Baba Fingo’yu Beklemek

Günümüzde sokak ağzının, argonun en çürümüş sözcüklerinden biri olarak kabul edilen “Babafingo”; Hıdırellez geleneğinin Roman vatandaşlar tarafından kendi ritüellerini kuşanarak kutlandığı formu olan Kakava‘ya dair çok özel bir figür, dünyanın dört bir yanına dağılmış çingene halkının suya yazılmış kadim mitolojisinin baş aktörüdür.

Romanlar’ın Hıdırellez’i; Kakava

Trakya’da bahar kutlamalarının en tepesinde şüphesiz Hıdırellez durur. Ruz-i Hızır inanışına yaslanarak kendi ritüellerini kuşanan Hıdırellez Balkanlar’da, Trakya’da ve Balkan göçmenlerinin yoğun yaşadığı İzmir, Bursa, Balıkesir, Çanakkale gibi şehirlerimizde hala büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Buna karşılık en bilineni Nevruz olmak üzere; Orta ve Ön Asya’dan Balkanlar’a kadar uzanan ve çoğunlukla Türk toplulukların yaşadığı çok geniş bir coğrafyada, beslendikleri kaynaklar ile kutlanışlarındaki nüansları birbiriyle örtüşen, yöresel isimlerle çeşitlenen daha pek çok bahar kutlamasına rastlarız.

Kakava ise günümüzde ancak Edirne ve Kırklareli’de, Hıdırellez ile iç içe geçmiş şekilde kutlanan ve yörede yerleşik Roman vatandaşlarımızca sıkı sıkıya sahiplenilen bir bahar kutlamasıdır. Şu durumda Kakava için “Romanların hıdırellezi” dersek hata yapmış olmayız. Kutlamalardaki amaç aynıdır. Bolluk, bereket dilekleriyle baharı karşılamak , kış mevsimiyle simgeleşen hastalıkları, sıkıntıları, yoksunlukları bertaraf etmek, doğanın yeniden uyanışı, tazelenmek, geleceğe dair umutların filizlenmesi…

Böylesi bahar kutlamalarında tüm bunları beraberinde getirileceğine inanılan, gizemli, başka alemlerden, mitolojik özellikleri olan figürler mutlaka olur. Hıdırellez için bu figürler geleneğe adını veren Hızır – İlyas iken, Bulgaristan başta olmak üzere Balkanlar’da baharı karşılayan Slav halklarında Mart Ana veya Mart Baba diye isimlendirilen insanüstü karakterlerdir. Yunan mitolojisinde ise Demeter baharı eteklerinde taşıyan tanrıçadır.

Kakava’yı karşılayan ve ne yazık ki yeryüzünde en hor görülen toplumlardan olan Romanlar içinse mitolojik özellikleri olan bu müjdeci, aynı zamanda kurtarıcı bir kişilik olarak görülen “Baba Fingo”dur. Yolu her bahar gözlenen ve hiçbir zaman gelmeyen “Baba Fingo”

Baba Fingo Gelecek, Bütün Dertler Bitecek

Hindistan’dan dünyanın her köşesine yayıldıkları görüşünde birleşilen çingene halkları, şüphesiz dünyanın en hor görülmüş, en ezilmiş, yersiz yurtsuz bırakılmış, bu sebeple dünyanın pek çok köşesinde yarı göçebe bir hayat süren topluluğudur. Bu durum tarih boyunca da böyle olmuştur. Hal böyle olunca, dünya üzerinde benzer süreçlerden geçmiş her toplumda olduğu gibi, onlar da kendilerini düzlüğe çıkaracak, yaşadıkları sıkıntılardan kurtaracak, hepsini bir araya getirecek bir önder özlemi duyarlar. Bir efsane ile adını diri tutmaya çalıştıkları liderleri ise binlerce yıldır hapsolunduğu sulardan çıkıp geleceğine inanılan “Baba Fingo”dur. Bu yüzdendir ki Hıdırellez geleneğinde olduğu gibi Kakava’yı karşılamanın ana mekanı da su boylarıdır.

