Kırkpınar Müzisyenleri; Zurnada Peşrev

Tarihi altı buçuk asrı devirip yedi asra doğru yol alan Tarih Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin günümüze taşınmasında sahip olduğu kendine kimlikli unsurlar büyük rol oynamaktadır. Gelenek içinde “güreş havaları” olarak genelleyebileceğimiz Kırkpınar müzikleri, bu unsurların üst sıralarında kendine yer bulmaktadır. “Zurnada peşrev aranmaz” sözü ise Kırkpınar müzisyenleri için ancak bir laf-ı güzaftan ibarettir.

Zurnada Peşrev…

“Zurnada peşrev aranmaz, ne çıkarsa bahtına…” atasözü; rastgele yapılan işlerde kural aranmayacağını, suyun akıp yatağını bulacağını, işlerin gideceği yere kadar kendi olağanlığında gideceğini anlatmak için kullanılmaktadır.

İstanbul’un önde gelen beylerinden biri vaktin birinde küçük bir kasabada yapılan bir düğüne davet edilmiş. Sırmadan cepkenli, atlastan kaftanlı bey en baş köşeye oturtulup, karınca kararınca ağırlanmış. Buna rağmen bir türlü memnun olmayan konuk, düğün boyunca kibir dolu, küçümseyen, alaycı bakışlarla etrafını süzmüş durmuş. “Bitse de gitsek !” dercesine tavırları ev sahibinin dikkatini çekmiş. Düğünde çalan zurnacıyı, konuğunu memnun etmesi için yanına göndermiş. Zurnacı zormuş : “Beyim, çalmamı istediğiniz bir şey var mı ?” Konuk zurnacıya şöyle tepeden tepeden bir bakmış. Alaycı tavırlarla; “ Ah, be zurnacı ! Benim istediğim peşrevi ne sen çalabilirsin, ne senin çaldığın zımbırtıyı ben dinleyebilirim.” demiş. Zurnacı bu duruma çok içerlemiş. Düğün meydanının ortasına durmuş. İstanbullu konuğun beğeneceği türden çalınması en zor, en maharet isteyen eserleri herkesin ağzını açık bırakacak bir ustalıkla çalmış.

Hikaye böyle… Birazdan Edirneli müzisyenlerden bahsederken size bir daha hatırlatıcağız.

Kırkpınar Davul Zurna Ekibi © Dinçer ALABAŞOĞLU
Kırkpınar Havaları…

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin olmasa olmazlarından olan ve genel olarak “güreş havaları” diyebileceğimiz müzik, geleneksel kıyafetler giyen kalabalık bir davul zurna ekibi tarafından icra edilmektedir. Güreşlerin ritmini belirleyen, tutkulu güreş seyircisinin beklentilerini köpürten ve dikkatini güreşlere çeken davul zurna ekibi, usta çırak ilişkisi ile yetişmiş, farklı yaş guruplarından olsalar bile müzikal hissedişi ve kabiliyetleri yüksek kişilerden oluşmaktadır.

Yağlı güreşlerin dualı çayırdaki ritmini takip eden davul zurna ekibi yavaş ve/veya hızlı ritimde eserlerini icra eder. Kırkpınar yağlı güreşleri sırasında iki ana ölçüde ( tartım ) güreş müziği icra edilmektedir. Bunlar; 12/4 ölçüde icra edilen “güreş havaları” ile 24/4 ölçü gözetilerek icra edilen “cengi harbi”dir.

Güreş havaları “Rumeli güreş havaları” ve “Anadolu güreş havaları” olarak iki ana kısımda sınıflandırılabilir. Rumeli güreş havaları daha çok Kırkpınar ile özdeşleşmiştir. Balkanlar, Trakya ve Batı Anadolu’daki yağlı güreş çayırlarında çalınan havalardır. Rumeli’ye özgü, hissedişi yüksek, çoğunlukla içli havalardır.

Kırkpınar Davul Zurna Ekibi © Özcan ÇELTİKLİ

Anadolu güreş havaları ise Rumeli havalarına göre daha hareketli ezgilerden oluşmaktadır. Köroğlu ve Sepetçioğlu varyantları bu havalardandır. Sadece yağlı güreşlerin değil karakucak güreşlerinin de yapıldığı çayırlarda duyabileceğimiz ezgilerdir. Hal böyle olunca; Akdeniz, Orta Anadolu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu güreşlerinde bu havalara sıkça rastlarız. Ağırdan başlayıp ceng-i harbi ritminin varyasyonları ile devam eden havalar bu gurupta yer alırlar.

