştır.[10]

Hastanelerin ve onu takiben sağlık örgütlerinin yurt çapına dağılması 1840 yılından itibaren başlamış, artarak devam etmiştir. İlk açılan hastanelere Gureba Hastanesi adı verilmiştir. II. Abdülhamid zamanında açılan hastanelere “Hamidiye Hastanesi” denilmiştir.[11]

Ülkenin farklı yerlerinde kurulan bu hastaneler siyasi, toplumsal değişimlerin uğrak yerlerinden olmuşlardır. Bunun bir göstergesi hastanelerin isimlerinin siyasi döneme göre değişmesidir. “Gurebâ Hastaneleri” ve “Hamidiye Hastanesi” adıyla kurulan hastaneler İttihat Terraki dönemi ile birlikte ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında “Memleket Hastaneleri” adını almışlardır. Bir kısmının ismi 1940’larda “Millet Hastanesi” olarak değişmiş, çoğunlukla da 1950’lerde Sağlık Bakanlığı’nın kurulması ile birlikte “Devlet Hastanesi” olmuştur. 

Res 4 – Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekaleti Taşra Teşkilatı 1933

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte her ile bir Sağlık Müdürü görevlendirilmiştir. Görevlendirilen bu sağlık müdürleri tarafından bulundukları şehirlerdeki, yaşanan sıkıntıların tespiti ve şehrin genel vaziyetine ilişkin bilgilerin toplanması istenmiştir. Toplanan bu bilgiler ışığında on sekiz il için Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası  başlığı adı altında kitaplan hazırlatılmıştır.[12]

1919–1925 Yılları içerisinde düzenlenen o yıllara ait bilgileri içeren bu kitaplar, Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu ve Trakya coğrafyasının genel durumuyla birçok bilgiliyi içermesi nedeniyle özel bir öneme sahiptir.

Bu kitaplara bakıldığında bir plan dahilinde düzenlediği açıkça görülmektedir. Bakanlıktan gönderildiği düşünülen plana göre bu eserler altı bölümden oluşmaktadır.

1. Kısım sınırlar, dağlar, nehirler, göller madenler, ürünler vb. konulardan

2. Kısım iklim,

3. Kısım nüfus, sosyal yapı, geçim yolları, eğitim, gelenek ve görenekler vb. konulardan

4. Kısım hastaneler, eczaneler, okul ve medreseler, oteller han ve hamamlar, fabrikalar vb. konulardan

5.  Kısım hastalıklardan,

6. Kısım ise doğum ölüm istatistikleri, hastalık istatistiklerinden bahsetmektedir.

Yukarıda görüleceği gibi bu çalışmalarda sadece sağlık alanında değil, çalışılan bölgenin tarihi, coğrafyası, eğitimi, kültürü, nüfusu, ekonomik yapısı, sağlık ve sosyal unsurlarına ilişkin birçok bir bilgiye yer verilerek ilk tespitler yapılmış, yeni kurulan Devletin geleceğine yön verilmiştir.

Bu çalışmalarda Ülkenin o yıllardaki idari bölümlenmesine göre Ankara, Kırkkilise (Kırklareli), Bayezid (Ağrı), Çatalca, Gazi Ayıntab (Gazi Antep), Gelibolu, Hamidabad (Isparta), Kastamonu, Kayseri, Kengırı (Çankırı), Kırşehir, Konya Muğla (Menteşe), Niğde, Sivas, Sinop, Urfa (Şanlı Urfa) ve Zonguldak vilayet yada sancakları ile ilgili olan kitaplar Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâletince (Sağlık Bakanlığı)  bastırılarak yayımlanmış, Erzurum ile ilgili kitap yayınlanamamıştır. Son olarak Sivas iline ait kitap 1932 yılında basılmıştır.[13]

Kırklareli için Doktor Ahmet Hamdi Bey tarafından Osmanlıca yazım dili ile hazırlanan kitap ise, 1925 yılında Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası Kırkkilise Vilayeti adı ile basılmıştır. Aşağıda söz konusu kitaba ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır.

Kırklareli Adının Kaynağı

Trakya’da şirin bir şehir olan Kırklareli’nin yazılı tarih öncesini aydınlatacak çok az bilgi bulunmaktadır. Roma ve Bizans dönemlerine aitte pek fazla bilgi bulunmayan, Osmanlının son dönemlerinde önem kazanan Kırklareli’nin bilinen ilk adı, Ptolemeos Klaudios’un (M.S. 150) Geografika adlı eserinde birçok meyvenin yetiştiği yer anlamına gelen, “Karpodaimon” olarak geçmektedir.[14]

Kırklareli’nin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Rumlar tarafından Saranda Ekklesies, Bulgarlar tarafından Lozengrad adı verilen şehir, zaman içerisinde, Karpodaimon, Tarpodison, Herakliya, Vrisium, Verise, Bozilli, Nerisse, Aya Saranda, Dessarakendi Eklisite, Kırkkimse, Kırkkimesne ve Kırkkilise adları ile anılmıştır.[15]

Kırkkilise ismi Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da kullanılmaya devam edilmiştir.

Kırkkilise’li Milletvekili Doktor Ali Fuat Umay’ın 4 Aralık 1923 tarihli önergesi ile,[16] şehrin Kırkkilise olan adı, 20 Aralık 1924 tarih ve 537 Sayılı Kanun ile Kırklareli olarak değiştirilmiştir.[17]


[5] Yrd.Doç.Dr. Zafer Koylu Sıhhiye-i Muavenet-i İçtimaiye Vekâletinin Kuruluşu ve Yapılan Yasal Düzenlemeler  (1920-1923) 10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildirisi, 2008, S.1063, 1064, 1065

[6] Dr.Meliha Özpekcan TBMM Tutanaklarına Göre Cumhuriyet’in İlk On Yılında Sağlık Politikamız / https://www.tarihtarih.com/

[7] Gürkan Tekin a.g.e. S.29

[8] Gürkan Tekin a.g.e. Önsöz

[9] Oya Şenyurt- Özden Senem Erol, Cumhuriyet Dönemi Sağlık Politikaları ve Kocaeli Memleket Hastanesi, http://www.mimarlikdergisi.com/ Sayı 391, 2016

[10] Oya Şenyurt- Özden Senem Erol, a.g.e.

[11] Kenan Göçer, Bezmiâlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi, Doktora Tezi, S.55, İstanbul, 2012

[12] Türkan Doğruöz Kırklareli Tarihine Işık Tutacak Bir Eser: Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası Kırklareli Vilayeti http://www.historystudies.net/ S.276

[13] Gürkan Tekin a.g.e. S.33

[14] Sema Sandalcı, a.g.m., s. 105.; Doğu Trakya Kırkkilise, http://karpodaimon.blogspot.com/2011/  05/blog-post_536.html, (07.09.2011),  s. 1

[15] Sema Sandalcı, “Kırklareli İlinin Adları ve Anlamları Üzerine İnceleme”,  Yıldız Dağları ve Yakın   Çevresi Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul 2006,  s. 104.

[16] T.B.M.M., Kırkkilise İsminin Kırklareline Tahvili Hakkında Takrir,   http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d02/c010/b016/tbmm020100160469.pdf

[17] Ali Rıza Dursunkaya,  Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik,  Kırklareli 1948, c. 1,  S. 55,

Facebookmail