Efsane şöyledir : Antik Mısır’da Firavun’un zulmü altında inim inim inleyen halklardan biri de daima hor görülmüş Koptlar yani o bölgenin o dönemdeki çingeneleridir. İnanışa göre Hz. Musa o mucizevi olayı gerçekleştirerek, Kızıldeniz’i ikiye yarar ve Firavun’un zulmünden kaçırabildiği topluluğu Kenan diyarına geçirir. Bir inanışa göre Hz. Musa ile birlikte hareket eden topluluğun içinde Firavun’un zulmünden en çok çekmiş olan Koptlar’dan da bir kesim vardır. Hz. Musa’nın yola düştüğü haberini alınca kendilerinde cesaret bularak ona katılmak üzere yola düşerler. Ne var ki, Hz. Musa ve beraberindekilerin oluşturduğu topluluğun gerisinde kaldıkları için farkedilmemişler, Kızıldeniz Hz. Musa’nın karşı kıyıya geçişinden sonra kapanınca dalgaların arasında kaybolmuşlardır.

Söylencenin bir başka anlatımında ise; Koptlar’dan bir topluluk Firavun’un emriyle Hz. Musa’yı Kızıldeniz boylarına kadar kovalayan savaşçılar arasındadır. Onu yakalamaları şartıyla Firavun’dan özgürlüklerini alacaklar, üzerlerindeki eziyet böylelikle sona erecektir. Başlarında ise “Baba Fingo” diye andıkları bir liderleri bulunmaktadır. Efsanenin bu versiyonuna göre, Hz. Musa karşı kıyıya geçince Kızıldeniz kapanır. Baba Fingo ve beraberindeki Kopt savaşçıları, firavunun diğer azgın askerleriyle birlikte Kızıldeniz’in sularına gömülür. Baba Fingo ölmemiş fakat lanetlenerek Kızıldeniz’in derinliklerinde hapsedilmiştir. Tüm bu olaylar, sözüm ona bir bahar gününde yaşanmıştır.

Söylenceli tarihin belirsizliğine mahkum rivayetlerden birinde ise olayın mekanı değişiverir. Baba Fingo ve beraberindekileri Hunlar’ın bozgunundan kaçmaya, bu defa Tuna Nehri’nden karşıya geçmeye çalışırken buluruz. Mekanlar ve zamanlar değişirken Baba Fingo’nun akibetiyse hiç değişmez. O yine sulara esirdir ve bir bahar sabahı sulardan çıkacak ve halkına yine önder olacaktır.

O gün bugündür Kakava’yı kutlayan Trakya’nın Romanlar’ı su boylarına inerler. Hıdırellezle benzer ritüelleri olan Kakava’yı kutlarken, yörede “hıdırlık” denilen dere boylarında, maddi manevi tüm kirlerinden arınırlar ve onları zamanın ötesinden gelerek bu makus, bu kem talihlerinden kurtaracak olan Baba Fingo’yu beklerler. Söylenceye göre Baba Fingo’nun üzerindeki asırlardır süren laneti, sulara hapsolunduğu böylesi bir bahar sabahı ortadan kalkacaktır. Baba Fingo gelecek, Roman halklarının ( yörede çingene toplulukları Roman diye anılmaktadır ) tüm sıkıntıları onun gelişiyle son bulacaktır.

Edirne’de Kakava

Hıdırellez’in Romanlar arasında kutlanan kendilerine özgüleşmiş versiyonu diyebileceğimiz Kakava, günümüzde Trakya’nın Kırklareli ve Edirne illerinde coşku dolu şenliklerle kutlanmaktadır. Kırklareli’deki şenlikler zamanın aşındırması ile bir kent festivaline dönüşerek özünden bir hayli uzaklaşmışsa da, Edirne’deki şenlikler 5-6 Mayıs tarihlerinde şehre on binlerce kişiyi toplayacak renklilikte ve güçtedir.