Rumeli’den Anadolu’ya uzanan güreş sporunun yağıldığı tümden bir Türkiye coğrafyasına baktığımızda; mehter havaları, zeybek havaları, cenk türküleri, koçaklamalar, Rumeli ve Anadolu türküleri formunda birçok eser güreş havalarının sahip olduğu ölçü usullerine göre icra edilmektedir.

Buna karşılık Edirneli müzisyenlerin müzikal maharetleri ile ayrıcalık kazanan Kırkpınar havalarını özel kılan ise davul icrasında kendini gösterir. Halk müziği ve sanat müziği formlarında kullanılan icra usullerinde görülmeyen vurulmayan, hatta vurulamayan bir ritim örgüsü, en layıkıyla Edirneli müzisyenlerce icra edilebilen bir özgünlük söz konusudur. Bu özgün ritim, doğaçlama yapmaya elverişli zurna ezgilerine kucak açan bir enginliğe sahiptir.

Hikayeyi hatırlatma vakti geldi. Sizce de Edirneli müzisyenlerin gösterdiği “Zurnada peşrev aranmaz…” sözünü başa çalan bir maharet değil mi  ?

Eski Kırkpınarlara ait bir karede Kırkpınar müzisyenleri ve Kırkpınar Ağası görülüyor.

Güreş havalarının güreş sırasında taşıdığı bazı anlamlar da bulunmaktadır. Örneğin;

Güreşlerin başında yapılan eşleştirmeler sırasında “Hızır ( huzur ) havaları” çalınır. Güreşler başladığında ise “Cengavi92” havalarına geçilir. Curcuna cenk havaları ile, kaybetmek üzere olan pehlivana dikkat etmesi, kazanmak üzere olan pehlivana da kendine güvenip gevşememesi için adeta ikazda bulunulur.

Cazgırın pehlivanlarla helalleşmesini güçlendiren bir hava olarak vurulan ceng-i harbi ezgisi ve pehlivan cengi harbi usulü er meydanında musikinin işlevinin anlaşılması bakımından önemlidir. H. Murat Şahin, cazgırın helalleşmesi ve cenk havalarının çalınışı arasındaki bağı şöyle açıklamaktadır:

Cazgır, pehlivanları kıbleye doğru sıraya sokarak, seci’li cümleler okur. Sonra mukaddes isimleri sayarak, pehlivanların, pir–i Hz. Hamza (R.A.)’ya salavat getirip, pehlivanları salavata davet ederek helalleştirir. Böylece pehlivanlara ölüm ve yenilgi hatırlatılarak, güreşin bir cenk olduğu söylenir. Yağlı güreşte, cenk havalarının çalınışı bu yüzdendir.

Kırkpınar’ın unutulmaz pehlivanlarına ithaf edilen havalar içerisinde “Adalı Halil Havası” özel bir yere sahiptir.

Anadolu havaları arasında ise; Elmalı Tarihi Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’nde çalınan “Yörük Ağa” ezgisi ile Adana karakucak güreşlerinde çalınan “Köroğlu” ezgileri, bu yöre güreşlerin olmazsa olmazlarındandır.

Kırkpınar müziğinde usta çırak ilişkisi © Özcan ÇELTİKLİ

Güreşlerin yavaşladığı, seyircinin sıkıldığı anlarda müzikteki ritmin yükselmesi çayırdaki güreşçilere adeta bir ihtar gibidir. Öte yandan, çayırın kalabalık olduğu zamanlarda bir köşede ritmi yükselen bir müsabaka, dikkate değer bir güreş oyunu varsa seyircinin bakışlarını o müsabakaya çevirmeleri için de müzik yardımcı bir unsurdur. Davul zurna ekibi, hakemden sonra adeta ikinci bir göz gibi sahadaki güreş oyunlarını takip etmektedir.

Öte yandan söz ve müziği aynı zamanda bir eğitimci, yazar ve şair olan Beyazıt SANSI’ya ait olan ve SANSI’nın 1995 yılında bestelediği Kırkpınar Marşı isimli eser, 2004 yılında Edirne Belediye Meclisi’nde alınan kararla Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin resmi marşı kabul edilmiştir.

Fotoğraflar : Özcan ÇELTİKLİ / Kırkpınar Arşivi / Dinçer ALABAŞOĞLU

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail