Volçan Köprüsü

Volçan Köprüsü, Türkiye-Bulgaristan sınırının önemli bir bölümünü çizen ve Kırklareli il sınırları içerisinde, Istrancalar’dan doğan Rezve Deresi üzerinde yer almaktadır. Yapım tarihi kesin bilinmemekle birlikte mimari özellikleriyle geç Osmanlı’ya tarihlenen Volçan Köprüsü’nün bir ayağı Türkiye’de Kırklareli sınırlarına basmakta, diğer ayağı ise Bulgaristan sınırları içinde kalmaktadır. Köprünün altından geçen Rezve Deresi ise iki ülkenin sınırını çizmektedir.

Volçan Köprüsü © Samet AKALIN

Volçan Köprüsü, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Boztaş köyünün yaklaşık 5 kilometre kuzeybatısında, İncesırt köyünün ise 4.7 kilometre kuzeydoğu yönünde, orman dokusu içerisinde konumlanmıştır. Bu haliyle bölgeye araç ile ulaşım sağlanamamaktadır. Buna rağmen çeşitli sebeplerle yoğun tahribata uğramış bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Köprü yukarıda da bahsettiğimiz üzere geç Osmanlı özellikleri göstermekle birlikte tam yapım tarihi hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Günümüzde Türkiye tarafında yer alan tek kemeri sağlam kalabilmiş köprü aslında üç kemerli olarak inşa edilmiştir. Yıkılmış ve taşları etrafa dağılmış köprünün kemer ayaklarından anladığımız kadarıyla orta kemer açıklığı 10 metre civarında, orta kemerin iki yanına konumlanmış iki kemer ise yaklaşık 7 metre açıklığa sahiptir. Volçan Köprüsü’nün Türkiye kısmında, kısmen ayakta kalabilmiş bölümünden köprünün 5 metre eninde olduğu sonucunu çıkarabiliyoruz.

Volçan Köprüsü’nden günümüze tek kemeri ulaşmıştır © Samet AKALIN

Köprünün bugün adıyla anıldığı Volçan’ın kim olabileceği ile ilgili mistik anlatımlar olsa da kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bugünkü Bulgaristan sınırları içesinde kalan fakat köprünün yapıldığı dönemlerde bir Osmanlı toprağı olan Haskova civarında doğduğu rivayet edilir. Osmanlı’nın bu civardaki yönetici kadroları ile ilişkilerinin iyi olması hasabiyle olan bitenlerden önceden bilgi sahibi olabilmesini, Osmanlı’nın gücünü kırarak Bulgar milliyetçiliği lehine kullandığı ve bunu Balkanlar’dan Trakya’ya uzanan bir coğrafyada eşkiyalık yöntemleriyle sağladığı anlatılmaktadır. Zaman zaman Ruslar’dan aldığı lojistik destekle Osmanlı’nın bu bölgedeki askeri gücüne ve yöre halkına zarar zaiyat verdirdiği, Bulgar nüfus tarafından kahramanlaştırılarak destekçilerini artırdığı, eşkiyalık faaliyetlerini zaman zaman Anadolu topraklarına da taşıdığı söylenceli tarih içinde yer almıştır. Osmanlı’ya ait bir hazineyi Trakya toprakları üzerinden kaçırdığı, hepsini taşıyamayacağı için belli yerlere gömerek peşindeki askerlerden kaçtığı üzerine defineci hikayeleri onu günümüzde hala meşhur eden bir başka ayrıntıdır.

Volçan Köprüsü’nün tahrip olan kemerlerinden biri © Samet AKALIN

Köprünün yaşadığı tahribatla ilgili de rivayetler çeşitlidir. Balkan Savaşları sonrası yaşanan göçler neticesinde iki yaka arasındaki irtibatı keserek kaçanların kendini güvene almak istemeleri kadar Osmanlı’nın peşlerine düştüğü eşkiyaların da bunu yaptığı şeklinde anlatımlar mevcuttur. Doğal sebeplerin köprüye ciddi yara verdiği şüphesiz bir gerçektir. Bunlara bir de Volçan’ın kaçırdığı rivayet edilen ve efsane gibi dilden dile anlatılan  hazinesinin peşine düşen tarih ve kültür yağmacıların eklendiği çok açıktır.

Volçan Köprüsü’nün ayakta kalmayı başarmış kemeri © Samet AKALIN

Son yıllarda doğa yürüyüşü düzenleyen ekiplerin ilgisini çeken Volçan Köprüsü, sınıra yakın olması sebebiyle ancak ilgili mercilerden gerekli izinler alınarak görülebilmektedir.

Fotoğraflarıyla katkı veren Samet AKALIN‘a teşekkürlerimizle…

Facebooktwittergoogle_pluspinterestmail