5 Mayıs akşam üzeri saatlerinde, sokak aralarında yakılan Kakava ateşleriyle başlar şenlikler. Günümüzde, turizmde yarattığı etki göz önüne alınarak, şenlikler Tunca nehri kıyısındaki Sarayiçi mevkiine alınmış ve şenliğin Romanlar’ın güdümündeki otantik işleyişine zarar vermeksizin yerel yönetimlerce desteklenmeye başlanmıştır.

Sarayiçinde alevleri metrelerce göğe yükselen Kakava ateşinin yakılmasıyla başlar şenlikler. Müziğin, Romanlar’ın tekelindeki o eğlencenin tarifi yoktur herhalde. Yandıkça çöken közlerin üzerinden üç defa atlanır. Böylece tüm hastalıkların, kötülüklerin, olumsuzluk çağrıştıran her türlü şeyin alevlerde yanacağı, ateşlerden atlayanların baharla tazeleneceğine inanılır.

Su boylarından taze bahar dalları, erguvanlar, karaçalı ve ısırgan otları toplanır. Akşam inerken evlere gelinir ve bu dallar bolluk bereket getirmesi ( taze bahar dalları ), kemlikleri evlerden uzak tutması ( karaçalı ve ısırgan dalları ) için evin kapısının üst tarafına asılır. Genç kızlar gelinlik ve damatlık giyerek sokak aralarında dolaşarak ertesi gün sürecek coşkuya davet edilir. Gecenin geç saatlerine kadar mahalle aralarındaki Kakava ateşleri yanmaya devam etmekte, müzik ve eğlence sürmektedir. Küçük çocuklar hatta yetişkinler kırlardan topladıkları bahar çiçekleri, kekik otları ile kokulandırılmış sular ile yıkanırlar. Tazelenirler.

Daha bir hafta önce Edirne arastalarından alınmış, kestirilip biçtirilmiş yeni fistanlar, alına al moruna mor yazmalar yatağın başucuna konur. Çünkü ertesi gün erken kalkılacak, Tunca boyuna inilerek nehrin sularında “Baba Fingo” aranacaktır.

6 Mayıs sabahı hava henüz tam aydınlanmadan yola düşülür. Herkes en süslü elbiselerini, evlenmek isteyen genç kızlar ve delikanlılar gelinlik ve damatlıklarını giyerler, şık şıkıdım takıştırıp, sürüp sürüştürürler. Acıçeşme mezarlığı boyundan Tunca kıyısına inilir. Sarayiçi’nde Adalet kulesinin dibindeki Fatih köprüsü hıncahınç doludur. Kağıtlara, oyalı mendillere, renkli kurdelelere yazdıkları niyetlerini, bezen bir çanağın içine oturttukları mumları gün ağarmadan nehrin sularına bırakırlar. Cesareti olanlar tüm bedenleriyle suya girerken, cesareti olmayanlar ya ayaklarını sokarlar ya da elini yüzünü Tunca’nın sularında yıkarlar. Tüm bu keşmekeşin ortasında dikkat kesilip bir gün sudan çıkıp gelmesini, onları tüm bu dertlerden çekip çıkarmasını  umdukları “Baba Fingo”yu gözlerler. Aynı zamanda Hıdırellez de olan 6 Mayıs günü dere boylarında düzenlenen aile boyu pikniklerle sürdürülür, Baba Fingo’yu görme umudu yine bir sonraki seneye bırakılır.

Yazı içi fotoğraflar : Özcan ÇELTİKLİ


Trakya’da bahar kutlamaları için Trakya’da Halk Takvimi, Trakya’da Hıdırellez ve Trakya’da Kakava Geleneği yazılarımıza göz atabilirsiniz.

 

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail